Dünya Havacılık Tarihi

Ocak 2013 | Zeynel Özger, Pilot

İnsanoğlu için uçmak her zaman için ulaşılması gereken bir hedef olmuş, günümüze kadar anılan hedefe ulaşmak için değişik süreçler yaşanmıştır. Bu süreçte uçmak fikrinin masal ve efsanelerde önemli bir bölümde işlendiği görülmektedir. En eski uçuş belgesine MÖ 626’da Ninova’da Asurbanibal tabletlerinde rastlanmaktadır.

Bu kil tabletlerde çoban kral Etana’nın bir kartalın sırtına binip yükselmesi anlatılmaktadır. Yaklaşık 2000 yıl önce yaşayan Anadolu’lu gezgin ve filozof Strabon’a göre, Anadolu’da yaşayan “Kaprobat” isimli insanlar duman vasıtaları ile göklere yükseldiklerinden mukaddes addedilmiştir.

Yunan mitolojisine göre; babası Dadalus’un sözünü dinlemeyerek balmumundan yapılmış kanatlarla güneşe aklaşıp da kanatları yanarak Sisam adasının açıklarına düşen ikarus’un efsanesi dışında, insanın kuşları taklit etme isteği ile ilgili olarak bilinen en eski çalışma, MÖ 5-6.yy.da Taranto (Güney İtalya)’da yaşamış matematikçi ve filozof Arkhutas’ın “Güvercin” adını verdiği ve uçurtmaya benzer kanatlı aracı ile yapmış olduğu kısa uçuşlardır.

Ortaçağda Leonardo da Vinci’nin 1480 yılında başlayan çizimleri, uçan makineler konusunda yaptığı hesaplamalar ve “Leonardo Hava Burgusu” denilen ve içinde kuş kanatlarına benzer parçalar bulunan aracın günümüz helikopterinin öncüsü olduğundan bahsedilmektedir.

18.yy.a kadar zihinlerde gelişen uçmak fikri, bilimsel anlamda insanın da yer aldığı bir hava vasıtası ile girişilen uçuş teşebbüsünde, 4 Haziran 1783 tarihinde farklı bir boyut kazanmıştır.

Montgolfier kardeşler 11 metre çapında kumaş ve kâğıt kaplı balonları ile Fransa’nın Rhone-Alpler bölgesindeki Annonay’de halkın önünde ilk başarılı uçuşlarını gerçekleştirmişlerdir. Bu gelişmeden kısa bir süre sonra, 21 Kasım 1783 tarihinde büyük bir kalabalık önünde daha büyük bir balonla Paris üzerinde gerçekleştirilen serbest uçuşla, de Rozier ve Marquis d’Arlendes ilk uçan insanlar unvanını almışlardır.

İlk insanlı balon uçuşundan iki yıl sonra, Amerikalı doktor Jeffries, Blanchard isimli balon mucidinin denizi aşarak İngiltere-Fransa arasında uçacağını duyunca tereddüt etmeden kendisine katılmıştır. Jeffries ve Blanchard, 7 Ocak 1785 yılında maceralı bir yolculuktan sonra İngiltere’den kalkıp Fransa’ya inmeyi başarmışlardır. Yolculuk esnasında bir ara çöküşe giren balonu tekrar yükseltmek için doktor Jeffries denize atlamayı teklif etmiş fakat bu sırada aniden balonun yükselmesiyle yolculuklarını tamamlayabilmişlerdir. Bu uçuş esnasında Blanchard tarafından karaya atılan bir paket mektup dünyanın ilk hava postası olarak tarihe geçmiştir. Harp alanında ilk sabit balon 26 Haziran 1794 tarihinde Fransızlar ile Avusturyalılar arasında yapılan Şörüs savaşında kullanılmıştır. Yere bağlı olarak düşman hakkında yapılan gözetlemeler pusulalara yazılı olarak küçük kum torbaları ile aşağıya atılmış ve karşı taraftan gelen şiddetli atışlara rağmen savaşın sonuna kadar balon mevkisini muhafaza etmeyi başarabilmiştir.

20.yy.ın başlangıcındasabit balonlar yerini kabili sevk balonlara ve zeplinlere bırakmışlardır. Temmuz 1900 tarihinde Alman Kont von Zeppelin, 128 metre uzunluğunda ve alüminyum yapıdan oluşan, içinde hidrojen ile dolu 17 gaz torbası ve her birinin altında büyük bir pervanesi bulunan iki araba ile 15 beygir güçlü benzinli motorlu zeplini uçurmuştur.

Zeplinler , 1909 yılında yolcu taşımacılığında kullanılmaya başlanmıştır. 6 Mayıs 1937 tarihinde Amerikalılardan helyum gazı alamayınca hidrojen gazı ile şişirilmek zorundakalınan Hindenburg zeplini, Avrupa’dan kalkıp New Jersey’de Lake Hurst’a inerken alev topu şeklinde yanmaya başlamış ve 97 kişilik yolcu ve mürettebattan 35 kişi ölmüştür. Bu kazadan sonra zeplinler tarih sahnesinden silinmişlerdir. Balon ve zeplin ile yaşanan gelişmeler özellikle Fransa, Almanya, İngiltere ve Amerika’da planör ve uçakların gelişmesinde önemli bir etken olmuştur. Artık havacılıktaki gelişmeler inanılmaz bir hızla ve birbirini takip ederek ilerlemeye başlamıştır.1891-1896 yılları arasında ilk başarılı planörleri yapan ve uçuran kişi Alman Otto Lilienthal olmuştur. Kendi dizayn ettiği planörle uçuşlar gerçekleştiren Lilienthal, 1896 yılında motor ile uçuşu gerçekleştireceği dönemde 9 Ağustos 1896 tarihinde yapmış olduğu uçuş denemesinde geçirdiği kazadan bir gün sonra vefat edince motorlu uçağın uçuşunu 20.yy.a Wright kardeşlere bırakmıştır.

