Cumhurbaşkanlığı, AKP, Yeni Osmanlıcılık, Hilafet, Atatürk ve Gelecek Türkiye'si Üzerine

Temmuz 2014 | Ayhan Şimşek, Gezgin
ERDOĞAN'IN YALANLARINA EL-CEVAP'I YAZAN
ATATÜRK ÜZERİNE SAYISIZ KİTABI BULUNAN TARİHÇİ YAZAR SİNAN MEYDAN SANDIĞA GİTMİYOR...

1291

Sinan Meydan: Benim sandığa gitmemi engelleyenler utansın.

Üç adayı da Cumhuriyetin kuruluş felsefesine uygun bulmuyorum. Ekmeleddin İhsanoğlu konusunda soru işaretleri vardı ve bende de vardı bu soru işaretleri, ben soru işaretlerini kendim giderdim yaptığım araştırmalarla. Dil devrimine ve diğer devrimlere mesafeli yaklaşmanın ötesinde bunları çok radikal bir şekilde eleştiren, öbür taraftan hilafetçillik boyutu, siyasal islamcılık, yeni Osmanlıcılık, diyalogculuk, bunlarla ilgili çok ciddi işaretler var, bunlara giremedik bugün...

Dolayısıyla tekrar ediyorum; Cumhuriyetin kuruluş felsefesini içselleştirmemiş hiçbir adaya oy vermem, yani vicdanen de veremem, yaptığım iş çerçevesinde de veremem, bunun hesabını çocuklarıma veremem çünkü 15 yıldan fazla bir zamandır Atatürk'ü inceliyorum ve Atatürk'ten benim öğrendiğim şey şu: Yunan işgali olduğunda, Amerikan mandası ve İngiliz mandası ciddi çözüm olarak ortaya konduğunda, ehven-i şer çözümler gündeme geldiğinde; Mustafa Kemal Atatürk'ün tavrı çok netti, ehven-i şer çözümlere hayır dedi, silahımız yok dediler, paramız yok dediler, ordumuz yok dediler, donanmamız yok dediler, işte elimiz kolumuz bağlı dediler, savaştan yeni çıktık dediler, Mustafa Kemal, Erol Hocamın sakinliğinde şu yanıtı verdi: “Bulunur Çocuk” dedi ve BULDU. Kendi çözümünü buldu.

Atatürkçülük, daha doğrusu Kemalizm, yıllardır yaptığım incelemeler bana şunu gösterdi, Kemalist olmak zordur hakikaten, zordur ve zor zamanların ideolojisidir. En imkansız zamanlarda çıkış gösterir ve o çıkışın ehven-i şer'ler olmadığını gösterir. Öbür taraftandan da kendi çözümünü yaratmaktır, ha bu yarın olmaz, öbürgüne olmaz fakat bunun mücadelesini vermek zorundayız toplum olarak. Dolayısıyla, evet benim sandığa gitmemi engelleyenler utansın diyorum ve ben de sandığa gitmeyeceğim. Fakat Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasını da hiç istemiyorum fakat lütfen şu soruyu bana sormayınız: “Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanı olmasını istemiyorsan neden İhsanoğlu'na oy vermiyorsun? ” sorusunu bana sormayınız. Bu soruyu lütfen çatı adayını gösterenlere sorunuz. CHP'nin tabanını bölenlere sorunuz. Atatürkçü, laik hassasiyetleri olan bir aday bulamadınız mı Türkiye'de diye lütfen onlara sorunuz. Yani bu sorunun muhatabı biz değiliz...
Sinan Meydan
SİNAN MEYDAN-CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNDE OY KULLANMIYORUM
facebook.com

