Kur'an-ı Kerim Meali

Nisan 2014 | Mehmet Volkan Balbay, Franchise Manager
Arapça olarak indirilmiş olan Kur'an-ı Kerim'in farklı dillere çevrilmiş haline "kur'an meali" denir.

Kur'an-ı Kerim gibi yaşama ve ölümden sonrasına dair bir çok konuda bilgi sunan bir kitabın, bugüne kadar layık olduğu tercümesinin yapılmadığı bir gerçektir.

Kur'an bir roman ya da tek bir alanda söz söyleyen bir ders kitabı değildir. Bu yüzden Arapçaya vakıf herhangi bir kişinin hazırladığı tercüme/meal kesinlikle sağlıklı değildir!

Çok açık ve net söyleyebilirim ki bugün Türkiye'de ateist ve agnostik patlaması yaşanmıyorsa bunun tek sebebi okumuyor olmamızdan! Şayet okumayı seven bir millet olsaydık, evlerimizdeki mevcut meal, tefsir ya da benzer "çeviri" kaynakları okuyarak rahatlıkla ateizmi ya da agnostisizm'i seçerdik! Bundan hiç şüpheniz olmasın!

Basit bir örnek verelim:

Bugün Türkiye'de hangi eve girerseniz girin muhakkak Elmalılı Hamdi Yazır'a atfedilen meal mevcuttur. Okumayı sevmeyen insanımız için bir vitrin süsü olan bu meal merak edilip ele alınacak olursa aslında Elmalılı Hamdi'ye ait olmadığı görülecektir.

Elmalılı Hamdi Yazır bir Osmanlı alimidir. Kuran'ı Kerim'i Arapçadan Osmanlıcaya çevirmiştir. Bugün evlerimizde olan ve Elmalılı Hamdi'ye atfedilen meal ve tefsirler ise Osmanlıca aslından "sadeleştirilmiş" halleridir. Yani yemeğin suyunun, suyunun, suyudur.

Bir dil başka bir dile motamot çevrilirken zaten kendisinden çok şey kaybediyor. Bir de çevirinin sadeleştirilmiş halini düşününüz!

Peki nedir çözüm?

1. Diyanet İşleri Başkanlığı bu meseleye önem verip bir kurul oluşturmalıdır. Bu kurulda Arapçaya vakıf bir çok uzmanlık alanından insan yer almalıdır. Bu uzmanlık alanları Kur'an-ı Kerim'de bahsi geçen konulara göre belirlenmelidir. Örneğin, astronomi alanında uzman ve Arapçaya vakıf bir Türk bulunup, Kuran'da astronomi ile ilgili ayetler bu şahsa tercüme ettirilmelidir.

2. Her uzman kendi alanıyla ilgili ayet tercümesini titizlikle dipnotlandırılmalıdır. Bu dipnotlarda mutlaka, çevirisi yapılan ayetin ilişkili olduğu diğer ayet numaraları sırasıyla verilmeli; çeviride tercih edilen kritik noktalar izah edilmeli ve mümkünse ayetin diğer dinlerin kutsal kitap ve metinleriyle uyum sağlayan kısımları vurgulanmalıdır.

3. Heyet tarafından son kez gözden geçirilen meal; meal/tefsir alanında uzman olan kişilere kopyaları gönderilmek suretiyle yeniden inceletilmeli ve onlardan bu meal/tefsiri eleştirmeleri istenmelidir. Meal ve tefsir uzmanlarının gelen eleştiriler değerlendirmeye alınarak hazırlanan meal/tefsir yeniden gözden geçirilmeli ve yayına hazırlanmalıdır.

4. Hazırlanan çalışma mutlaka müstakil bir web sayfasından da yayınlanmalı hem kitap hem de internet sitesi olarak kullanıma sunulmalıdır.

5. Diyanet işleri başkanlığı bu meal çalışmasını yaparken, tüm çalışma sürecini baştan sona kayda almalı ve bu kayıtlardan hazırlanacak olan güzel bir tanıtıcı reklamı, tüm tv'lerin en çok izlenen saatlerinde yayına sunmalıdır.

6. Bu çalışma Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Türkiyeye bir vefa borcu olarak görülmeli ve Türkiye'deki tüm evlere, kütüphanelere, üniversitelere, okullara, camilere, derneklere, iş yerlerine ücretsiz olarak hediye edilmelidir.

Umarım bir gün bu güzel çalışma yapılır. O zamana kadar Türkiye'deki hiç bir meal ve tefsirin tam güvenilir olmadığını üzülerek bildirmek zorundayım.