Roboski; Biliyor muydunuz-Reha Ruhavioğlu

Mart 2012 | Penelope, Sosyoloji Öğrencisi
Türkiye Tarihi
Roboskî: bunları biliyor muydunuz?

Şırnak’ın Uludere (Qileban) ilçesine bağlı köylerin 90’lı yıllarda boşaltılıp insanların sürüldüğünü, köylerinden sürülenlerin akrabalarının yanlarına yerleşmesiyle bugünkü Roboskî ve Bujeh’in kurulduğunu…

Bölgedeki (Bujeh) Askerî Alay’ın “bir gece ansızın” köylülerin arazisi üzerine izinsiz kurulduğunu ve bu konuda açılan davalardan bir netice alınamadığını…

Köylerin çevresindeki arazilere mayınlar döşendiğini, geçimini sağlamak için araziye çıkanlardan bugüne kadar 5 kişinin yaşamını yitirdiğini ve 20 kişinin sakat kaldığını…

“Kaçakçılığın” yapıldığı bölgelerde vatandaşın geçimini sağlayabileceği başka hiçbir alternatifin olmadığını…

Sınırın Irak tarafının dümdüz bir alan olması sebebiyle bombalamanın yapıldığı yerin -Murat Karayılan’ın açıklamasına göre 1991 yılından- bugüne kadar PKK tarafından hiç kullanılmadığını…

Katliamın gerçekleştiği günden yaklaşık bir ay önce gidiş-gelişlerin kolaylaştığını, on gün öncesinde yol üzerindeki mevzilerin tamamen boşaltıldığını…

Katliamdan iki gün önce askerlerin “kaçak” ürünler satan esnaflara “bir daha bu bölgede kaçakçılık yapılamayacak!” dediklerini…

Roboskî katliamının sınırın ırak tarafında gerçekleşmesinden dolayı bir “sınır ötesi operasyon” olduğunu ve sorumlusunun siyasi irade olduğunu…

Bombalamanın yapıldığı yerin Genelkurmay’ın belirttiği gibi Sinat-Haftanin değil, oraya yaklaşık 50 km. uzaklıkta bir bölge olduğunu…

Meclis komisyon üyelerinin anlatımına göre Heron görüntülerinin uzmana ihtiyaç bırakmayacak netlikte olduğunu…

Bombalamadan önce askerin alternatif üç yolu da tuttuğunu, “dur ihtarının” yapılmadığını…

Bombalamada ölen 34 kişiden 17 sinin 18 yaşından küçük çocuklar olduğunu…

Bombardımandan sonra olay yerine gitmekte olan köylülerin -gelen emir üzere- dönen askerlerle karşılaştıklarını, köylüler olay yerine vardıklarında bazı cesetlerin hala yanmakta olduğunu ve yaralı sayısının 13 olduğunu…

Bombalama bitiminde cenazeler ve yaralıların taşındığı esnada Şırnak sağlık ekiplerinin olay yerine gitmek isterken askerler tarafından engellendiğini...

Yaralıların çoğunun kan kaybından ve/veya donarak öldüğünü…

Medyanın bu katliamı 12 saatten fazla süren bir zaman görmediğini, haber olarak aktarmak isteyenlerin de reji odasından yapılan müdahalelerle engellendiğini, resmî açıklamalar gelmeye başladığında ise haber ajanslarının bu katliamı “Irak Sınırındaki Olay” şeklinde naif bir başlıkla aktardığını…

Katliamın yapıldığı gece ambulansları geri çeviren ve olay yerine helikopter göndermeyenlerin (köylülerin ifadesine göre) bir gün sonra olay yerine helikopterle bir ekip gönderdiğini ve bu ekibin geriye kalan her şeyi (insan ve katır cesetlerinden parçalar, bidonlar vs.) bir alana toplayıp ateşe verdiğini yani delillerin karartıldığını…

Başbakan’ın bu katliamdan sonra “gösterdikleri hassasiyet nedeniyle” Genelkurmay Başkanı ve komuta kademesine teşekkür ettiğini…

Savcının “olay yeri incelemesini” helikopterle havadan yaptığını ve tutanaklara “hiçbir şey göremediklerini” kaydettiklerini…

Bombalamada ölenlerin isimlerinin ve sayılarının otopsi raporlarına, dolayısıyla bilgi kaynaklarını oradan alan İnsan Hakları Örgütlerinin raporlarına yanlış girdiğini…

Roboskî katliamını protesto eden üniversite öğrencileri hakkında üniversite yönetimleri tarafından soruşturma açıldığını (Kilis 7 Aralık ve Samsun Ondokuz Mayıs Ünv.), bazı üniversitelerde (İstanbul Ünv.) bu öğrencilerin “hassas vatandaşlar” tarafından dövülüp polislerce gözaltına alındığını…

Katliamda yakınlarını kaybedenlerden medyaya konuşanlara “haddinizi bilin, çenenizi kapayın, sağda solda konuşmayın” içerikli telefonlar geldiğini…

Roboskî katliamı konusunda dava açmaya giden köylülere katliam ile ilgili hiçbir şey sorulmazken; “neden toplu taziye veriyorsunuz?”, “neden tabutlara o bez parçalarını örttünüz?”, “neden BDP size sahip çıkıyor?” gibi refleksif sorular sorulduğunu…

Bakanların taziye çadırını yahut ölenlerin yakınlarını değil askeri taburun hemen yanındaki bir korucu ailesini ziyaret ettiğini, bakanların köye gelişini köylülerin de akşam haberlerinden öğrendiğini…

Taziye için köye gelen Uludere Kaymakamının darp edilmesinden sonra, kaymakamın “onlar Uludereli değildi” açıklamalarına rağmen o köyden 5 kişinin “kasten adam öldürmeye teşebbüs” (kaymakama saldırı) suçlaması ile cezaevinde tutulduğunu, okuduğu üniversiteye gitmek üzere iki gün önce köyden ayrılan Ferhat Encü’nün de aynı suç isnadı ile gözaltına alınıp tutuksuz yargılanmak üzere bırakıldığını…

Kaymakama saldırıya katıldıkları iddiasıyla 60-70 kişi hakkında yakalama kararı olduğu dedikoduları ile köylülerin baskı altına alındığını, insanların hastalarını ilçe hastanesine götürmeye korktuklarını, bu haliyle Roboskî ve Bujeh’in birer açık cezaevine dönüştürüldüğünü…

Başbakan’ın “hava muhalefeti sebebiyle gidilemediğini” söylediği gün DTK Eşbaşkanları Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un Roboskî’ye gittiğini…

biliyor muydunuz..?

Reha Ruhavioğlu