Kısırlaştırma (Sterilizasyon) Suçu

Temmuz 2012 | Şebnem Avşar, Hukuk Öğrencisi
Kısırlaştırma işlemine tabi tutulan kişi üreme yeteneğini kaybeder. Anca bu yetenek ortadan kalkarken, kişinin cinsel arzuları ve faaliyetlerine etki etmez. Kısırlaştırma (sterilizasyon) Nüfus Planlaması Hakkında Kanun'un 4 maddesinde ise şöyle tanımlanmaktadır : " Sterilizasyon, bir erkek veya kadının çocuk yapma kabiliyetinin cinsi ihtiyaçlarını tatmine mani olmadan izalesi için yapılan müdahale demektir."

Bu tanımlara göre kısırlaştırma işlemi hadım etme(kastrasyon) işleminden ayrılmaktadır. Zira hadım etme işleminde kişinin cinsel salgı bezleri alınarak üreme yeteneğinin son bulmasına ek olarak kişinin cinsiyetine özgü belirtiler de ortadan kalkar. Bu açıdan hadım etme işleminin kısırlaştırmaya nazaran daha ağır sonuçları olmasına rağmen Türk Ceza Kanununda suç olarak düzenlenmemesi eleştiri konusu olmuştur.

Hadım etme işlemi kadar olmasa da kısırlaştırma işleminin de ağır sonuçları vardır. Ancak kısırlaştırma, sağlığı tehlikeye atan hastalıkların önlenmesi amacıyla koruyucu bir tedavi niteliği de taşımaktadır. Bu nedenle hukuka uygun şartları taşıyan tıbbi kısırlaştırma müdahaleleri hukuka aykırı nitelik taşımayacaktır. Kısırlaştırma işlemi, kişinin bedeni üzerinde kendi geleceğini belirleme hakkına müdahale niteliği taşıdığından, kanuni şartlara uygun olmayan kısırlaştırma müdahaleleri Türk Ceza Kanunu madde 101'de suç olarak düzenlenmiştir : " Bir erkek veya kadını rızası olmaksızın kısırlaştıran kimse, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil, kısırlaştırma işlemi yapma yetkisi olmayan bir kimse tarafından yapılırsa, ceza üçte bir oranında arttırılır. Rızaya dayalı olsa bile, kısırlaştırma fiilinin yetkili olmayan bir kişi tarafından işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur."

Suçla korunan hukuki yarar ise; kısırlaştırma suçuyla korunan hukuksal yarar, kişinin sağlığı, beden bütünlüğünün korunması ve üreme yeteneğinin yok edilmesinin önlenmesidir.