Çocuk Yetiştirmede Mizaç Tiplerinin Önemi

Haziran 2014 | Bf, Kooperatif Uzmanı
‘Ey sevgili oğlum, Allahtan başkasını ilah olarak tanıma (Lokman 13)
‘Yavrucuğum; namazında devamlılık göster, doğru ve yararlı olanı emret, kötüden ve yanlıştan vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabır göster. Bunlar azim ve kararlılık gösterilmeye layık şeylerdir. Gururlanarak insanlara üstünlük ve kibir taslama, yeryüzünde küstahça- böbürlenerek yürüme… Davranışlarında ölçülü ve dengeli ol, kaba ve yüksek sesle konuşma.(Lokman 17-19)
Hz. Lokmanın çocuğuna verdiği bu tavsiyeler bir ebeveynin çocuğu ile ilgilenerek konuşmasının ve eğitmesinin ne kadar gerekli ve önemli olduğunu göstermektedir. Başta Hz. Muhammed s. A. V olmak üzere peygamberlerin ümmetlerine ve evlatlarına verdikleri tavsiyeler ve gösterdikleri örnek davranışlar; eğitim ve terbiyenin hem bir sorumluluk hem de kutsal bir görev olduğuna işaret etmektedir.
Peygamber efendimizin en belirgin özelliklerinden birisi çocuklara çokça sevgi ve şefkat göstermesidir. Oğlu olan İbrahim süt emme çağında iken onu koklar, öper ve kucaklardı (Müslim fedail 63 )
‘Dünyada iki reyhanım’ dediği Hasan ve Hüseyin’i sık sık yanına çağırıp sever ve bağrına basardı.
O kendi evlat ve torunları dışındaki çocuklara da sevgi gösterirdi. Usame bin Zeyd şöyle diyor; ‘Resullullah beni bir dizine, Hasanı da diğer dizine oturtur sonra da ikimizi birden bağrına basar ve ey rabbim bunlara rahmet et, ben de bunlara merhametliyim derdi’ (Buhari edep 22)
Resullullah çocukların başını okşar, bineğine alır, sevdiğini ifade eder, hal ve hatırlarını sorar, onlarla şakalaşır, rastladığında selam verir, onları eğlendirir, omzuna ve sırtına bindirirdi.
Hz. Enes Peygamberimize on yıl hizmet etmiştir. Yaptığı işler zaman zaman Resullullah’ın istediği gibi olmasa da kendisine bir kez olsun kaba söz kullanmadığını, vurmadığını, azarlamadığını, surat asmadığını, ayıplamadığını anlatmaktadır. Hz. Peygamber çocuklara adil davranır; sevgide ilgide ve şefkatte onları birbirinden ayırt etmezdi. O bize şu tavsiyede bulunmaktadır. Çocuklarınızın arasını eşit tutun’ (Ebu Davud 3544)
O; her insanın kabiliyet ve yeteneğine, imkân ve ihtiyaçlarına uygun şekilde davranmış ve en verimli şekilde istihdam etmiştir. Sesinin etkileyiciliği ve bu konudaki kabiliyeti nedeniyle Hz. Bilal’i müezzin tayin etmiş, hitabet ve ikna kabiliyetini gördüğü Musab bin Umeyr’i tebliğ için Medine’ye göndermiş, sakin ve barışçıl tabiattaki Hz. Osman’ı barış anlaşmaları ve ihtilafları çözmek için görevlendirmiştir.
Allah insanların biyolojik yapısını (boy, renk, cinsiyet vs.) farklı şekillerde yarattığı gibi psikolojik yapılarını da değişik imkân ve kabiliyetlerde yaratmıştır.
Bazı insanlar daha sakin iken bazıları daha hareketlidir. Bazıları daha duygusal iken diğer bazıları akıl ve mantık ağırlıklıdır. Bazı kişiler halim selim iken bazıları çabuk öfkelenebilirler. Kimileri pratik el becerilerine daha yatkınken kimileri de teorik ve zihinsel yönde daha yeteneklidirler.
Bu açıdan baktığımızda çocuklarımızın bizden ve diğer çocuklardan farklı imkân ve kabiliyetleri olabileceğini bilmeliyiz.
Eğer çocuğun kişilik ve mizaç yapısını doğru tespit edip anlayabilirsek onun gelişmesi için en uygun olan tutum ve davranışları sergilememiz de kolay olacaktır.