Orville ve Wilbur Wright kardeşler rüzgâr tünelinde ve planörde üç yıl geçirdikten sonra motorlu uçak yapmaya karar vermişler ve dünyada ilk defa 17 Aralık 1903 tarihinde Kitty Hawk/Kuzey Karolayna’da, havadan ağır bir cisimle 59 saniye süresince, birkaç metre yükseklikte, 40 metre kadar uçuş yapmayı başarmış ve bu tarihten itibaren havacılık konusunu ateşleyen bir unsur olmuşlardır. İlk uçağın uçtuğu 1900’lü yılların başından 1940’lara kadar helikopterin gelişimi konusunda Amerika, Fransa ve İtalya birbiri ile teknolojik yarış içerisine girmiş ve 1930-1937 yılları arasında gelişmeler gözlenmiştir. Rus kökenli Amerikalı pilot ve uçak yapımcısı olan İgor Sikorsky 1919 yılında Amerika’ya göç ederek kendi şirketini kurmuş, 1923’de ‘Clipper’ nakliye uçağını ürettikten sonra 1940’lı yıllarda yalnızca helikopterlerle ilgilenmiş ve ürettiği helikopterlerden biri olan ‘S-52’ 1949 yılında hız ve yükseklik rekoru kırmıştır.

Birinci Dünya Savaşından (1914-1918) önce havacılığın durumu bir hayalin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği konusunda bir sınama aşamasından ileri değildir. 1911 tarihinde İtalyanların ilk defa savaş alanında uçağı kullanması ve havacılık unsurunun muharebe alanında öneminin kavranması ile savaş sanayinin havacılık kolundaki gelişmeleri aralıksız olarak devam etmiştir. Uçağı harp vasıtası olarak ilk defa ordusunda birlik teşkilâtı boyutunda kuran ülke ise 1910 yılında Fransa olmuştur.

1930’lu yıllarda Almanya; 1.Hatta 2274 uçak (34’ü deniz uçağı), 2.Hatta 270, İhtiyatta 250 uçak ve 1500 motor, Fransa; 1000 tanesi deniz uçağı olmak üzere 4000 uçak, İtalya; 2000 adet uçak ve uçak motor malzemesi olmak üzere 18 adet fabrika kurup harp sanayilerini geliştirmişlerdir. Uçak ve helikopterlerdeki gelişmeler jet motorunun icadı ile farklı bir boyut kazanmıştır. İlk jet motorunu dizayn eden İngiliz pilot Whittle İkinci Dünya Savaşı esnasında jet motorunu geliştirerek 1942 yılında Amerika’nın General Electric firmasına göndermiş, bu gelişmeye paralel olarak Amerika ilk jet uçağını 1943 tarihinde üretmiştir. İkinci Dünya Savaşının sonunda Amerika kurduğu 40 fabrika ve yılda ürettiği 50.000 uçak ile uçak sanayisinde bir dünya devi haline gelmiş ve savaş sonu üretimini 300.000 uçağa çıkartmıştır.

Helikopterlerin keşif, nakliye ve tahliye maksadıyla kullanılması ile türbin motorlu jet uçaklarının savaş alanında ilk defa kullanılması 1950 yılında başlayan Kore Savaşında gerçekleşmiştir. Bu savaşta daha çok irtibat ve ikmal görevlerinde kullanılan helikopterler, daha da geliştirilerek Vietnam Savaşında doğrudan muharip görevler de üstlenmeye başlamışlardır.

Havacılığının teknolojik gelişmelere paralel olarak bir sektör haline geldiği 20.yy.da İngiltere ve Rusya’da bu yarışta yerini almış ve bu yüzyılın ikinci yarısından itibaren uzay çalışmaları hız kazanmıştır. 12 Nisan 1961 tarihinde Rus astronot Yuri Gagarin Vostok 1 kapsülü ile 108 dakikada dünyanın çevresinde tur atmayı başarmıştır. Bu tarihten sekiz yıl sonra 19 Temmuz 1969’da Apollo 11 uzay aracı ile Amerikalı astronotlar Neil Armstrong, Edwin Aldrin ve Micheal Collins’ten oluşan uçuş ekibi ile ayın yüzeyine iniş yapmayıbaşarmışlardır. Aya ilk adımı atan Armstrong o günün anlamını belirten tarihi konuşmasını şu şekilde yapmıştır: “Bu bir insan için çok küçük bir adımdır, fakat insanlık için büyük bir dönüm noktasıdır.”

İnsanoğlunun merak ve taklit yeteneği ile öncelikle masal ve efsanelerde başlayan uçma tutkusu, sırası ile balon, zeplin, uçak, helikopter ve uzay araçlarının geliştirilmesi neticesinde boyutunu uzaya taşımıştır. Günümüzde sesten hızlı, her türlü hava şartlarında uçabilen hava araçları ile gelişimine devam eden havacılık unsuru, önümüzdeki yıllarda da önemini korumaya devam edecektir.