İçindekiler

Ocak 2013 | Fatma Büşra Erbil, Psikoloji Öğrencisi
Bazen ''İçimden bir ses diyor ki...'' diyoruz ama ''İçimdeki ses diyor ki...'' demiyoruz.
Çünkü çok çoklar bu sesler, pek çoklar.
Hepimizin içinde şeytanın çocuklarının sesi var, bir meleğin sesi de... İçimizde bir hainin sesi var, bir holiganın gürültüsü de... İçimizde pis bir yalancının sesi var, canı yanmış bir masumun da... İçimizde yadırganan bir delinin sesi var, ipini koparmış bir kaybedenin sesi de... İçimizde iktidarın sesi de var, azınlıkların da sesi var. İçimizdeki ses vur der, çal der, kaç der, konuş der... Başka bir ses sus der, sev der, git der... İçimizde katil var çünkü, e maktul de var.

İçimizde hapsolmuş bir ruhun sesi var.

İçimden bir ses diyor ki, daha fazlası var... Ama hangisi söyledi bilmiyorum.

İşte bazen benim bile anlam veremediğim çelişkilerimin sebebi bu. Hangi sese kulak vereceğini her zaman bilebilir misin? Ya da neyi hangi sesin söylediğini?
Bu dur durak bilmeyen bir bilinçlilik demek olurdu. Halbuki insan kimi zaman şuursuzdur, belki çoğu zaman.

Hepimizin içinde sayısız ses var, sayısız kişilik parçaları... Sadece bazıları daha baskın.

''Ben iyi bir insanım.'' diyen içindeki yalancıyı dinlemiştir... Saf iyi yok. Saf, iyi ses var.
O yüzden bahsi geçen ifadenin doğrusu: ''Davranışlarım iyi.''

Ya da, ''Bu ara içimdeki iyinin sesini dinliyorum.''