Köy Enstitüleri Gönüllülük Çerçevesinde Geri Geliyor

Ekim 2014 | Ayhan Şimşek, Gezgin
11126 koyenstituleridergisi.com/ TIKLAYINIZ
Köy Enstitüleri Yeniden projemizi canlandırırken sıkça sorulan köy var mı yok mu diye bakmaktan çok Köy Enstitülerinin eğitim teknik ve yaklaşımlarına ihtiyaç var mı sorusunu sormak daha yerinde olacaktır. Toplumu sadece eğitmekle kalmayıp kalkınması ve refahına odaklanan, onun daha iyi yaşama koşullarına sahip olması için eline teknikler veren, sanatı ve güzel görme biçimleri ekleyen bu tekniğe günümüzde de ihtiyaç sürmektedir.
Köy Enstitüleri eğitim kurumları olarak görünse de gerçekte süper organizasyon becerisi gösteren organizmalardır. Ortamda oluşan belirsizlik, sürpriz, kriz gündelik yaşamın parçaları olarak Köy Enstitüleri öğrencilerince yerinde ve anda çözülerek hayata ve eğitime devam etmeyi öğrendikleri bir nevi deneyim zeminleriydi.
Bu nedenle Köy Enstitüleri eğitim teknikleri iş eğitimi olarak görünen yapısının içinde bugünlerin sorun ve problem çözme tekniklerini de içeriyordu. Köy Enstitüleri, Türkiye köy olmasaydı şehirleri dönüştürmek üzere benzer teknikleri, bölge özelliklerine göre kullanıyor olacaktı.
Bu nedenle bizler de meseleye bu açıdan bakarak ülkemizin kalkınması, toplumun refahı için bu teknikleri bugünün gerçeklerine uyarlayarak, köy, kent, mahalle, şehir ayrımı yapmadan, o dönemin ruhu ve coşkusuyla yeniden organize etmek istiyoruz.
Çalışmalarımızda esas aldığımız organizasyon tipi açık alan tekniği gönüllü organizasyonudur. Çalışmalar bir devlet yapısı veya kurumu aracılığıyla yürütülmediği için en iyi yöntem büyük, etkili bir sivil toplum organizasyonuna dönüşmek olacaktır.
Bu organizasyon kaynaklarını mutlaka sivil toplum gücünün vericiliğinden elde etmek durumundadır, kaynağı kendisi olan, kendisi çalışan, organize eden bir toplum günümüzün yeni Köy Enstitüleri değeri olarak topluma, köylerden şehirlere kadar kalkınmayı ve refahı götürecektir.
İstanbul’da oluşacak bir koordinasyon merkezi ülke çapında yürütülecek bu çalışmaları koordine edecek, iletişim merkezi, geliştirme merkezi olacaktır. Bölgelerdeki gönüllülerimiz oluşturdukları organizasyonlarla eğitim, üretim, tanıtım faaliyetleri profesyonelleri olarak kendilerini geliştirecekler ve yaşadıkları yerleri, ülkemize ve dünyaya açacaklardır.
Başta bu gönüllülerimiz olmak üzere eğitmenlerimiz bir program çerçevesinde eğitilerek onlarında bölgelerinde bu programları uygulamaları sağlanacaktır. Bina yok diye kimse üzülmesin pek çok gönüllü kurumumuz bu binaları bizlere, eğitim ve etkinlikler için sağlayacaktır.
Gönüllülerimiz kayıtlarını yaptırdıktan hemen sonra telaşlanmasınlar, gönüllü organizasyonumuzun şema yapısı tamamlandıkça sivil toplum organizasyonumuzun bir parçası olarak faaliyetlerini sürdürecekler. Şimdilik gönüllülerden beklediğimiz her gönüllümüz, oturumlarda paylaştığımız ilkeler doğrultusunda çevrelerinde yaklaşık onar kişiden oluşan gönüllü çemberleri oluşturmaları.
Bu gönüllü çemberleri ile sanal ortamda veya oturum adını verdiğimiz bir araya gelmelerle tanışıp, eğitim, tanıtım, halkla ilişkiler, tarım-ziraat gibi alanlarda görev dağılımı yapabilirler.
Şu an en önemli konulardan birisi iletişimimizi dışa açacak dergimize 3000 aboneliğe, gönüllü sayımızda 50000 e ulaşmak. Bu bizim hareket alanımızı genişletip başarı kazanma şansımızı artıracak, bu geçen sürede de organizasyonumuzun koordinasyon merkezi olacak bina için maddi bir varlık oluşturmamızı sağlayacaktır.
Bugün için gönüllülerimizden beklentilerimiz bunlardır. Herkesin yaratıcı düşünce, çalışkanlığına inanıyor düşündüğümüzden daha hızlı şekilde hedeflere ulaşacağımızı biliyoruz.
Herkese katkılarından ve çabalarından dolayı teşekkür ediyoruz.
Büyük usta, önder, herkesin Tonguç babası, İsmail Hakkı Tonguç’un anısına saygıyla.
Bu oturumun kolaylaştırıcısı
Ekrem Pehlivan
İletişim için [email protected]gmail.com