Yapılmış birçok bilimsel gözlem ve araştırmalar çocukların neredeyse doğumdan itibaren gözlemlenebilen farklılıklarına dikkat çekmiştir. Bazı çocuklar; korku nedir bilmezken bazıları her yeni durumu korku ve kaygıyla karşılama eğilimindedirler. Bazı çocuklar, gördükleri ve akıllarına gelen her şeyi denemeye eğilimliyken bazıları da yeniliklere daha mesafeli olup bildikleri ve alıştıkları şeyleri devam ettirme eğilimindedirler. Yine bazı çocuklar zorlu şeylerle karşılaştıklarında bütün enerjilerini ve imkânlarını kullanarak zorun üstesinden gelmeye eğilimliyken bazıları ise zorlu şeyler karşısında kendini geri çekmeye ve daha kolay olana yönelmeye eğilimlidirler
ŞUNU HER ZAMAN HATIRDA TUTMALIYIZ:
Hiçbir kişilik ve mizaç yapısının bir diğerine genel bir üstünlüğü yoktur. Bir diğer ifadeyle daha iyi veya daha kötü bir kişilik ve mizaç yoktur. Ancak farklılık vardır. Nasıl ki bir elma çekirdeğinden, portakal olmasını beklemiyorsak; çocuğumuzun mensup olduğu mizaç yapısından da onun için imkânsız olanı beklememeliyiz.
Her anne-babaya düşen şey; o mizaç yapısının imkân ve potansiyellerini tespit edip anlayarak çocuğun olumlu gelişimi yönünde tutum ve davranış sergilemektir.
Kısacası; size verilen bir elma çekirdeğinden bir portakal elde edemezsiniz. Ama o elma çekirdeğinden; sağlıklı, gelişkin, olgun bir elma mı yoksa kurtlu, çürük, ham bir elma mı olacağı siz anne-babaların tutumuna ve çevresel şartlara bağlıdır. Örneğin çok hareketli ve cesur yapıdaki bir çocuğu sakin, halim selim bir hale getirmeniz çok zordur ama onun cesaret ve enerjisini olumlu ve faydalı alanlara yöneltebilirsiniz.
İşte bu yüzden bize hediye edilen her bir çocuğumuzun öncelikle yapısını yani mizaç özelliklerini anlamaya çalışmalıyız. İşte bu nedenle eğer ebeveynler çocuklarına faydalı olmak ve bilmeden de olsa zarar vermek istemiyorlarsa hem kendi mizaçlarının farkında olmalı hem de kendi mizaçlarının çocuklarının mizacına ve beklentilerine uyup uymadığını düşünmelidir. Mesela siz çok sakin ve mantıklı davranan bir ebeveyn olabilirsiniz ama çocuğunuz çok hareketli ve duygusal olabilir. Veya siz çok cesur biri olduğunuz halde çocuğunuz korkuya eğilimli olabilir. Bu durumda çocuktan kabiliyetli olmadığı alanlarda çok şey beklemek, onu zorlamak veya ayıplamak yanlış olacaktır.
Dolayısıyla ebeveynler çocuklarını yetiştirmeden önce kendilerini yetiştirmelidirler.
“Anne-baba her bir çiçeğin kendi renginde ve kokusunda açıp gelişmesi için gerekli bakımı yapan bahçıvan gibidir. O çiçek hangi renkte ise o şekilde açacaktır. Onun rengini değiştirmeye çalışmak, onun rengini beğenmemek veya onu istediğimiz renge boyamaya çalışmak yanlış olacaktır. ”
Üç tür ebeveynlik vardır;
· Biyolojik ebeveynlik; bir çocuğun biyolojik oluşumu için gerekli olan bedensel yeterlilik ile ilgilidir.
· Psikolojik ebeveynlik; kendinin ve çocuğunun mizaç ve kişilik yapısının farkında olarak çocuğunun zihinsel-duygusal ve davranışsal düzeyde gelişmesi ve yetkinleşmesi için gerekli olan tutumu gösterebilme yeterliliğini ifade eder.
· Ruhsal ebeveynlik ise; manevi (ruhsal) açıdan bilgeliğe, hakikate, sonsuz sevgi ve şefkate ermiş olarak çocuğunun imkân ve kabiliyeti nispetinde bu ruhsallığı yansıtabilme yeterliliğidir.
Yüzyıllardır yapılmış olan gözlem ve değerlendirmeler en temelde DOKUZ FARKLI MİZAÇ YAPISI olduğunu göstermiştir. Bu yapıların çekirdeği doğuştan gelmekte olup zaman zaman anne babadan çok farklı olabilmektedir.

