MAKYAJ SIRLARI

Aralık 2014 | Güneş Banu Kocatepe, Öğrenci İşleri Müdürü
MAKYAJIN SIRLARI



Makyaj yapmayan bir kadın olarak, Makyaj sırları diye bir başlık yapacağımı hiç düşünmezdim.


1521
Demek ki büyük konuşmayacaksın, gerçi konuştuklarım tamamen gülmece üzerine.


Makyaj cilalı taş devrinden bu yana var, Hatta Havva’dan beri. Havva bile eminim, elma kabuğunu dudaklarına sürtmek sureti ile dudaklarını kıpkırmızı parlatmıştır.


İşin içinde kadın varsa, makyaj, süs olmazsa olmaz.


1521
Afrikalı hatunlara baksanıza, o boyunlarına taktıklarına, meme uçlarına taktıklarına, yüzlerindeki boyaya, yaratıcılıkta sınır tanımıyorlar.


Bende ise durum tam tersi, artık özgüven mi dersin, üşengeçlik mi, titizlik mi, yorum size kalmış.


Makyajı sevmeyen, ‘’standart kadın’’ dışında bir kadınım işte.


Resepsiyon, davet varsa mutlaka yapsamda, o işi en sona bırakıp, söylene söylene işi tamamlayan hatunum. Manikür-pedikür, kremlerin, parfümlerin, şampuanların, sabunların envai çeşidi sürekli tas tamamda, makyaj ıııııııı olmuyor işte.


Üstelikte makyaj yapmayı seven bir kadının , ilk kız çocuğuyum. Küçüklüğümde gözündeki farı silip, kendime sürmüşlüğüm, rujlarla dudaklarımı Arap dudağı yapmışlığım, topuklularla dolanıp kafa göz yarmışlığım var.


Neyse sadede gelelim, iş etiği , iş kuralları, iş yerinde davranış başlıklı bir yazı okurken, birde yalnış yolda olduğumu gördüm. Yazıda iş kadınlarının mutlaka makyaj yapması gerektiği vurgulanmış, tahmin edersiniz ki, yazı bir akademisyene ait değil, kokoş bir kadına ait, neyseee...


Yazıdan alınacak bazı mesajlar alındı, ve dedimki madem böyle bir beklenti var, temiz mis kokmanızın dışında, topuklu ayakkabı giymeniz, ve makyaj yapmanızın gerekliği ile ilgili, hafta sonu operasyona başladım. Önce Dünyanın parasını verip aldığım marka olan ama tarihi muhtemelen geçmiş ne kadar ürün varsa, hepsini attım.


Sonra tabii ki, alış - verişi seven J her kadın gibi makyaj malzemesi alışverişine çıktım.


Gerilerde kalmışım malumunuz, artık yok yok bildiğiniz üzere , o ipek kirpiklerin takıldığı, haftada bir bakımlarının yapıldığı günümüzde piyasanın benim bıraktığım yerde kalacak hali yoktu herhalde.


1521
Güzellik uzmanının desteği ile tüm gerekenleri yeniden aldım. Fondöten, pata- krem (adı bile saçma), pudra, allık, eyeliner (bunu çekmeyi beceren tüm kadınların politikaya atılmasını öneriyorum), rimel, allık, ruj, far vs. Tam hesabı ödemeye geldiğimde uzman,


-Hanımefendi kaş farı almadınız dedi.
-Efendim anlayamadım kaş farı mı dedim. Honkkk
Uzman hanımın gözleri faltaşı gibi açıldı,
-Tabii kaş farı hanımefendi, kaş farı olmadan olmaz.


Kalıcı kaş makyajından iyidir diye düşündüm ve uzmanın denemek istemesine izin verdim.


Bu arada tüm ürünler yüzümde zaten palyaçodan farkım yok, birde kaş farı sürelim ne olur yani, ve sürdükk , aman yarabbimmm.


Sonuç Mustafa Keser. Başka tanım yok.


Alışmışım, incecik kaşlara, her ne kadar fettan bir ifade verse de, kaşım ince ben ne yapayım, hatun (buradaki hatun kişi, güzellik uzmanı oluyor) onları bir boyadı, Allahhhhhh
Al mendili çık sahneye.


1521
Aloooo ne koyuyum.


Artık ne koyarsan koy, aynadaki halime saatlerce güldüm ya, gerisi hikaye.


Okuduğum yazıya mı güleyim, kadına biçilmiş role mi, hatunlara mı, kokoşlara mı, neye güleyim bilemedim.


1521
Sonuç , ben aynı ben, alışmayan organda aksesuar durmuyor,


önemli bir davet varsa, makyaj yaparız, yoksa üzgünüm.


Harcadığım paralarda motivasyon olsun ne yapalım.


Sağlıklı, kendinizi güzel hissedeceğiniz günlere.


Sevgiyle


G.Banu KOCATEPE
Aralık 2014