Mekan - Dans Hibritleşmesi

Mayıs 2012 | Özge Can Balaban, Mimar

Çağdaş Dans Üzerinden Beden-Mekan Birlikteliği-Bölüm 1

Özge Can Balaban

Giriş
Günümüzde beden ve mekân arasında ki ilişki, bedenin mekânı ve mekânın bedeni karşılıklı etkiler durumları sıklıkla tartışılıyor ve inceleniyor. Bu ikili ilişki ile ilgili olarak geleceğin insanı ve geleceğin insanının mekânları da tartışma kapsamına alınıyor. Makale bu noktadan hareket ile son yıllar içerisinde konu ile ilgili olarak bedenini birçok kişiye göre daha iyi kavradığı söylenebilen ve bedeninin sınırlarını zorlamak üzerine çalışan dans sanatçıları ve mekân ile kuramsal olarak ilgileri bağlamında çalışmalarını incelemeyi amaçlıyor. Konu ile ilgili olarak 2001’ de Şafak Uysal, Bilkent Üniversitesi İç Mimarlık Bölümünde dans eden bedenler üzerinden birbirini üreten bedenler ve mekânlar üzerine bir doktora tezi yapmıştır. Başka bir çalışmada İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümünde 2001 senesinde Didem Teksöz tarafından Bauhaus tiyatrosunun değerlendirilmesi üzerine yüksek lisans tezi olarak yapılmıştır. Teksöz’ün çalışmasında da beden ve mekân arasındaki ilişki kısmen ele alınmıştır. Uysal çalışmasında beden-mekân ilişkisini dansçılar ve performansları üzerinden ele almış daha çok bedenin ve mekânın sınırlarını, mekânın bedende yarattığı etkiyi dile getirmiştir. Teksöz ise daha çok beden kullanımı olarak tiyatroyu temel almış, mekânı bununla ilişkilendirmiştir. Makalede ise mekân-beden ilişkisi ve dolayısı ile mimarlık ile ilişkisi post-modern dans ve çağdaş dans sanatları -Learmas Performativite olarak adlandırır- üzerinden incelenecek ve mimar-koreograf ortak çalışmaları ile birlikte mekânın yorumlanmasına değinilecektir.

Makale’nin temelini oluşturan beden-mekân birlikteliği ile oluşan durumun neyi tanımladığının ifadelendirilebilmesi için makale içerisinde ilk olarak beden-mekân birlikteliği üzerine geçmişten günümüze ilişkinin nasıl ele alındığına yer verilecek, günümüzde konunun nasıl bir boyutta tartışıldığı irdelenecek ve dans sanatı ile ilişkisi sorgulanacaktır. Bu noktadan hareketle daha sonra günümüzde mekân ve beden üzerine yapılan dans çalışmaları ve mimar-koreograf ortak projeleri incelenecektir. Sonuç olarak iki farklı disiplinin karşılıklı bir biri içine girerek yaptıkları çalışmaların sonuçları tartışılacaktır.

Anahtar kelimeler:
Mekânın koreografisi
Koreografinin mekânı
Beden-mekân ilişkisi
Bedensel algı

“Ne yalnızca senin olan sabit bir yer, ne bir form, ne de yalnızca sana özgü olan bir işlev verdik. Biz sana, kendi özlemlerine göre ve kendi yargılarına göre istediğin yere, istediğin forma ve istediğin işlevlere sahip olabilesin diye… Böylece hiçbir sınırla kısıtlanmadan, eline verdiğimiz kendi özgür iradene göre kendi doğanın sınırlarını kendin belirleyeceksin. Seni dünyanın merkezine yerleştirdik, dünyada olan biteni buradan çok daha kolayca görebilesin diye.” ( Pico– The Renaissance Philosophy of Man - 1948; Roth;2006 s.431)


Şekil1 “Leonardo da Vinci ideal Vitruvius insanı”, Şekil2 “Le Corbusier-Le Modular”


