Daha'sı...

Mart 2014 | Solsoledo, Akademisyen
Daha yüksek binalarımız var ama fakirler hep bodrum ya da giriş katlarda
oturuyor - yüksek binalar toplumdaki tabakalaşmanın sonucudur, çünkü üst
katlarda oturmak hep pahalıdır-...
Daha geniş oto yollarımız var ama o otoyollarda sürecek otomobilleri alacak paramız yok...
Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama karşılığında günde sekiz en güzel saatimizden vaz geçmek zorunda kalıyoruz ve dolayısıyla yaşam kuracak vaktimiz olmuyor...

Daha çok harcıyoruz, daha çok şey satın alıyoruz, ama hepsi Çin malı ve en ucuzu... Her ay bu alışverişi aynı şekilde yenilemek gerekiyor...

Daha büyük evlerimiz var, çünkü kapitalist sistemde küçük ev yapmıyorlar artık, dolayısıyla "Küçük Ev" dizisindeki sıcaklığı/samimiyeti yok evlerimizin artık...
Daha çok eğitimimiz var ama o eğitimi de belirleyen (ve bizi yukarıdakilerine hazırlayan) bir sistemimiz var (ağaç yaşken eğilir, misali) ...
(İnternet çağında) daha çok bilgimiz var, ama hiçbiri güvenilir değil, mahalle
dedikodosu gibi; bize sunulan neyse sadece alıyoruz. Kendimiz düşünmüyoruz, keşfetmiyoruz. Herşeyi (sisteme hizmet eden) başkalarına bırakmışız. Dolayısıyla en bilgemiz bile bir aptaldan başka bir şey değil...
Uzayı fethettik evet, ama kendimizi bu fethin sarhoşluğunda kaybettik... Unuttuk, Babil Kulesi'nin yapan babillilerin başına ne geldiğini?
Tanıdıklar çoğaldı, ama güvenimiz azaldı, paranoyamız arttı!
Unuttuk tanrı misafirini...
Varlığımızı, varoluşumuzu sadece "mal"a bağladık!
Yok oluyoruz, o kadar…