Sana ve Bana Dair

Mayıs 2012 | Tahir Tığrak, Üniversite Öğrencisi
Yazılmak için yazılmadı. Okundu, okunacak. 
Öyle ki; unutmak için mürekkeple ıslanmadı.

Burada her şey sana ve bana dair..

O kadar çok şiir yazmama, duygularımın kifayetsiz kalmasına hiç gerek yok aslında.
İlk tanıştığımız günü hatırla !
Beklenmeyen bir zamanda karşına çıkan ben mi ¿
Yoksa beklenmedik bir an da hayatıma giren sen mi ¿
Aslında bu aşkın adını, sanki bir yazgıymış gibi; o gün elem diye yazmıştın: 
Önce kendi sonra da benim alnıma..

Düşünmeliydim oysa..
Senden yar olamayacağını ve senden geriye kala kala elem kalacağını !
Fakat, hani ne olursa olsun insan bir anlık da olsa umut besler ya içinde; işte benimkisi de bir umuttu, sadece.
Yanılmışım.

Ne var ki
Zaman zaman da olsa bir adım bana doğru atıyormuşsun gibi olurdu.
Ne çok sevinirdim biliyor musun ¿
Nerden bilebilirsin ki sen !
Duygusuzsun sen, duygularımın en yoğunlaştığı anlar''da vururdun kalbimden.
Aldanırdım..

Çok geçmezdi tükenirdi umutlarım. 
Hayallerde yaşattığım mutluluklar, tebessüm ettiğim anlar, hepsi bir anlık hevesle birlikte yok olurdu.
Suçlu mu istiyorsun ¿
Oysa çok uzaklara gidemezsin diye düşünmüştüm..
Yanıldım mı acaba ¿

Ne diyordum..
Son zamanlarda seni ne çok sevdiğimi düşünemezsin bile..
Ama gel gör ki duygular da bir yere kadar.
Kalbim nefsimdir, nefsime hakim olmalı aklıma güvenmeliyim: ne de olsa aklım, nefsime giden köprüdür.
Öyle değil mi ¿

Sonuçta.
Kalbime yenildim.
Nefsime hakim olamadım !
Aklım ise; kalbim ve nefsimin yenildiğini görünce duraksadı.
Madem ki nefis, kalbe yenildi; akıl nefse doğru yolu göstermeli diye köprüden yavaş yavaş geçmeye yeltendi.
Başardı mı dersin, bilmem, belki de..

Unutmadım:
Kalbim nefsim, aklım ise nefsime giden köprü idi.

Biliyordum kalbimin yenileceğini; o yüzden aklımı, nefsime giden yolda yalnız bıraktım.
Zira sen kalbimle birlikte nefsimi ele geçirmiştin:
O yüzden gönlüme söz geçiremiyordum.
Aklımı kullanmalı ruhumu meçhul bir aşkla ziyan etmemeliydim..

Yine de ruhumu kurtarmış olsam bile; senden sonra bedenimde, açtığın yaraların verdiği acıdan dem vurmasını engelleyemedim.
Olsun !
Aşkınla yanıp tutuşmaktansa, yaraları sarıp, iyileşmesini beklemek daha huzur verici olur..

Diyorum ya !
Ruhumun bedenime verdiği güzelliği göremedikten sonra; aşkınla yanıp tutuşan bedenime su serpemezsin.
Gönlün razı değilse, dilin zaten doğruyu söyleyemez.
Ve sen, sen olmadıktan sonra bedenin ruhunla hayat bulsa da kendine bile faydası olmaz.

Son cümlelerimi de ifşa ederken !

Birlikte yürüyebileceğimiz yollara gelince; o yolları kaybettik.
Yeni yollar bulmak için ise çok geç kaldık.. Hoşça kal

Tahir TIĞRAK