Bedenin kendi var oluşu ile ilk insandan beri mekânı yönlendirdiği, mekânın oluş biçimini etkilediği, mekân ile ilişki içerisinde olduğu söylenebilir. Beden ile mekânın ilişkisinin sorgulanmaya başlaması ise özellikle Rönesans dönemi ile ilişkilendirilir. Rönesans dönemi mekânı sayı ile tanımlar ve mimarlığı mekânsal birimlerle uğraşan bir matematik bilimi olarak kabul eder (Roth; 2006). Bu noktadan hareketle güzel mimari için insan bedeninin kendi içindeki oranlarına başvurur (bkz: şekil1). Bu durumda beden salt kendi ile ilişkili oran olarak ele alınmıştır ve mekânı matematiksel bir kurgu olarak ilgilendirmektedir. Mekân iki boyutlu insan hareketlerinin oranı ile bedenin ve hareketin sınırlarını belirleyendir.

17.yy’ da kartezyen düşüncenin kendine yer edinmesi ile mekân-beden ilişkisi salt bedenin nesnel oranları olarak ele alınmayı bırakmış beden görsel algı ile birlikte ele alınmıştır. Gözün “aynı anda ve aynı bakış açısıyla her üç boyutu da tamamıyla” görmesinin olanaksızlığı sonucu mekânı farklı algıladığını savunan yeni görüş, mekân-beden arası etkileşime yeni bir perspektif kazandırmıştır (Yurttaş; 2003).

20.yy’ ın ilk yarısı beden-mekân ilişkisi üzerinden incelendiğinde ilk göze çarpan Le Corbusier’ in Le Modular adamı (bkz: şekil2) -ki burada Rönesans’ın ideal oranına bir geri dönüş söz konudur- ve insanın çevresini göz hizasından gördüğü düşüncesidir -bu noktada kartezyen düşüncenin etkisi göze çarpar-. Bunun yanında işlevsel mimarlık olarak anılan insana ve dolayısıyla insan hareketine bağlı sistemlerin kurulması da yine beden-mekân ilişkisi üzerine bir yaklaşım olarak ele alınabilir. Le Corbusier bu üç beden-mekân etkileşim durumunu kütle, yüzey ve plan olarak ele almıştır (Le Corbusier; 2003). Hemen hemen aynı dönemlerde diyebileceğimiz diğer bir mekân-beden ilişkisi sorgulanması ise Schlemmer’ in çalışmalarında gözlemlenebilir. Bauhaus’ da tiyatro bölümü ile ilgilenen Schlemmer beden hareketlerini mekân içerisinde çok boyutlu olarak ele almış (bkz: şekil3); beden-mekân birlikteliğini, bedenin salt biçim ve hareket haricinde çevresini saran uzamla var olan, ona boyun eğen olarak kabul edilmesi ile mekânla bir bütün oluşturan olarak tanımlamıştır (Teksöz; 2001).


Şekil3 “Oskar Schlemmer- hareketli insan diyagramları”

Rönesans’ tan 20.yy’ ın ilk yarısına kadar beden-mekân arası etkileşimin değişik biçimlerde ele alındığını ve mekân tasarımlarında bu düşünsel yapıların etkili olduğunu görüyoruz. Rönesans’tan başlayan ve 20.yy’ ın ilk yarısını da içine alan bu dönem için şöyle bir durumun varlığından bahsedilebilir: insan bedeni ile – bedeninin nesnel boyutları, hareketi ve bedenin algısı ile birlikte – mekân anlamlandırılmış, mekânın oluşumunda başlangıç özne olarak insan kabul edilmiştir. Bedenin mekâna izdüşümü belirli sistemler içinde ele alınmış ve sonucunda beden mekân ile çevrelenen ve mekânın yönlendirdiği durumuna gelmiştir. Kısacası başlangıçta özne olarak varlığını ortaya koyan beden mekânın oluşumu ile birlikte öznelliğini mekâna bırakmış, mekânın nesnel oluşumunu kendi bünyesine alarak bedenin nesnelliğini kabul etmiştir.

