Feminizm

Şubat 2014 | Seda Kahraman, Psikolog
Feminizmin biyolojik bir dişilik kavramı ile alakası yoktur. Feministler kadınlar ve erkekler arasındaki farklılıkların bir eşitsizlik nedeni olamayacağını savunur. Kadınların da en az erkekler kadar hareket ve seçme özgürlüğü olması gerektiğini savunan ve bu doğrultuda siyaset yapan feministler bunu "erkekleşmek" adına değil, en doğal insan haklarını yaşama geçirebilmek adına yaparlar. Feministlerin "erkekleşmiş" olduğu iddiası, en temel insan haklarını sadece erkek cinsinin hakları olarak gören ve bu hakları ancak erkeklerin icra etme hakkı olduğuna inanan ataerkil düşüncenin sonucu oluşmuş bir iddiadır.

Lezbiyenlik bir cinsel yönelim meselesidir. Nasıl ki her işçi sosyalist değil, her sosyalist de işçi değilse, feministlerin hepsi lezbiyen değil, lezbiyenlerin hepsi de feminist değildir. Bir ideoloji olarak feminizm ile bir cinsel yönelim olarak lezbiyenlik arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Bütün insanlar gibi lezbiyenler, geyler, biseksüeller, travestiler, transeksüeller, aseksüeller de politik bir konumlanış olarak feminist olmayı seçebilirler ya da reddedebilirler. Feminizm ve lezbiyenlik arasında kurulan bağlantının ortak noktası, her ikisinin de "erkek egosuna ve iktidarına" tehdit olarak görülmesindendir.