Safranbolu Evleri

Şubat 2012 | Sevda, Mimar
Mimari

Safranbolu, 1975 yılında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nca şehir kentsel sit alanı ilan edilmiştir. Böylece dünyadaki akademik çevrelerin de ilgi odağı olmuştur.

UNESCO'nun 17 Aralık 1994'de Dünya Miras Listesi'ne aldığı Safranbolu, Türkiye'de bulunan yaklaşık 50.000 korunması gerekli kültür ve tabiat varlığının 1.125'ini barındırır. Bu nedenle, müze kent durumundadır.

Dönemin Safranbolu halkının yaşama biçimini, beğenisini, kültürünü, üstün yapı tekniğini yansıtan Safranbolu evleri yöre mimarisinin en dikkati çeken öğeleridir. Safranbolu'nun çekirdeğini oluşturan Kaleiçi ve çevresi ile, Üçdere vadisinin yamaçlarına yayılan bu evler birbirinin görünümünü bozmayacak biçimde yerleştirilmiştir.

Meyve bahçeleri içindeki konumlarıyla dikkat çeken evler, planları, selamlık köşkleri, iç düzenlemeleri, sedirlerle çevrili fıskiyeli havuzları, ahşap işçilikleri, yaşmaklı ocakları, geniş saçakları, kabaralı süslü halkalı kapıları ile Türk konut mimarlığının en özgün örneklerini oluşturmuşlardır.

Çevreye olduğu kadar komşuya da saygı egemendir. Hiçbir ev diğerinin görünüşünü engellemez. Evlerin yapımında taş, kerpiç ahşap ve alaturka kiremit kullanılmıştır. Bahçeler sokaktan taş duvarlarla ayrılmıştır. 

Din ve gelenekler yüzünden evler dışarıya kapalıdır, bu yüzden ev  yüksek duvarlarla sınırlı, pencereler kafeslidir. Bazen aynı evin içinde bile, kadınlar ve erkekler ayrı ayrı yaşarlar. Safranbolu´da selamlık ve harem olarak ikiye bölünmüş evler vardır.

Mimari

Evlere girerken ilginç kapı tokmakları karşılar insanları. Tok ses çıkaran tokmak erkekler için, ince ses çıkaran tokmak ise bayanlar için. Hatta bazı evlerde çocuklar için bile ayrı tokmak olduğu söyleniyor. Gelen kişinin cinsiyetine göre kapıyı uygun bir kişi açarmış.

Evin girişinde zemin katta “hayat” adı verilen bölüm vardır. Bu bölüm eğer taş kaplıysa “taşlık” adını alır. Burada ışık almayı sağlayan ahşap kafes “gliste” mevcuttur. Zemin katlarda ayrıca ahırlar, büyük kazan ocakları ve ambarlar bulunur.
Mimari

 
Üst katlara ahşap ustalığının mükemmel örneklerini sergileyen merdivenlerle çıkılır. İkinci kat diğer katlara göre daha basıktır. Bu katta gerektiğinde yatak odası olarak da kullanılabilen bir mutfak bulunur. Günlük yaşam orta katta geçer,soğuk kış günlerinde bu katın ısıtılması yaz aylarında ise serinliği muhafazası daha kolay olur.

 Mimari

Üçüncü kat evlerin en zengin bölümüdür. Bu kat yüksek tavanlarıyla dikkat çeker. Sekiz kenarlı bir çokgenden oluşan “sofa”nın daha kısa olan dört çapraz kenarından açılan kapılardan odalara girilir. Odaların giriş kapıları köşelerdedir ve oda ile doğrudan teması kesen özel ahşap paravana düzeni bulunur. Odaların her biri bir çekirdek aileyi ya da bir aile yakının barındırabilecek tüm unsurlara sahip, bağımsız birim olarak tasarlanmıştır. Bu doğrultuda her odada yüklük adı verilenahşap dolapların içinde bugünün duş kabinlerini andıran gusülhaneler (banyolar) bulunur.
 
Çıkmalar evlerin görünümünü tek düzelikten kurtarır. Pencereler dar ve uzuncadır, ahşap kanatlı pencereler “muşabak” denilen kafeslerle zenginleştirilmiştir.

Isınma ocaklarla sağlanır. Ocaktan alınan közler mangala konarak taşınır. Katlar Son dönemlerde ise soba kullanılmıştır.
 
Aydınlatma aracı önceleri gaz yağı lambası, son zamanlarda ise “lüks lamba” diye tanımlanan, daha büyük boyutlu ve daha fazla ışık veren lambalardır.
 
Evlerin bazılarının içlerinde serinlik vermesi ve yangından korunmak amacıyla yapılmış olan havuzlar bulunmaktadır.

Mimari