BU CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİNİN, BİR SEÇİM OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM BEN... Burasının önemli olduğunu düşünüyorum, bunun üzerinde biraz konuşalım.
BANA GÖRE BU ASLINDA ERDOĞAN'IN HALİFELİK REFERANDUMU... HİLAFET REFERANDUMU ve burada beni üzen şey şu:
BU REFERANDUMA SEÇİM GÖRÜNÜMÜ VERİLEREK, VERMEK İÇİN DAHA DOĞRUSU İKİ TANE ADAY BELİRLENDİ VE BİZ HALK OLARAK FİGÜRAN DURUMUNA DÜŞÜRÜLDÜK.
Kim belirledi görüyoruz, biz belirlemedik, siz belirlemediniz... Bana soruyorlar twitter'da, 'sizin adayınız kim?' Şimdi Türkiye'deki demokrasinin sakatlığına bakar mısınız? Benim verdiğim yanıt şu: 'Sizin ya da benim adayım yok. Sizin ya da benim adayım değil adaylar. Adayları birileri belirliyor ve bize deniyor ki 'şu adaylara şu gerekçeyle oy vereceksiniz.' Biz 'o adaylara, o gerekçeyle oy vermeyeceğiz' dediğimizde, ise bölücülükle suçlanıyoruz, AKP'ye hizmet etmekle suçlanıyoruz, Tayyipçilikle suçlanıyoruz, yani suçlanmadığımız şey kalmıyor.
Devam edeyim bakın çok ilginç diyorum ki bu ERDOĞAN'IN HALİFELİK REFERANDUMUDUR diyorum ve bunu bugün demiyorum bakın, bunu ne zaman dedim, elimde bir kitap var, 1,5 yıl oldu çıkalı, 'El-Cevap' adlı bir çalışma bu... 'Başbakan Erdoğan'ın Tarih Tezlerine El-Cevap' Başbakan Erdoğan'ın bugüne kadar Cumhuriyet tarihini çarpıttığını hepimiz biliyoruz, Atatürk'e ağzına gelen her şeyi söylediğini hepimiz biliyoruz, yani hakikaten bir Başbakana yakışmayacak şekilde sözler sarfettiğini hepimiz biliyoruz. 'Yakın tarihimizle yüzleşiyoruz' diye bu ülkeyi kuranlara neler söylediğini, hangi lafları söylediğini biliyoruz fakat ben başka birşey yaptım bu kitapta, Başbakan Erdoğan'ın, yani Cumhuriyetin kuruluş felsefesine karşı, Atatürk'e karşı, devrimlere karşı, Başbakan Erdoğan'ın nasıl bir iklimde yetiştiğini anlattım ve onu anlatırken son sözde ne dedim biliyor musunuz; 'Türkiye, Başbakan Erdoğan'ın halifeliğine mecbur bırakılacak' dedim. 'Türkiye Başbakan Erdoğan'ın halifeliğine bırakılacak' derken neye dayandım, 1946'dan beri başlayan ve aralıksız devam eden karşı devrim gerçeğine dayandım. 1946'dan beri devam eden karşı devrimin iki temel ayağı vardır; biri dinciliktir, Eren Erdem bunu çok iyi bilir, dindarlık değil, İslamiyet değil, dincilik ya da siyasal İslam diye son zamanlarda ifade ediliyor. Öbürü ise Amerian emperyalizmidir. Amerikancılık ve dincilik Türkiye'yi hilafete mecbur bırakmıştır, halifeliğe mecbur bırakmıştır. Bunu biz bugün görmüyoruz, bunu biz yıllar önce gördük ve yazdık. Sadece ben mi yazdım, hayır, kulakları çınlasın, Sevgili Cengiz Özakıncı, bundan 7 yıl önce bir kitap yazdı, 'Yeni Osmanlı Tuzağı' ve orada neyi anlattı biliyor musunuz, Türkiye'nin 2000'li