Erk(ek)lik

Mart 2012 | Hüsniye Seçgin, Apartman Yöneticisi
Hayatın en kilit sorularının yanıtı mülkiyet olgusunun içinde yatıyor. Mülkiyet öyle bir maddi ve manevi içeriğe sahip ki, her şeye işliyor. Ve bütün toplumsal ilişkilerin belirleyici bir handigapı oluveriyor. Mülkiyet ilişkisinin en belirgin özelliklerinden birisi de erkekliktir. “Erk” kavramının türetilmiş hali. İktidar, salt sınıfsal ve ulusal bir egemenliği ifade etmez; cinsel egemenliği de ifade eder. Çok derin yaşadığımız fakat hiçbir zaman derin sorgulayamadığımız erkeklik.

Tarihten bugüne ekonomilerin toplumsal yapısı, disiplinleri ortaya koyan erkekler tarafından belirlendi. Bütün savaşlar onların, bütün zaferler, bütün değişimler, bütün ekonomik sistemler… Ve tarihin hiçbir sayfasında etkin bir öğe olamadı kadın. Toplumsal cinsiyetin (ki bu kavramın derinliği önemli) biyolojik bir ayrıma değil sosyal bir ayrıma işaret ettiği tezi de burada somutlaşıyor aslında. Toplumsal cinsiyetin sosyal yönü, bir bütün olarak toplumsal yapının ekonomik, kültürel, siyasal ilişkilerine göre şekillendi. Alt-üst yapının biçimi ve dayandığı ideolojik ve siyasal zemin cinsiyete sosyal bir nitelik kazandırdı. Cinsiyetin sosyal yönü toplumsal yapının bir sonucu olarak var oldu. Toplumsal yapı yeni kölelik ilişkilerini sürekli üreterek ve çeşitlendirerek gelişti. Rejim ya da sistem, özcesi toplumlar tarihinin farklı siyasal izdüşümleri köleliği modernleştirdi, yok etmedi. Kadın evden çıktı ama sermayenin ücretli köleleri oldu. Ev merkezli üretimsel süreç devam etti. Clara Zetkin’in dediği gibi, “Ev kadının dünyası dünya erkeğin evi” durumu kadının yazgısının bir parçası olageldi.

Kadın sorunu salt kadınların yaşadıklarını anlama, tanımlama ve çözümleme değildir kuşkusuz. Kadın sorunu erkekliğin de tanımlanması, anlamlandırılması ve çözülmesi sorunudur. Hiç kimse kendi ayrıcalıklarını kaybetmek istemez. Çünkü ayrıcalığın olduğu yerde bir egemenlik vardır. Bu nedenle egemenliğin bütünsel alanlarına karşı durmanın ince ya da gizli tüm alanlarda derin anlamlandırmalara gitmeyi zorunlu kılıyor.