Mükemmeliyetçi ve kuralcı mizaç yapısı
Bu mizaç yapısındaki çocuklar; düşünerek hareket eden, uslu, ciddi, ne yaptığına dikkat eden, titiz ve düzenli olmaya eğilimli, “doğruyu ve yapılması gerekeni gözleyen-soran ve onu yapmaya çalışan, bir şeyi hatalı, eksik ve yanlış yaptıklarında bu durumdan oldukça rahatsız olan, mantıklı, yanlışlık yapmaları halinde suçluluk duygusunun çabuk geliştiği, haksızlığa uğramaları halinde ise kolay öfkelenen bir yapıya sahiptirler.

Yardımsever ve duygusal mizaç yapısı
Bu mizaç yapısındaki çocuklar çok duygusal, sevecen, merhametli, yardımsever sıcakkanlı, insanlarla çabuk kaynaşabilen, arkadaş canlısı, çabuk ağlayan, çevresinden ilgi ve sevgi bekleyen, kendisini sevdirmeye ve beğendirmeye çalışan, yakın temastan hoşlanan, çabuk alınıp kırılabilen, alınıp küsebilen bir yapıya sahiptirler.

Azimli ve hırslı mizaç yapısı
Bu mizaç yapısındaki çocuklar; hırslı, enerjik ve rekabetçi olup kendinden emin gözüken, “ başarmak ve takdir edilmek isteyen”, yenilgiyi ve başarısız olmaya tahammül edemeyen amaçlarına kolayca motive olup hedefleri doğrultusunda –duygularına takılmadan- sonuca ulaşıncaya dek çaba gösteren ve bir ortamda ne söylemeleri, nasıl hareket etmeleri gerekiyorsa ona uygun davranma becerisi gösterebilen bir yapıya da sahiptirler.

Hassas ve hüzünlü mizaç yapısı
Bu mizaç yapısına sahip çocuklar; duygusal açıdan hassas, kolay incinebilen, hüzünlü, merhametli, karşısındakilerin duygularını anlamaya çalışan, içten ve dost canlısı, içlerinden geldiği gibi davranan, bazen aktif ve canlı olsalar da, bazen de yalnızlığa ihtiyaç hissedip kendi duygu dünyalarıyla baş başa kalmaktan hoşlanan, duygusal iniş çıkışları çok sık yaşayan bir yapıya sahiptirler. Duygusal olarak kolay incinirler fakat genelde bunu pek belli etmezler. İncindiklerinin çevresindekiler tarafından fark edilmesini ve anlaşılmasını beklerler.

Düşünceli ve mesafeli mizaç yapısı

Bu mizaç yapısındaki çocuklar genellikle içe dönük, sessiz, bilgiye ve öğrenmeye meraklı, çekingen, gözlemleyen, çok düşünen, korkuya çok eğilimli, yalnız kalmayı seven, insanlara karşı mesafeli, fiziksel yakınlıktan ve temastan pek hoşlanmayan, çevresinde olan bitenleri sessizce gözlemleyen, duygusallıktan oldukça uzak bir yapıya sahiptirler. Dikkat çekmekten, göz önünde olmaktan özellikle kaçınan bu çocuklar; toplumun uzağında veya kenarında olmayı daha çok tercih ederler.

Tedbirli ve kaygılı mizaç yapısı
Bu mizaç yapısındaki çocuklar; kontrollü ve temkinli davranan, güven ve emniyet arayan, ilişkilerinde nispeten çekingen olan, çabuk endişelenen, güçlü ve kendisini koruyan bir otoriteye bağımlı, olası en kötü ihtimalleri hesaplayan, gelecek ile ilgili kaygılar taşıyan, tedbirli ve çekingen hareket etmeye eğilimli, karar vermekte zorlanan veya verdikleri kararları yakın çevresine onaylatan, zaman zaman özgüven problemi yaşayan ve mutlaka “ bilen bir otoriteye” ihtiyaç duyan bir yapıya sahiptirler.