yılların sonunda halifelik tartışmalarını yaşayacağını ve emperyalizmin dini ve siyaseti kendinde birleştirmiş bir lider istediğini ve o lideri seçmeye Türkiye'nin zorlanacağını yazdı bundan 10 yıl önce... Şunu ifade etmek istiyorum, bak burası çok önemli; SEÇİM GÖRÜNÜMÜ VERİLMİŞ HALİFELİK REFERANDUMU diyorum ve buna da TÜRK MİLLETİ İÇİN ÜZÜLÜYORUM. ONURLU BİR ŞEKİLDE YENİLMEK İSTİYORUM BEN... BEN ONURLU BİR ŞEKİLDE KAYBETMEK İSTİYORUM. EMPERYALİZMİ ANADOLU YAYLASINA GÖMEN MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN İZİNDEN GİDEN BİRİ OLARAK 17 KİTAP YAZDIM ATATÜRK'LE İLGİLİ...
VE MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'TEN BENİM ÖĞRENDİĞİM ŞEY ŞUYDU: EN İMKANSIZ KOŞULLARDA, EN OLMAZ DENİLEN KOŞULLARDA, BİZE DAYATILAN BÜTÜN SEÇENEKLERİ GEREKİRSE ELİMİZİN TERSİYLE BİR TARAFA İTMEK VE KENDİ SEÇENEĞİMİZİ BULMAK. EHVEN-İ ŞER'LER DEĞİL KURTULUŞ YOLU BİR ATATÜRKÇÜ İÇİN... EHVEN-İ ŞERLER, ŞERLERİN EN KÖTÜSÜ DİYOR MUSTAFA KEMAL ATATÜRK...
DOLAYISIYLA YENİ BİR YOL BULACAĞIZ. PARAMIZ YOK, SİLAHIMIZ YOK, ASKERİMİZ YOK, ORDUMUZ YOK, DONANMAMIZ YOK, SAYIYORLAR; ATATÜRK'üN VERDİĞİ CEVAP ŞU: 'BULUNUR ÇOCUK'
'BULUNUR ÇOCUK' FAKAT BANA BU UMUDU BİLE VERMİYOR TÜRKİYE'NİN MUHALEFETİ... BANA BU UMUDU BİLE VERMİYOR... BUNUN HESABINI TARİH SORACAKTIR BU MUHALEFETTEN SORACAKTIR DİYORUM.
BENİ BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN HALİFELİĞİNE MECBUR BIRAKIYORLAR. BANA ONURLU YENİLGİ HAKKI BİLE TANIMIYORLAR. BENİ KAHREDEN BU...
İşin başka bir boyutu var tabii bakın; 1946'da başlayan, 90'larda ivme kazanan bir hareket bu Yeni Osmanlıcılık ve Siyasal İslam ve tabii bunun başka bir ayağı Ilımlı İslam; şimdi Türkiye, oradan beri 2023 bir hedeftir, 2023'te Türkiye, Cumhuriyetin tasfiyesi ve bunun yerine Yeni Osmanlı'nın kurulması projesi yeni bir proje değil, eski bir proje fakat Amerika Birleşik Devletleri, sizin dediğiniz gibi bu projeleri güncelliyor ister istemez, yani Büyük Ortadoğu Projesi'ne bir Kuzey Afrika ayağı eklediler biliyorsunuz, turuncu devrimler, fakat bütün bu projeler güncelleniyor fakat bizim Düşişleri Bakanımız var biliyorsunuz, Sayın Davutoğlu, Düşişleri Bakanımız, onların düşleri farklı, bu yetiştikleri iklimi bilmek gerekiyor, Sayın Tayyip Erdoğan'ın, işte AKP kurmaylarının, Davutoğlu'nun yetiştikleri iklimi, ve düşlerini bilmek gerekiyor. Amerika Birleşik Devletleri, bu projelerden, bu planlardan vazgeçmiş olsa bile maalesef Sayın Erdoğan ve kurmayları ve bu düşü görenler, bu bir düştür hakikaten, Yeni Osmanlıcılık düşü diyorum ben buna, bu bir hayaldir, hilafet te öyledir, bakın halifeliğe kimler sahip çıktı görüyorsunuz, IŞİD sahip çıktı yani kafa kesen, kelle kesen teröristler halifeliğe sahip çıktı güya. Fakat