Diplomalı Simitçiden Ahlak Dersi

Şubat 2014 | Ayhan Şimşek, Gezgin
İmza Kampanyası: change.org/tr/kampanyalar/ibb-ba%C5%9Fk...

7263
Adım Elif Ayça Seren Ural. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nden 16 yıl önce mezun oldum. Mesleğin tarafsız ve etik kurallara uyarak yapılamayacağını anlamamla kızımın doğması aynı ana rastlar: 2000. Böylece önümde uzanan iki seçeneği gözden geçirdim. Ya olan biten adaletsizliklere kayıtsız kalacak ve kazandığım paradan ötesini görmeyecektim ya da mesleği terk edecektim. Çünkü kalıp savaşmak diye bir ihtimal ne dün mevcuttu, ne de bugün. Dolayısıyla haber yap(a) mamanın dayanılmaz çelişkisini başkalarına bırakmaya karar verdim.

Yine de kalem beni bırakmadı ve babamın ölümünün ardından peş peşe üç romanım basıldı. Şubat 2003 Pogo, Mayıs 2004 Lirik Soğan ve Haziran 2005 Başlama Vuruşu. Yazdıklarımla birkaç sadık okuyucu edindiğimi sanıyorum. Son romanımı takiben oğlumun doğumu ve annemin ölümüyle bir sessizlik çağına girdim. Ve maalesef kalemle bağım tam manasıyla kopmasa da zayıfladı.
Ancak hayat kaçınılmaz olarak sürdüğünden ben de çocuklarım için devam etmek zorundaydım. Mesai+emir+asgarimaaş+azami performans kocamın pek kabullenebildiği bir formül olmadı hiçbir zaman. Bu nedenle geceleri çay satmaya başladı bisikletiyle. İşte Şişli Meydanı’ndaki boş simit tezgahı da 5. Yılını devirirken çıktı karşısına. Sahibi Kartal’da oturuyormuş, onca yolu her gün tepmekten bıkmış. Uğur’a sen hep buralardasın, yapabilirsin dediklerinde bana sordu sen yapar mısın diye. Evet dedim. Evet, yaparım. Sokağa çıkmanın çalışmaktan başka yolu yoktu çünkü. 20 Aralık 2010’du.

7263

Ben bu yazıyı yazarken takvim 12 Şubat 2014’ü gösteriyor. İyi kötü 3,5 yılı devirdim. Yeniden yazmaya başladım. Evime ekmek götürebiliyorum. Lise çağında lisanslı yüzücü kızım, ilkokul üçte lisanslı jimnastikçi oğlum, kocam ve ben kendi dünyamızı kurduk.

Gelin görün ki sistem, nam-ı diğer “prosedür” bu basit (aslında oldukça zor) meslekte de yakamı bırakmadı. Detayların bir önemi yok. Yalın netice şu ki, kadınsan, muhafazakar kesimden değilsen, referansın yoksa (dayının, tanıdığın, torpilin adı olmuş referans!) belediye sınırlarında barınamazsın! 31 Ekim 2013’ten itibaren defalarca verilen dilekçeler, sözlü beyanlar, olumlu sonuç vereceğini sandığım tüm görüşmeler hiyerarşinin anlamsız duvarına toslayınca 6 Şubat 2014 Perşembe günü İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı zabıta ekipleri simit tezgahıma el koydu. Kendilerine verilen emrin ötesine geçerek, zor kullanarak, beni minibüste alıkoyarak, kişilik haklarıma saldırarak, üniversite diplomamla dalga geçerek.

Cuma günü zabıta memurları hakkında şikayetçi olmamam telkin edilerek tezgahımı geri alabildim. Haklarımı saklı tuttuğumu amire beyan ettim ve 10 Şubat pazartesi doğal olarak sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundum. Şimdilik tezgahımın başındayım. Tezgahın işgaliyesi artık fiili olarak bir ilişiği kalmamış Kartal’daki arkadaş üzerinden yenilendi ama ben tedirginim. Bu hukuksuzluğu dayatan “yetkililer”in yarın bu işgaliye senin üzerine değil, sen çalıştıramazsın diyerek beni tekrar kaldırmayacaklarının bir garantisi yok.

Bana yapılanlar ülkede işlerin nasıl yürüdüğüne açık bir örnek. Rahat koltuklarında oturan bir takım adamların insanların ekmeğiyle ne kadar kolay oynadığına bizzat yaşayarak şahit oldum. Başıma gelenleri paylaşmak benim için vicdan borcudur. Yetkililerin istediği kapılarda bekletmek, hatta mümkünse yalvartmaktır. Onların arzuladığı gibi davranmayacağımı net bir biçimde belli etmemden rahatsızlık duydukları da aşikardır.

EKMEK HERŞEYDİR. AÇ BIRAKARAK, AVUÇ AÇTIRMAYA ÇALIŞMAKSA ALÇAKLIKTIR. BU ALÇAKLIĞI KABUL ETMİYORUM.

KAMUOYUNA SAYGILARIMLA BİLDİRİM.

Elif Ayça Seren Ural

Blog Adresi: elifaycaserenural.blogspot.com.tr/2014/...

Başlatmış Olduğu İmza Kampanyası Linki: change.org/tr/kampanyalar/ibb-ba%C5%9Fk...

Yaşadıklarının Anlatıldığı Haber Linki: birgun.net/haber/gazetecilik-degil-simi... .