Laiklik

Temmuz 2012 | Şebnem Avşar, Hukuk Öğrencisi
Laiklik ve sekülarizm kavramları genellikle karıştırılmaktadır. Sekülarizm; yavaş yavaş gelişen, uzun bir süreçtir. Evrim niteliğinde bir kavramdır. Avrupa demokrasileri büyük ölçüde seküler yapıdadır. Laiklik; Devrim niteliğinde bir kavramdır. Kesin çizgilerle önceki ve sonraki ayrımı vardır. İkisinin de amaçları aynıdır ancak farklı gelişim süreçleri vardır. Bu sebeple de araçları farklıdır.

1) Mücadeleci laiklik anlayışı : Laikliğin karşı karşıya kaldığı tehlikeleri ortadan kaldırmak için ona bir takım koruyucu önlemler getiren anlayıştır. Bu anlayış beraberinde özgürlük sınırlamalarını da getirir.

2) Hümanist laiklik anlayışı : Bu sistemde laikliğin kendisini koruyucu bir takım önlemler almaya gerek yoktur. Varılması gereken bir sistemdir çünkü bu anlayış hem devleti hem de din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alır.

Bir devletin laik olması için laikliğin iki boyutu vardır :

1- KURUMSAL BOYUT : Din ve devlet işlerinin ayrışması demektir.

Kurumsal anlamda laikliğin şartları :

1) Devletin resmi dini olmayacak :

1. Grup : Laikliği benimseyen devletin bir dini ya da mezhebi korumadığını bildiren anayasal sistem.
2. Grup : Laikliğin yazılı bir anayasa ilkesi olmadığı ama din-devlet işlerinde ayrılık ve karşılıklı karışmazlığın olduğu devletler. Almanya, Amerika...
3. Grup : Anayasada devletin resmi dininin yer almasına rağmen uygulamada fiili bir din ayrımının söz konusu olduğu sistem. Yunanistan, İngiltere...
4. Grup : Din ve devlet bütünleşmesinin hem fiilen hem teorik olarak birleştiği ülkeler. İran, Afganistan...

2) Eşitlik : Laiklikte devlet tüm inançlara eşit mesafede olmalıdır.

3) Din kurumları ile devlet kurumlarının birbirinden ayrılması gerekir : Din kurumlarının devlet yetkisini kullanamayacağı gibi devlet kurumlarının da din yetkisini kullanamamasıdır.

4) Hukuk kurallarının din kurallarından kaynaklanmaması gerekir : Laik bir devlette hukuk kuralları aklın ve bilimin ışığında kamu yararına uygun olarak yapılır. Hukuk kurallarının konulmasında dinen uygun olup olmayacağı düşüncesiyle kural konulmaz.

2- ÖZGÜRLÜK BOYUTU : Din ve vicdan hürriyeti Anayasa'nın 24.maddesinde yer alır. Fıkra 1 de yer alan : " Herkes, vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir." hükme göre; vicdan dini inanç ve kanaat mutlak alan'ı ifade eder. Burada ' sınırlama yoktur ' . Mutlak alandan anlayacağımız şey sadece dini değil farklı inançları da koruyacağı anlamının çıkmasıdır. Fıkra 3 te yer alan : " Kimse ibadete dini ayin ve törenlere katılmaya dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz. " hükmünde ise ibadet, dini inanç ve törenlerin serbest olduğu kısım ise nisbi alan'ı ifade eder.