Plasebo Etkisi Nedir?

Mayıs 2014 | Cihan Cihan, Psikolog
Plasebo etkisi‘nin tarihinden plasebolarla ilgili birçok yazı bahsetmez. Ancak, plasebonun etkisi kadar nasıl ortaya çıktığı da oldukça ilginçtir. 1. Dünya Savaşı sırasında eczanelerde ilaç kalmadığında, bazı doktorlaralternatif tedavi teknikleriyle hastaların acısını ve şikayetini azalttıklarını farkederler. Özellikle 1950′lerde klinik araştırmaların yapılmasıyla birlikte plasebo etkisi tıp dünyasında tanınırlık kazanır. Yani plasebo etkisi, klinik geçerliliği olmayan alternatif tedavi uygulamalarının hastanın algısında onu iyileştirdiğine inanmasıyla gerçekleşen fiziksel ve/veya psikolojik iyileşmedir. Bir psikolojik araştırma ile bunu örneklendirelim: Harvard Üniversitesi’nden Ellen Langer, bakım evlerinden bir grup yaşlı insanı toplar ve onları birkaç hafta boyunca onların gençliğinde popüler olan dekor, müzik, kıyafet ve yiyeceklerin bulunduğu bir deneysel bakım evinde ağırlar. 3 hafta sonra hastaların fizyolojik parametrelerine baktığında, grubun önemli bir çoğunluğun cildinin gerginleştiğini, gözlerinin daha iyi gördüğünü, kaslarının güçlendiğini hatta kemik yoğunluğunun arttığını belirler. Ne kadar ilginç değil mi? 70 yaşlarındaki bir grup insanı, onları gençliklerindeki gibi hissettiren bir ortama koyduğunuzda fiziksel olarak gençleşiyorlar. Tabii bu plasebo etkisini ölçen binlerce araştırmadan sadece biri. Bugün piyasaya sürülen ilaçların hepsinin etkililiği plasebo testleriyle ölçülüyor. Yani bir ilacın etkisi deneme araştırmalarında aynı ilacın plasebosundan önemli ölçüde daha etkiliyse ancak piyasaya sürülüyor.
Yine Harvard Üniversitesi’nden Ted Kaptchuk da, ilaç firmalarının yürüttüğü bu tarz klinik deneylerin aslında ‘eksik’ olduğunu öne sürüyor. Ted Kaptchuk bu konuya şu soruyla meydan okuyor: Eğer klinik deneylerde ilaçların plasebolardan daha etkili olduğunu bulmaya çalışıyorsak, plaseboların da etkililik çıtasını yükselmemiz gerekmez mi? Yani klinik deneylerde sadece plasebo vs. ilaç yerine, plasebo vs. plasebo deneyleri yapmamız gerekmez mi? Kendisi Çin’de bir enstitüden Çin Tıbbı üzerine diploma almış biri olarak, Ted Kaptchuk aslında Harvard Üniversitesi’nde ilginç bir kişilik. Yaptığı deneyler de farklı akademik geçmişini yansıtıyor. Örneğin, 2000′lerde yaptığı bir deneyde bağırsaklarından rahatsızlık duyan (irritable bowel syndrome) 262 hastayı 3 gruba ayırıyor: Bir grup hiç tedavi görmüyor, onlara tedavi için beklemede oldukları söyleniyor. Bir diğer grup, uygulayıcının hastaya ilgi göstermediği ve hemen işini yapıp çıktığı bir akupunktur tedavisi grubuna alınıyor. Son grup ise uygulayıcının hastaya çok ilgi gösterdiği, “Bugün nasılsınız? ” “Emin olun bu tedavi size çok iyi gelecek. ” gibi sözlerle hastasını rahatlatan ve hastasına ölçülü bir biçimde fiziksel temasta bulunduğu bir tedavi grubuna alınıyor. Sonuçlar gösteriyor ki, sonuncu grup diğer iki gruptan önemli ölçüde daha çok iyileşme gösteriyor (semptomların azalması, hastanın kendi sağlık durumuyla ilgili yorumları) . Belki bu araştırmanın sonuçları için birçok kişi “E her halde öyle olacak. ” diye tepki verecek. Ancak, özellikle günümüzde sağlık sektörünün özelleştirilmesiyle hızlıca yapılan taramalar, doktorların hastaya birebir ilgisinin azalması gibi durumlar artarken, bu araştırma bir doktor tarafından uygulanan‘sahte bir tedavi’nin bile ilgili bir tavırla verildiğinde etkili olabileceğini gösteren tek araştırma.

Nocebo nedir?
Placebo, nocebo’nun tam tersi etkisi için kullanılan bir terim. Yani hasta eğer bir sorun olmadığı halde, kendisine zararlı bir uygulama yapıldığına inandırılırsa ters tepkiler gösteriyor. Bunu da şöyle bir örnekle açıklayalım: Bir deneyde zehirli sarmaşığa alerjisi olan deneklerin koluna son derece zararsız bir yaprak sürtülüyor ama bunun zehirli sarmaşık olduğu söyleniyor. Bu deneydeki herkes yaprağın sürtüldüğü yerde kızarıklık ve kaşıntı tepkisi veriyorlar. Latince’de Placebo “Memnun edeceğim. ” (I shall please.) Nocebo ise, “Zarar vereceğim. ” (I shall harm.) demek.
Plasebo ve nosebo deneyleri bize gösteriyor ki, hastanın algısı ve inancı aslında hastanın iyileşmesinde veya kendini kötü hissetmesinde en büyük etken. Ancak Ted Kaptchuk şunu da ekliyor: “Plasebolar hastayı fizyolojik olarak tamamen iyileştirmiyorlar. Ancak plaseboların, hastanın benlik algısında ve iyileşme sürecinde pozitif bir etkisi olduğu açık. ”
Herkese plasebo tadında günler dilerim.