Hayattan ne öğrendim?

Ekim 2012 | Özlem Yılmaz, Diyetisyen

Sonsuz bir karanlığın içinden doğdum. Işığı gördüm, korktum.
Ağladım.
Zamanla ışıkta yaşamayı öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi sonsuz karanlığa ugurladim sevdiklerimi …
Ağladım.

Yaşamayı öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu;
aradaki bölümün, ölümden çalınan zamanlar olduğunu öğrendim.

Zamanı öğrendim.
Yarıştım onunla …
Zamanla yarışılmayacağını, zamanla barışılacağını,
zamanla öğrendim …

İnsanı öğrendim.
Sonra insanlarin içinde iyiler ve Kötüler olduğunu …
Sonra da her insanın içinde iyilik ve kötülük
bulunduğunu öğrendim.

Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi …
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı
olduğunu,
sevginin güvenin sağlam zemini üzerine kuruldugunu
öğrendim.

İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altnda bir ruh bulunduğunu …
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde olduğunu
öğrendim.

Evreni öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce çevreni
aydınlatabilmek gerektiğini öğrendim.

Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektigini …
Sonra da ekmeği hakça üleşmenin,
bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim.

Okumayı öğrendim.
Kendime yazıyı ögrettim sonra …
Ve bir süre sonra yazı, kendimi öğretti bana …

Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi …
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi …

Dünyaya tek başına meydan okumayi öğrendim genç yaşta …
Sonra kalabaliklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine vardim.
Sonra da asil yürüyüsün
kalabaliklara karşı olması gerektigine aydim.

Düsünmeyi öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düsünmeyi öğrendim.
Sonra saglikli düsünmenin
kalıpları yıkarak düsünmek olduğunu öğrendim.
Namusun önemini öğrendim evde …
Sonra yoksundan namus beklemenin namussuzluk olduğunu;
gerçek namusun, günah elinin altindayken, günaha el sürmemek olduğunu
öğrendim.