20.yy’ ın ortalarına doğru özellikle Ponty’ nin algı felsefesi üzerine yaptığı çalışmalar ve beden ile algı arasında kurduğu ilişki mekânın beden üzerinden yeniden sorgulanmasını getirmiştir. Merleau-Ponty bedeni ne özne ne de nesne; ama buna karşın bütün bilme etkinliklerimizi derinden etkileyen anlaması son derece güç bir varoluş ve dünyaya sahip olmak için genel bir aracı olarak tanımlamıştır. Ponty ile birlikte beden salt bir biçim olmaktan çıkmış akıl ve bedenin ikiliği ortadan kalkarak bir arada olmaları durumu ve bilme edimi bedensel kavrayış ile ilişkilendirilmiştir. Mekânın var oluşu ise bireysel özlemin bedenidir. Bu noktada Ponty mekân-üretken olarak bedenin sürekli hareket halinde olması gerekliliğini öne sürmüştür (Yurttaş; 2003).

20.yy’ ın ikinci yarısından günümüze bedenin yeniden yorumlanması, bedenin ifadeli olma ve yönelimli olma durumları mekân kurgularının yeni bir bağlamda ele alınmasını getirmiş ve farklı mimari yaklaşımlar bu noktadan hareketle kendilerine yer edinmişlerdir.

Mekânlar insan hareketi ve hareketin akışkanlığı ile birlikte yeni formlara bürünmüş, yönlendirme, algılarla oynama ve esnek olma kavramları çerçevesinde yeni anlamlar bulmaya başlamıştır.

“Mimarlık bir tür kent balesidir. Mimarlar çoğu zaman yapılarının insan yaşamının ritmini yakaladığını düşünürler. İnsan bedeninin oranları ve bedenin elemanlarının taş ve beton içinde dönüşümü mimarların temel kibirlerinden birisidir ve bu sadece büyük dünya ile insan bedeni arasındaki yarım yoldur.” Aaron Betsky (Cincinatti Sanat Müzesi Yöneticisi – mimarlık eleştirmeni ve tarihçi)

Bugüne geldiğimizde muğlâklık kavramı, Deleuze felsefesi gibi düşünsel alanın da etkisi ile mekân ve beden arasındaki ilişki farklı boyutlarda halen tartışılmaktadır. Yukarıda Betsky’ nin de değindiği gibi bedenin oranları, hareketi ve sınırları mekân için sadece yarım bir yoldur. Bedenin sınırları muğlâklaşmış, mekânda bu muğlâklıkla birlikte kendisine yeni açılımlar aramaya başlamıştır. Beden kavramı günümüzde salt bir hareket ve ritim ya da sistematik bir işlevler silsilesinden ibaret değildir. Beden kavrayan, anlayan, anlamlanan, sorgulayan, sınırlarını zorlayan olmuştur ki bu noktada sınırlarının muğlâklığı mekânın muğlâklığını beraberinde getirmektedir. Konu ile ilgili olarak Uysal’ ın Borden’ den mekân ve sınırları üzerine aktarımı günümüzde mekân-beden ilişkisinin hangi yönde ilerlediği ve neden bu kadar önem taşıdığını göstermesi açısından önemlidir.

“Şehirler ve binalar günlük yaşam hareketlerimizi bize sunarlar. Onlarla birlikte yaşar, çalışır ve memnun oluruz; şehirler bizim uzamsal dünyamızdır. Ama çoğunlukla bizler bu günlük mekânlar ve strüktürlerin sadece pasif kullanıcılarıyızdır. Hareketlerimizi ve aktivitelerimizi henüz tasarlanmış bu oluşumlara uydururuz. Dolaysız bilgiler –şehrin kuralları diyebileceğimiz oluşumun getirdiği hareketlerin yerlerinin belirlenmiş durumu- ve dolaylı kurallar –mekânların eyleme göre ayrışması, tanımlanması durumu- boyunca hangi mekânda hangi eylemelerin var olabileceği konusunda bilgilendirilmişizdir. Ve genellikle bize ne söylendiyse direkt onu yaparız.” (Uysal; 2001)

Oluşturulan mekânlar bedeni nesne konumuna sokmuş, kendisine itaat eden, mekâna bağlı hareket eden, mekânın sundukları ile yetinen durumunu oluşturmuştur. Bu noktada Ponty’ nin 1948 yılında ve De Landa’ nın 1990’ larda değindiği gibi yapılı çevreler, kentler, binalar, mekânlar kuruldukları kurallarla var oluşları çerçevesinde kurucularına sorunsal olmaya başlamışlardır. Artık beden özne durumunu geri kazanmak istemektedir. Sınırsızlığını deneyimlemek, çevresini biçimlendirmek… Başka bir deyişle özgürlüğünü yeniden kazanma çabasındadır. Bölümün başında Pico’ dan yapılan alıntıda yer verildiği gibi bedenin kendi doğasının sınırlarını kendisinin belirlemesine özlemi durumu günümüzün tartışma platformlarında kendisine yeniden yer edinmiştir.

