Max Stirner- Biricik ve Mülkiyeti

Aralık 2013 | Nursel Akçay, Felsefe Bölümü Öğrencisi
  • "Eğer Tanrı ve İnsanlık, sizin ısrarla ileri sürdüğünüz gibi, kendileri için her şey içinde her şey olmaya yetecek içeriğe sahiplerse, Ben de bundan daha az bir içeriğe sahip olmadığımı, kendi "boşluğumdan" yakınmayacağımı duyumsuyorum. Ben boşluk anlamında bir Hiç değilim, Ben yaratıcı bir Hiçim ve yaratıcı olarak bu Hiçten, her şeyi kendim yaratıyorum. " (Biricik ve Mülkiyeti, s. 17)
  • "Tanrı ve İnsanlık, davasını hiçbir şey üzerine kurmaz; yani kendinden başka hiçbir şey üzerine. Keza ben de, tıpkı Tanrı gibi, kendi davamı Kendim üzerine kuruyorum, çünkü Ben diğer herkes için bir hiçim, çünkü Ben kendim için her şeyim, çünkü Ben kendim için biriciğim. " (Biricik ve Mülkiyeti, s. 17)
  • "Tanrı sadece kendi meselesiyle uğraşır, ama zaten o, her şeyin içinde her şey olduğu için, her şey de onun meselesidir! Ama Biz, her şeyin içinde her şey değiliz ve bizim davamız da küçük ve önemsizdir; bu nedenle Biz "üstün bir davaya hizmet etmek" zorundayız. -Açıkça görülüyor ki, Tanrı sadece kendi meselesiyle ilgileniyor, sırf kendiyle uğraşıyor, sırf kendini düşünüyor, gözünde sadece kendi meselesi var; onu hoşnut kılmayan her şeyin vay haline! O kendinden daha üstün birine hizmet etmiyor, sadece kendini tatmin ediyor. Onun davası-tamamen egoist bir davadır. " (Biricik ve Mülkiyeti, s. 16)
  • "... İnsanlık sadece kendi çıkarına bakar, insanlık sadece insanlığı desteklemek ister, insanlığın meselesi gene bizzat insanlıktır. Gelişebilmek uğruna, bireyleri ve halkları gaddarca hizmetine koşar, sonunda ihtiyaçları karşılandığında da minnet borcunu ödemek üzere, onların tarihin gübre yığınına atar. O halde insanlığın meselesi de-tamamen egoist bir dava değil midir? " (Biricik ve Mülkiyeti, s. 16)
  • "Adanmış vatanseverler tarafından korunan bir halkı gözlemleyin! Vatanseverler, kanlı çarpışmalar sırasında, ya da açlık ve sefalet yüzünden ölürler; bu, halkın umurunda mıdır? Halk ölenlerin çürümüş bedenleriyle gübrelenip beslenen o toprak üzerinde "dal budak salar, çiçek açar"! Bireyler, "halkın yüce davası" uğruna can vermişlerdir, halk ise onların ardından minnettarlığını dile getiren bir kaç söz söyler-ve parsayı toplar. İşte karlı egoizm diye ben buna derim. " (Biricik ve Mülkiyeti, s. 16)
  • "Çocukluğumuzun en güzel günleri, akılla mücadele etme ihtiyacı duymadan geçer. Aklı hiç umursamayız, onunla ilgilenmeyiz ve onu benimsemeyiz, yani akılcı davranmayız. İkna yoluyla bize hiçbir şey kabul ettiremezler, ileri sürülen nedenlere, ilkelere kulaklarımızı tıkarız. Ama gönül okşamalar, cezalandırmalar ve benzer davranışlar karşısında direncimizi korumamız güçleşir. " (Biricik ve Mülkiyeti, s. 22)
  • "Eğer aradığmızı bulursak, bilmek istediğimizi öğrenirsek, kendimizi güvencede hissederiz; örneğin inadımız karşısında kızılcık sopasının güçsüz kaldığını fark edersek, artık ondan korkmayız, ondan korkmak için 'fazla büyümüşüzdür. '" (Biricik ve Mülkiyeti, s. 22)

Biricik Ve Mülkiyeti