şimdi bu yetiştikleri siyasal ortam ve Türkiye'yi götürmek istedikleri bir yer var, Eren Erdem de onu isabetle ifade etti ve Sayın Başbakan Erdoğan'ın konuşmasına dikkat edin, o konuşma bir devlet başkanı konuşması değildi, o konuşma bir Cumhurbaşkanı adayı konuşması değildi, bir Cumhurbaşkanı konuşması hiç değildi. Ve ben size başka bir şey söyleyeyim, Hallifelerin Cuma selamlıklarında gidip halkı orada selamladıklarını biliyoruz, Halifelerin yaptığı konuşmalar var, Halifelerin yayınladığı fetvalar var, inanır mısınız, dün Başbakan Erdoğan'ın yaptığı konuşma kadar, Halifelerin yaptığı konuşmalar ve yayınladıkları fetvalarda dinsel vurgular o düzeyde değil, yani burada şunu söylemek istiyorum siz gerçek politik açıdan meseleye yaklaşıyorsunuz, haklısınız, Amerika Birleşik Devletleri'nin deliğe süpürme zamanı geldiğinde deliğe süpürecektir birilerini, o kuşkusuz fakat şu an Türkiye'de başka bir politik gerçek te nedir; AKP'nin ve Başbakan Erdoğan'ın sahip olduğu halk desteğidir, öyle ya da böyle, medya gücüyle... Fakat burada beni üzen şey şu; şurda hemfikiriz, bir tehlike olduğu noktasında hepimiz hemfikiriz, Türkiye'nn karanlık günlere doğru gittiği noktasında hepimiz hemfikiriz. Sonunda da aydınlık olduğunu biliyorum ben fakat çok acılar çekeceğimizin de farkındayım. Benim üzüldüğüm nokta şu; biz neden baştan yenilgiyi kabullenmek zorundayız, biz neden savaşarak ölmüyoruz?
NUTUK'ta Mustafa Kemal Atatürk diyor ki, 'Ben Anadolu'ya geçtiğimde Amerikan mandası ve İngiliz mandası isteyenler vardı' diyor, 'Onlara verdiğim cevap şuydu' diyor, 'Biz' diyor, 'Yunan karşısında yenilirsek zaten ölecektik' diyor, 'Fakat biz Amerikan ve İngiliz mandasına hayır diyerek savaşırsak Yunan'a ve kazanırsak' diyor, 'o zaman zaten bağımsızlığımızı kazanacaktık ama kaybedersek' diyor, 'onurluca ölecektik' diyor, dolayısıyla burası çok önemli.
Bağdat Paktı, 1954 Menderes komünist Rusya'nın Ortadoğu'ya, İslam dünyasına nüfuz etmesini önlemek için Amerika Birleşik Devletleri tarafından Türkiye'nin taşeron olarak kullanılması ile kurdurulmuş olan kukla bir örgüttür, Irak'la Türkiye arasında kurulmuştur, ve daha sonra ne oldu Eren Erdem, Bağdat paktı kuruldu, İslam dünyası üçe parçalandı, bir de Rusya'yı güya oraya sokmayacaktık, tam tersi Mısır'da Nasır biliyorsun ön plana çıktı, Türkiye'nin rolünü kabul etmedi ve İslam dünyası üçe parçalandı ve İslam dünyası emperyalizme açık hale gedli. Ve ne oldu 1950'lerde, 60'larda, Amerika Birleşik Devletleri gene Rusya'yı bölgeye sokmamak için Yeşil Kuşak Projesi geliştirdi, yani sizin bunu bilmemeniz mümkün değil... Ve Yeşil Kuşak Projesi'nin İslam Dünyasındaki örgütlerinden bir tanesinin de İslam Konferansı Örgütü olduğunu bilmiyor muyuz?