NOTALAR RUHA DOKUNDUĞUNDA

Şubat 2015 | Beşire Mansız Tozar, Rehberlik Ve Psikolojik Danışmanlık
Notalar Ruha Dokunduğunda


“Müzik, sözle anlatılmayanı anlatma sanatıdır. Sözcüklerin anlatabildiği, zekânın kavrayabildiği şeylerin çok ötelerine gidebilir. Müziğin alanı, belirsizliğin, elle tutulamayanın, düşlerin alanıdır. ” der Charles Munch (Öz, 2001). Gerçekten de müziğin gücü öylesine büyüktür ki, sınırları olmayan bir dünya gibidir.


İnsan yaşamıyla iç içe olan müziği, Uçan (1994) “belli bir amaç ve yöntemle, belli bir güzellik anlayışına göre işlenerek birleştirilmiş seslerden oluşan estetik bir bütün” olarak tanımlamıştır.


Müziğin insana ve çevresine kültürel, sosyal ve psikolojik anlamda olumlu birçok etkileri vardır. Diğer tüm sanat dalları içinde insan ruhu üzerinde en derin etkiyi bırakan sanat müziktir (Apaydınlı, 2012).



Uçan (1994), müziğin insanın bireysel yaşamındaki psikolojik işlevlerini genel hatlarıyla şöyle açıklamıştır:


· Bireyin kendini tanımasına, kendine olan güveninin artmasına, kendini gerçekleştirmesine, kişiliğini geliştirmesine, yaşamını zenginleştirmesine yardımcı olur ve böylece daha sağlıklı ve mutlu yaşama olanağı sağlar. Bireydeki yaratıcı gücü uyandırır, yaratma yeteneğini zenginleştirir ve onun gelişimini hızlandırır.


· Bireyin boş zamanlarını etkin olarak ve zevkli uğraşılarla değerlendirmesine olanak sağlar.


· Bireyin dikkatini toplamasına, duygularını güçlendirmesine, kendini anlamasına ve anlatmasına ve kendisi hakkında olumlu görüş geliştirmesine katkıda bulunur.


· Uyumsuz çocuklardaki uyum bozukluklarını gidermede, ruhsal-sinirsel rahatsızlıkları tedavi etmede etkili bir uyarıcı ya da araçtır.


· Bireyin içinde yaşadığı doğal, toplumsal ve kültürel çevreye duyarlılığının artmasına, gelişmesine ve derinleşmesine olanak sağlar ve çevresine uyum sağlamasını kolaylaştırır.


Ayrıca müzikle herhangi bir şekilde ilgilenen ergenlerin sosyal, duygusal ve fiziksel alanda yaşıtlarından daha olumlu özelliklere sahip oldukları görülmektedir. Bedensel olarak daha sağlıklı ve yaşıtlarıyla kıyaslandığında motor etkinliklerde daha hızlı gelişim göstermelerinin yanı sıra sorumluluk duygusuna sahip olurlar. Zihinsel gelişim alanında ise genel olarak merak etme ve öğrenme açısından üstün olan, soyut düşünme yeteneklerinin gelişmiş, genel bilgi işleme sürecinde hızlı, çabuk, akılda tutabilen özgün ve yaratıcı fikirler üretme eğilimine, iyi bir gözlem yeteneğine sahip oldukları görülmektedir (Oral, 2004).


Özetle; müzikle ilgilenen çocukların anlatım güçlerinin geliştiği, iş yapma alışkanlığı ve sorumluluk duygularının önemli ölçüde arttığı, yaratıcı yeteneklerinin yükseldiği ve kendilerine olan özgüvenlerinin gelişme içinde olduğu görülmüştür (Çilingir, 1990).


Müziğin, insan ve insan psikolojisi üzerindeki tüm bu olumlu etkileri düşünüldüğünde, Nietzsche’nin dediği gibi “müziksiz hayat hatadır” ve bana kalırsa eksiktir.


Beşire Mansız



Kaynaklar


Apaydınlı, K. (2012). Ergenlik Dönemi Sorunlarının Çözümünde Müzik Eğitiminin Rolü ve Önemi, E- Journal of New World Sciences Academy, Cilt: 7 Sayı: 2 Makale No: D0089


Çilingir, V. (1990). İlk ve Orta Dereceli Okullarda Eğitici Çalışmalar İçerisinde Müziğin Yeri. Orkestra Dergisi, Sayı: 198, ss: 31.


Oral, A. (2004). Ergenlik Döneminde Stresle Başa Çıkma: Stresle Başa Çıkma Programının Geliştirilmesi ve Etkililiğinin Değerlendirilmesi. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü.



Öz, N.B. (2001). İnsanın Kültürel Gelişiminde Müzik Eğitiminin Önemi Uludağ Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi Cilt: XIV, Sayı: 1, 2001



Uçan, A. (1994). İnsan ve Müzik / İnsan ve Sanat Eğitimi, Müzik Ansiklopedisi Yayınları: Ankara.