Marazın Kahvesi

Ağustos 2017 | Ayça Türkmen, Edebiyat Öğretmeni
“More, buranın acı kahvesi ta Yemen’den gelir.
Kırk yıl yoktur, fincanda bitene kadardır hatırı”


Göçebe ırgatlar ve çocukları iki köyün insanları tarafından bir gece canlı canlı yakılarak iki köyün intikam hırslarından can verirler. Bu yangından sadece üç kişi kurtulur. Hasan Emmi, yeni doğmuş kızı Zeynep ve Mıstık isimliği çocuğu köylülerin yaktığı barakalardan kurtarır. Çankırı’dan İnebolu’ya ölümden kaçışlarının hikâyesidir.

Rum Yorgi’den, Esnaf Hasan’a, Sadullah Efendiden, Tahta bacak Aziz’e, Hüseyin Amca ve Muzaffer’e kadar gelen bu kır kahvesinin işletmecisi olanlardan, Bacacının bağlama eşliğinde çok sessiz türkülerin hüzünlü hikâyesini anlatır bu hikâye.

Marazın Kahvesi; İnebolu’nun kavgalarını, aşklarını, bıldırcın avlarını, hatta kayıkların getirdiği hasretlikleri, kavuşamayanları, ölüm ve acılar, Rum çetelerinden korunmak için güvenlik nöbetlerinin tutulduğu, hâlâ nesli devam eden evliliklerin tanışma noktası olarak Karaca Mahallesi’nin o yamacında, Geriş Tepesi’nin eteklerinde bu hikâyelerin anısına ayakta durmaya çalışıyor.

Şimdi tarihin en derin kuytularına inerek, daha kundakta iken acıyla tanışan Zeynep’in hikâyesine tanık olacaksınız.


Geçmişten gelen efsanelerin aslında tarihin sayfalarında ne denli acımasızca yok edildiğine şahit olmak için Eleni’nin anlattıklarına kulak vermek için elinde tuttuğun Maraz’ın Kahvesi’nin ilk sayfasına dokunmak yetiyor.

Poyraaltı çeşmesinde her gece duyulan bir genç kızın yanık sesinde o türkünün anlamı
neydi?


Kalbiniz ile beyniniz bir hikâyenin fırtınasına çoktan kapıldı bile…

Fark ettin mi?

More;O pınarda her gece genç bir kızın söylediği türküyü kulaklarımla duyuyorum”

978