Hayata...

Şubat 2012 | Sevda, Mimar
Affet beni hayat! Bana sunduğun nefes alabilme yetimle yetinmeyip ve doğadaki tüm canlılara sunduğun güzelliklerin peşinden koştuğum için affet. Suçluyum biliyorum ve bu yüzden cezalandırılıyorum.

İnsana hayran oldum ama kaşına gözüne değil zekasına, ruhuna. İnsanın senin izin verdiğin yaratıcılığına... Doğarken, senin sunduğun nefesle ciğerlerini doldurduğu havanın verdiği acıdan attığı ilk çığlığa hayran oldum. İlk agucuklarına, ilk adımlarına, ilk gülücüklerine aşık oldum. Masumiyetine, saflığına...
Yaratıcı, üreten, çalışan her insana saygı duydum. 

Arının doğanın dengesini sağlarken ürettiği o muhteşem sıvıya, kayaların arasında açan çiçeğe, çölün ortasında meyve veren ağaca özendim. Çalıştım çabaladım ömrüm boyunca, onlar kadar verimli olabilmek için.

Kuşun göklerdeki özgürce süzülüşüne aşık oldum uçtum. Balığın suyun içindeki pervasızlığına bayıldım, yüzdüm. Hızlı koşan hayvanların sınır tanımazlığını otobanlarda denedim.

Gezebildiğim kadar gezdim dünyayı. Her gittiğim yerden bencilce bir şeyler kattım kendime. Hiç tanımadığım insanlarla sohbet edip, hiç bilmediğim sokaklarda kayboldum. 

Çok sınavlardan geçtim. Bazen saatler sürdü; kalem ve silgiyle... Bazen günler, aylar, yıllar; bilgi ve birikimle... Her başardığım sınavdan sonra zafer benim derken, daha büyük bir sınavın içinde olduğumu fark edemedim. Zamandı asıl yarıştığım. Hiç bir zaman, hiç bir yerde yetmeyen zaman.. Şu anda çaresizce savaştığım zaman. Benden hızlı, benden pervasız, benden cesur zaman...

Affet beni hayat ama sen değil zamandı tükenen...