İnfertilitenin ruhsal boyutu

Nisan 2014 | Gonca Köse, Öğrenci
İnfertilite; herhangi bir korunma yöntemi kullanılmamasına rağmen 1 yıllık denemeden sonra üreme çağındaki çiftlerin gebelik gerçekleştirememesidir. Vakaların %40'ı erkek, %40'ı kadın ve %20 'si iki taraflı kaynaklanmaktadır.

İnfertilite narsisistik yaralanmaya neden olan bir durumdur. Çocuk sahibi olamamak benlik saygısının azalmasına, yetersizlik, suçluluk, vücut imajına ilişkin endişeler ve yok oluş duyguna olan açan bir duygudur. Bir çalışmadan kadınların %50 'si infertiliteyi yaşamlarının en kötü olayı olarak görürken erkekler bundan %15 etkilenmektedir.

Biyolojik olarak genellikle; Bozulmuş ovulasyon, bozulumuş fallop tüpleri, endometriyozis, yemek bozuklukları, seksüel aktivitelerde pratik bilginin az olması gibi faktörler etkilidir.

İnfertilite de birey bazı psikolojik duyumlar yaşar;
  • Şok, inanmama, çaresizlik, kızgınlık
  • Narsistik yaralanma
  • Kendini hasarlı ve eksik görme
  • Suçluluk duyguları
  • Depresyon
  • Çekiciliğin azaldığı düşüncesi ile seksüel fonksiyon bozukluğu ve libidonun azalması
  • Doktora ya da eşe karşı aşırı bağlılık

7979

İnfertilite ile karşı karşıya kalan çiftler bazı evrelerde geçer;

Şok evresi: Bu evrede şok ve inkar yaşanır. Çiftler çocuklarının olmamalarının yetersiz seks yapmaya, strese ve yorgunluğa bağlar. Kabullenmek istemezler.

Anksiyete evresi: Anksiyete korku demektir. İnfertilite tedavisi görecek kadın bedenine yapılan müdahaleden ve eşinin onu terk etmesinden korkar.

Öfke evresi: Çiftler geçmişe yönelik hatalı davranışlarının taramaya başlar. Birbirlerine düşmanlık ve kin duyguları beslemeye başlarlar. Bu dönemde boşanma gündeme gelebilir. Sağlıklı olan eş boşanıp başka bir evlilik yapmak isteyebilir.

Kontrol kaybı: Bireyler infertilite evresinde yapılan müdahalelerde, yapılan tetkikler sırasında sorulan sorular cinsel ilişkilerin zamanının dahi söylenmesinden rahatsızlık duyarlar ve özel hayatlarının kendilerinin kontrolünden çıktığını düşünürler.

Yalnızlık ve yabancılaşma evresi: Bu evrede hamile kalan arkadaşlarını görmek istemeyen kadınlar ve infertilite tedavisinde kendi sorunlarını anlatmak istemeyenler kendi kabuklarına çekilir ve dış dünya ile bağlantısını koparır.

Suçluluk evresi: Eşler anne- baba rolünü üstlenemedikleri zaman kendilerini suçlamaya başlar. Eğer eşlerden biri cinsel hastalık taşıyorsa, ya da kadın küretaj yaptırdıysa, çocuklarının olmamalarını Tanrının bir cezası olarak görmeye başlar ve suçluluk duygusundan çıkamazlar.

İnfertilite tedavisi başarısız sonuçlandığı zaman bu evreler daha yoğun yaşanır ve süreç yoğunlaşır. Bu süreç ölümcül bir hastalığın yasını tutmak gibidir. Ancak bu süreçte ölümlerdeki gibi çiftler birbirine yaklaşmaz aksine uzaklaşırlar.

Ya da tam tersi çiftler sağlıklı ve belirli bir eğitim düzeyine, kültüre, çevreye sahipse birbirlerini suçlamaktan vazgeçip çözülme evresine geçerler. Baş etme yöntemleri geliştirip daha uzlaşmacı ve barışçı bir yol seçerler.
7979