KONVANSİYONEL TARIM YÖNTEMLERİNİN DÜNYAYA ZARARLARI

Ocak 2015 | Ayhan Şimşek, Gezgin
DÜNYADA TARIM
  • · Dünya topraklarının kullanılmasında en büyük payı tarımsal uygulamalar alıyor. İnsanoğlu şu anda dünyamızın buzla kaplı olmayan topraklarının yaklaşık % 38’inde tarım yapıyor.
  • Bu alanın üçte birini ekinler, geri kalanını ise canlı hayvan üretiminde kullanılan çayır ve meralar oluşturuyor.
  • Ancak bugüne kadar yapılan çalışmalar, ortalama küresel ürün veriminin son 20 yıl içinde ancak % 20 oranında arttığını gösteriyor. Ancak bu oran, üretim artışını 2050 yılındaki tahmini dünya nüfusuna yeter oran olan; iki katına çıkarmak için yeterli değil ne yazık ki.
  • Dünyada yetiştirilen bitkisel ürünlerin % 60’ı insanların, % 35’i hayvanların beslenmesi için kullanılırken, kalan %5 de biyoyakıt ve diğer sanayi ürünlerini elde etmek için kullanılıyor.

KONVANSİYONEL TARIM YÖNTEMLERİNİN DÜNYAYA ZARARLARI

  • Üretimi artırma yolunda kullanılan kimyevi yöntemler, tarımın çevreye ve doğaya verdiği zararı oluşturuyorlar. Bu zarar iklim değişikliği ve okyanusların asitleşmesi ile kendini ciddi bir şekilde hissettiriyor.
  • Yapılan çalışmalar bugüne kadar tarımsal uygulamaların yol açtığı zararı tahmini olarak şu şekilde açıklıyor: Tarih öncesine ait çayır ve meraların % 70’i, savanaların % 50’si, ılıman iklim kuşağındaki yaprak döken ormanların % 45’i ve tropik ormanların % 25’i yok edilerek tarım arazisine dönüştürülmüş.
  • Bu verilere göre, en son yaşanan buzul çağından bu yana ekosisteme bu derece zarar veren başka hiçbir etken yok. Tarımın dünya üzerinde bıraktığı fiziksel ayak izlerinin dünyadaki tüm kaldırım ve binalar ile karşılaştırıldığında nerdeyse 60 kat daha fazla olduğu söyleniyor.
  • İnsanlar her yıl yaklaşık 4000 kilometreküp su kullanıyor ve bu suyun büyük bir kısmı nehir ve yeraltı su havzası kaynaklı. Suyun % 70’i sulama amacıyla kullanılıyor.
  • Konvansiyonel Tarım uygulamaların yoğunluk kazanmasıyla birlikte son 50 yıl içinde sulanan arazilerin sayısı iki katına çıktı, küresel gübre kullanımı ise % 500 oranında arttı.
  • Sentetik gübreler, zirai ilaçlar ve kimyasallar çok fazla kullanılıyor.
  • Azot ve fosforun doğaya yayılma oranı 1960 yılından bugüne neredeyse iki katına çıktı. Bu da toprak, su kirliliğine ve nehir ağızlarında oksijen yetersizliğinden dolayı ölü bölgelerin oluşmasına neden oluyor.
  • Tarımsal üretimde kimyevi gübre kullanılması verimi artırıyor, ama bu gübrelerin ancak yarısı bitkiler tarafından kullanılıyor, diğer yarısı toprağa ve suya karışıyor. Atmosfere sera gazı salımında en büyük payı; bu konvansiyonel tarım faaliyetleri alıyor.Açığa çıkan karbondioksit, metan ve azot oksit gazlarının % 35’inden tarımsal uygulamalar sorumlu. Bu oran dünya çapında ulaştırma ve elektrik üretimi sonucunda ortaya çıkan sera gazı salımından bile daha fazla.