NewYork, Ecnebiler ve Memleketim

Ağustos 2012 | Thecrazyhands, Doktor
İnploid'da rastladığım bir soru üzerine yazmaya başladığım cevap bir anda kendimi durduramadığım bir yazıya dönüştü.Cevabımı kısa kesip buradan devam etmek istedim içimdeki tutamadıklarıma.

New York

NewYork,2010 yazında 2.5 aylık bir süre ile benimde tecrübe ettiğim o büyüleyici şehir.Dilimi geliştirmek amaçlı gittiğim bu seyahatte başıma gelmeyen kalmadı desem yeriydi,ama çok şükür pek fazla etkilemedi bu olaylar.Ha evet belki Brooklyn'de 2 katlı bir daire'ye 32 Türk tıkılmış olabilir ve belki 3 gün boyunca uyumamış,duş alamamış olabilirim.Ya da karşı evde dizine kadar düşmüş haldeki pantolonuna daha da düşmesin diye kemer bağlamış bir zencinin marijiuna çekerek evden çıkışlarına ve pis pis sırıtmalarıyla güne başlamış da olabilirim.Evet gerçekten bunları sayısızca uzatabilirim,ne de olsa macera dolu AMERİKA! (Rafet'i anıyorum :))
New York'a gelince oldukça pahalı bir şehirdir.Örnek verirsem eğer 1 şişe pet su $2.5 dır.He tabi sonrasında bunun çaresini de buluyorsun bu pahalılıktan ötürü,yol kenarlarında Halal-Food denilen hintli seyyarlar vardır bunlardan $1'a alabilirsin.[Virginia'da ise 24'lü Nestle pet şişe su (+4 de hediye veriyolar = 28) $3 idi,fark bu derece yani].Vasıtalara binmek de gene aynı $2.5 dır.Aylık sınırsız kullanım sağlayan kartlar bulunur $89'a.(sürekli yer değiştirenler için birebir yoksa çekilmez bu külfet)
Şehir süperdir.İstanbul'u hiç bir şeye değişmem klişesi orada gerçekliğini yitirir.Onca ışıklı binalar,gün içinde bile seni cezbeden parıltılı gökdelenler,adeta sonsuzu görebileceğin yapıda tasarlanmış paralel caddeler,düzgün yapılaşma vs vs. Tüm bunların yanı sıra NewJersey ile NewYork'u birbirinden ayıran Hudson nehrini ve nehir boyunca olan görsel ambiyansı,neredeyse köşe başı her yerde büyük parkları,şehrin göbeğinde bulunan Roosevelt Adasını ve pek tabi ki Central Park'ı görünce insanın bu şehirden kopası gelmiyor.
7/24 yaşayan şehir!

New YorkBir çok sıkıntıyı anladım da geçinmenin ne denli sıkıntılı olduğunu 1.5 ay boyunca işsiz gezerek kötü tecrübe etmiş oldum.Güya iş garantisiyle gittim :)) Daha önce belki tv'de gördüğünüz ya da bizzat gördüğünüz Central Park'taki o arkasında haznesi olan bisikletçi elemanlar var ya,he işte ben de onlardan olacakTIM! (yukarıda) Pedicap yapacaktım yani ama lanet olası aracı şirketim yüzünden ehliyetim(olmazsa olmaz) 1.5 ay boyunca çıkmadı.Velasıl-ı kelam yapamadık.Çalışmak lazımdı,ama nasıl? Sezonun en kalabalık olduğu dönemde nasıl iş bulacaktım?Evet bulamadım,aslında buldum fakat her allahın günü kadıköy'den avcılar'a gitmeyi hanginiz göze alırdınız saatte $8 için?
Neyse belli oldu "kötü kokulu bu şehir" beni yutacaktı anlaşılan.Gitme vaktiydi,China Town'da gram ingilizcesi olmayan çinlilerle güç bela uğraşarak atladım otobüse ve 8 saat sonra karşımda Virginia!Daha ilk görüşte ısındım bu küçük şehre,ama bunun sebebi belliydi.İstanbul gibi bir megakent tecrübesi olan şahsım NewYork'da da aradığını bulamamış ve kalabalıktan bunalmıştı.Tam zamanında olmuştu bu yolculuk,malum bir yandan cepten yiyordum.
Neyse geldiğimin 3. günü iş buldum,ne yalan söliyim 12 günde $1000 kazandım.Ve günde 5 saat çalışarak,daha da kasmadım kendimi zaten 1 ay kalacaktım.En iyi şekilde değerlendirmekti amacım bu kısa süreyi,gezdim tozdum hakkını verdim.
New York
Çalışmak için social number diye bir zımbırtı var orada.Her şehirde belli noktalar var müracaat ediyorsun 1 haftada alıyorsun,ehliyet boyutlarında bir kart.O olmadan çalışmazsın.
Social Number'ın yoksa yaptığın işten ne bir şey anlarsın ne de gerektiği gibi kazanabilirsin ABD'de.Çünkü kaçak durumdasındır,çalışmaya hakkın yoktur bu belgen olmadığı müddetçe.He çalışırsın bak,ama millet saat başına 9-10 dolar alırken sen hem 4-5 dolar gibi cüzzi bir rakama çalışırsın hem de sürekli yakalanma düşüncesi içerisinde tedirgin bir hayat yaşarsın.

New York

Ama gel gör ki memleket hasreti cidden kendini gösteriyor.Başka bir şey,yaşayan anlar derler ya aynen o cinsten!Eşin,dostun,ailen,kültürün hepsi birdendir memleket,yoksa bi kara toprak parçası değil.Ukraynalı olsam Odessa'yı, Kiev'i özleyecektim,İsveçli olsam da Stockholm'u.Yani burada önemli olan nerede doğduğundur,geçmişinde ne olduğu, kimden geldiğindir.İstanbul delisi hiç bir zaman olmadım,Sezen Aksu gibi "ah istanbul" naraları atmadım ama onca çorak toprağı adam eden ve dünyanın en lüks en cezbedici yerleri haline getiren bu ecnebileri gördükçe tarif edemeyeceğin coğrafi berekete nail olan İstanbul'un ve daha bir çok şehrimizin ne denli yanlış değerlendirildiğini ve bize bu konuda haksızlık yapıldığını görmekteyim.
Haksızlık,evet çünkü yaradanın vermiş olduğu bunca nimeti pervasızca kullanarak,özen göstermeden,sırf "yapmak" olsun diye inşa edilen biçimsiz yapıları,çarpık kentleşmeyi,sahil boyunca denizin kırık cam şişeleri ve poşetler ile ne denli kirlendiğini gördükçe acaba bu topraklar başkalarının elinde olsaydı dünyada cenneti yaşatırlar mıydı? diye düşünmeden kendimi alamıyorum.
Fransa'nın Nice şehrine bir göz atın lütfen aklınıza hangi şehrimiz gelecek,bizdeki benzerini tahmin edebildiniz mi? İzmir mi dediniz,açıkçası ben İzmir'e çok benzetiyorum.Ama sadece coğrafi olarak!Yoksa geri kalan manada alakası yok.
Velasıl-ı kelam adamlar özen gösteriyor,değer veriyor,tarihine saygı duyuyor ve sonucunu da görüyor arkadaşım.Ya biz?