İlk sivil Türk havacı, pilot ve mühendis Vecihi Hürkuş, 45 sene önce bugün hayatını kaybetti. Saygıyla anıyoruz...

Temmuz 2014 | Engin Ergül , İşsiz
Görevden dönen çift kanatlı bir keşif uçağı, Eskişehir/ Muttalip havaalanına yaklaşmaktaydı. Alan, uçak hangarları, pilot okulu ve geniş tamirhanesiyle birinci sınıf bir havaalanıydı.

Uçak Bölüğü Komutanı Yüzbaşı Fazıl, makinist Eşref Koşman ve görevliler, yaklaşan uçağı içleri giderek izliyorlardı. Çünkü ellerindeki son işe yarar uçak buydu. Eşref inledi:

"Eyvah, bu da arızalanmış. "

Uçak arkasında siyah bir duman bırakarak toprak piste indi, sıçrayarak ilerleyip durdu.

Koştular. Pilot Vecihi Hürkuş ve gözlemci Basri, yıldırım gibi uçaktan aşağı atladılar. İkisi de savaş heyecanı içindeydi.

Vecihi, "Uçağı çabuk hazırlayın... " diye haykırdı, "... bomba
yükleyin, tüfeğe şerit takın! Çabuk, çabuk, çabuk. "

Fazıl'a döndü:
"... Hava kararmadan bir çıkış daha yapsak iyi olacak. "
"Durum nasıl? "
Vecihi tam savaşın gidişi hakkında bilgi verecekti ki uçağı kontrol eden makinist acıyla,
"Vecihi Bey... " diye seslendi, baktılar, makinistin eli yağ içindeydi, "... Bunun yağ deposu delinmiş. "
"Değiştirin! Ama çok çabuk olun! "
"Yedek depo yok ki. "
"Öyleyse bunu tamir edin! Bir şey yapın! Haydi! "
Makinist kıvrandı:
"Sökmesi, tamiri, yerine takması saatler alır. " Vecihi, gözlerinden yaş fışkırarak, başlığını ve rüzgâr gözlüğünü yere çarptı:
"Lanet olsun yoksulluğa! "

Kaynak; Turgut Özakman - Şu Çılgın Türkler

10653