Her ne kadar bedenin öznelliğini geri kazanma isteği mekânı nesnel duruma sokuyor gibi gözükse de salt bedenin öznelliği ve mekânın nesnelliği durumu şu an için mümkün görünmemektedir. Yapılan çalışmalar daha çok iki durum arasında dengenin kurulabilmesinin nasıl sağlanabileceği üzerinedir.

Beden-mekân arası ilişkinin sorgulanması mimarlık, felsefe, sosyoloji gibi dalların yanında dans sanatında da sıklıkla tartışılır bir konudur. Hatta son yıllarda beden-mekân hibritleşmesine olanak sağlayacak yaklaşımlar, düşünceler, kurgular üzerine mekânların kurgulayıcıları olarak kabul edilen mimarlar ile bedenlerin sınırları üzerine çalıştıkları kabul edilen dansçılar arasında disiplinler arası çalışmalarla sıklıkla karşılaşılmaktadır. Bu iki ayrı duran disiplin içinde birçok benzerlik barındırır. İkisi de özünde yerin pratiğinin yapılması ile ilgilidir. Ne beden mekândan ayrı ne de mekân bedenden ayrı bir varlık olamaz. Mekân bedenin beden ise mekânın varlığının göstergesi durumundadır.

Kaynaklar:
Brown C., 2003; Dance-Architecture Wokshop; Isadora and Raymond Duncan Centre for Dance; carolbrowndances.com/writings_pubs.html (erişim: 21.04.2008)
Gavrilou E., 2003; Inscribing Structures of Dance Into Architecture; Space Syntax Symposium; London; spacesyntax.net/symposia/sss4/fullpapers... (erişim: 27.04.2008)
Günsür Z., Modern – Postmodern Dans / Uzam: Postmodern dönemde beden ve mekan kullanımı; laboratuar.org/tr/main/yazi/14.htm (erişim: 24.04.2008)
Le Corbusier, 2003; Bir Mimarlığa Doğru; Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık; İstanbul
Roth L.M., 2006; Mimarlığın Öyküsü; Kabalcı Yayınevi; İstanbul
Teksöz Ç., 2001; Beden ve Mekan Bauhaus Tiyatro Çalışmalarının Mimarlık Eğitimi Açısından Değerlendirilmesi; İstanbul Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü
Uysal Ş., 2001; Bodies and spaces in contact: A study on the dancing body as means of understanding body-space relationship in an architectural context; Bilken Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü
Yurttaş M.K., 2003; Mimarlıkta Postorganik Paradigma Bağlamında Beden-Mekan Hibritleşmesi; İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü
londondance.com/content.asp?categoryıd=9... �˜Watch The Space’ Sempozyumu
carolbrowndances.com Carol Brown özel sitesi
blog.nj.com/ledgerentertainment/2007/07/... Metapdis- Frederic Flamand & Zaha Hadid ortak çalışması
arttechnologies.com/nbsd.html Tetsuro Fukuhara - Space Dance tunatugce.blogspot.com
Ek Kaynaklar;
Merleau-Ponty M., 2005; Algılanan Dünya- Sohbetler; Metis Yayınları; İstanbul
De Landa M., 2006; Çizgisel Olmayan Tarih- Bin Yılın Öyküsü; Metis Yayınları; İstanbul
Ertem G:, 2007; Çağdaş Dansta Koreografik Yaklaşımlar; dansistan.blogspot.com/2007/06/ada-danst... (erişim: 26.04.2008)


mekanar.com/tr/bo%c5%9f-oda-ar%c5%9fiv-2010/bo%c5%9f-oda-04/%c3%a7a%c4%9fda%c5%9f-dans-%c3%bczerinden-beden-mekan-birlikteli%c4%9fi-b%c3%b6l%c3%bcm-1-%c3%b6zge-can-balaban.html