Meraklı ve hareketli mizaç yapısı
Bu mizaç yapısındaki çocuklar çok hareketli, konuşkan, dışa dönük, neşeli, iyimser, muzip, şakacı, heyecan ve maceradan hoşlanan, keyiflerine çok düşkün çocuklardır. Hayal dünyaları çok geniş olan ve sorunlar karşısında derhal pratik çözümler üreten, acı ve sıkıntılardan kaçan, bir şeye uzun süre odaklanmakta zorlanan, kolayca dikkati dağılabilen, aynı şeyleri yapmaktan çok çabuk sıkılan, yenilik ve değişiklik arayan, meraklı (özellikle her şeyi kurcalamayı seven) ve maymun iştahlı, rahat ve biraz da umursamaz bir yapıya sahiptirler.

Cesur ve güçlü mizaç yapısı

Bu mizaç yapısındaki çocuklar; cesur, korkusuz, çevresindekileri yönlendirmek ve yönetmek isteyen ancak yönetilmekten hoşlanmayan, cömert, çatışmaktan çekinmeyen, kendinden emin, zorluklar karşısında güçlü ve dayanıklı, enerjik, her şart ve durumda öne çıkıp müdahale edebilen, kolay ağlamayan, sınırlanmaya ve baskılanmaya sert tepki gösteren, kendilerini ve çevresindekileri korumak için kavga ve çatışmadan asla çekinmeyen, zayıflıktan ve güçsüzlükten hiç hoşlanmayan, sert, baskın, tahakkümcü ve çok çabuk öfkelenen bir yapıya sahiptirler.

Uyumlu ve barışçıl mizaç yapısı
Bu çocuklar; sakin, mülayim, utangaç, hareketlerinde biraz ağır ve yavaş gözüken, aceleci olmayan, huzur ve sükûnet arayan, çevresiyle uyumlu olmaya gayret eden, , çatışma ve kavga ortamlarından hoşlanmayan, barışçıl ve uyumlu olmaya çalışan ancak zorlandığı ve rahatsız olduğu durumlarda gizli gizli inat edebilen bu çocuklar; genelde sakin ve uyumlu olmalarına rağmen nadir de olsa içlerinde biriktirdikleri öfkeyi ani öfke patlamaları şeklinde gösterebilen bir yapıya sahiptirler.

Anne ve babalara düşen görev; çocuklarının mizaç yapısındaki olumlu eğilimleri dengeli bir şekilde teşvik etmek ve geliştirmek, olumsuz eğilimleri ise mümkün oldukça tetiklememek ve en aza indirmektir.

BİR ÇOCUKTAN MEKTUP!
Sevgili annem ve babam;
Bana sahip olduğunuzu sandıkça hata yapıyorsunuz. Benim sadece ben olduğumu kabul edin. Saçım, gözüm, kaşım size benzeyebilir ama benim sizden farklı bir kişiliğim ve eğilimlerim var. Beni dilediğiniz gibi şekillendirebileceğinizi veya tamamen size ait olduğumu düşündükçe yanılıyorsunuz. Ben size bunun tam aksini ispat ettikçe de hayal kırıklığına uğruyorsunuz. Lütfen beni anlayın.
Beni kendi ufkunuza değil, benim yapımın ihtiyaç duyduğu ufka doğru kanatlandırın. Beni sevin ama kontrol etmek için değil. Beni uyarın ama öfkeyle değil. Hatta gerektiğinde beni cezalandırın ancak cezalandırırken bile gözlerinizde sevgiyi görebileyim.
Söylediğiniz bir şeyi yapmadığımda bunu neden yapmadığıma-yapamadığıma bakıp beni anlamaya çalışın. Mizacımın öncelikli ihtiyaçlarını bilerek onları vermek konusunda gayret edin. Ve size zor gelen (üzen, rahatsız eden, öfkelendiren) yönlerimi beni yargılamadan ve başkalarıyla kıyaslamadan söyleyin. Değişmem konusunda bana sabırlı bir şekilde yardım edin!
ismailacarkan.net