Çözüm Odaklı Yaklaşım(lar) Nedir?

Ağustos 2012 | Tarık Gandur, Psikolog
Hem psikoterapi hem de koçluk çalışmalarımda Çözüm Odaklı yaklaşımları kullanmaktayım. Çözüm Odaklı Kısa Terapi’nin temelleri 1980’li yılların başında A.B.D atılmıştır. Zamanla tek bir terapi yaklaşımı olmanın ötesinde psikoterapiden yönetime, eğitime kadar pek çok alanda kullanılır olmuştur. Bugün tek bir Çözüm Odaklı Terapi’den söz etmek zordur. Bu yaklaşımı benimseyen terapistler kendi deneyimlerini yaklaşıma yansıtmışlardır .Bugün hem terapide hem de koçlukta, temel varsayımları aynı olmakla beraber, kullandıkları teknikler ve bakış açıları farklılık gösteren birçok çözüm odaklı yaklaşım vardır. Bu sebeple, Çözüm Odaklı Kısa Terapi yaklaşımını kullanıyorum demek yerine Çözüm Odaklı yaklaşımlar ile çalışıyorum demek bana daha doğru geliyor. Kitaplar, tartışma grupları ve benzeri araçlar ile Çözüm Odaklı yaklaşımları sürekli olarak takip etmeye ve temel varsayımlarına bağlı kalarak kendi yorumumu katmaya çalışıyorum.

Neden Çözüm Odaklılık?
Genel olarak bu çözüm odaklı yaklaşımları tercih etmemin sebelerini şu şekilde sıralayabilirim:
  • Kısa sürede sonuç alma olasılığının yüksek olması.
  • Çözümü danışanın kendinin buluyor olması ve bu sebeple de danışanın çözümü daha kolay sahiplenmesi.
  • Olumluya odaklanarak umudu ve motivasyonu arttırmada etkili bir yöntem olması.
  • Terapist olarak bana çalışmalarımda net sınırlar dahilinde esneklik sağlaması
  • Terapi dışında koçluk ve yönetim gibi diğer alanlara kolaylıkla adapte edilebilinmesi.

Çözüm Odaklılık nedir?
Çözüm odaklı olmak sıkça kullanılan bir terim. Ancak, bahsettiğimiz anlamda çözüm odaklı olmak günlük yaşamda kullandığımız anlamdan oldukça farklı. Çözüm odaklı terapisti anlamak için öncelikle “geleneksel” psikoterapiste yani problem odaklı terapiste bir göz atmakta fayda var.

Problem odaklı paradigma, bilime ve psikoterapiye tıp alanından girmiştir. Bu paradigmaya göre bir sorunu çözmek için izlenmesi gereken bazı net adımlar vardır. Öncelikle problem iyi tanımlanmalıdır, ardından, uzman problemi değerlendirir ve bir tanı koyar. Tanın konmasının ardından uzman bu tanıya en uygun müdahale yöntemlerini seçerek bir müdahale planlar.

Çözüm odaklı paradigmada ise durum oldukça farklıdır. Çözüm odaklı terapist tanı koymak ve soruna uygun bir müdahale yöntemi seçmekle ilgilenmez. Çözüm Odaklı terapistler danışanların kendi sorunlarını çözebilecek kapasiteye sahip olduklarına inanır. Çözüm Odaklı terapiste göre danışan çözüme giden yoldan sapmıştır ve terapistin tek görevi onu bu yolda tutmaktır. Ancak, yolu terapist değil danışan bilmektedir. Bu anlamda çözüm odaklı terapist danışan ile sorunun olmadığı zamanları keşfetmeye, sorun ortadan kaltkığında danışanın hayatının nasıl olacağının resmini çizmeye çalışır. Bu sayede danışan kendi öz kaynaklarını tekrar bulur ve soruna bir çözüm üretir. Burada uzman olan terapist değil danışandır. Terapist danışanın kendi hayatının uzmanı olduğuna inanır ve sorunu çözmek için gerekli kaynakların danışan olduğuna inanır. Terapistin uzmanlığı ise sorunu anlamak, tanı koymak ve görüş bildirmek değil, danışanın kendi çözümünü bulması için gerekli soruları sormak ve bunun için gerekli iletişimi sağlamaktır.

Öğrenilmesi kolay bir yaklaşım olmasına rağmen uygulaması ve ustalaşılması öğrenimi kadar kolay değildir. Terapistin amacı danışanı “çözüm konuşması” denilen pozitif bir konuşma içinde tutmaktır. Terapistin başlıca aracı soru sormaktır. Eğer doğru uygulanırsa bu yaklaşım kısa süre içinde etki gösterebilir. Tek seans sonrasında kendini çok daha iyi hissettiğini söyleyim sürece son veren kişiler gördüm. Ancak bu, tek seansta mucizeler yaratan bir yaklaşım olduğu anlamına gelmez, 4-5 seans devam eden kişiler de gördüm. Ancak, kısa süreli terapi geleneğinden çıkmış bir yaklaşım olduğundan on seanstan sonrası pek yaygın değildir. Çözüm odaklı terapistin amacı danışanın getirdiği tüm sorunları çözmek değildir terapi süreci bir nevi ateşleme sürecidir. Danışan, çoğu zaman sorunlarının bir kısmını terapi sürecinde çözer geri kalanı için ise yeterli gücü kendisinde hissettiğinde sürece son vermeyi ister ve geri kalanı tek başına halleder.

Çözüm odaklı yaklaşımları tercih etmem elbette problem odaklı yaklaşımları inkar ettiğim anlamına gelmiyor. Problem odaklı yaklaşımlar ile oldukça başarılı sonuçlara ulaşıldığını gördüm. Motive’de biz her iki paradigmayı da kullanıyoruz. Ben çözüm odaklı yaklaşımları ağırlıklı olarak tercih ederken eşim ve ortağım Pınar Akdemir Gandur problem odaklı yaklaşımları tercih ediyor. Birinin birinden daha “iyi” olduğunu söylemenin doğru olmayacağı kanısındayım.