Şanssızlığın Şansı

Eylül 2013 | Özgür Ersoy, Matematik Öğretmeni
Doğuştan gelen özelliklerim dışında çok şanssız biri olduğumu düşünüyorum. Doğuştan gelen özelliklerim derken ailem, yeteneklerim, sevdiklerim hatta dinimden bahsediyorum. Her zaman suçu şansa atmak gibi bir savunma mekanizması geliştirdiğimi düşünmüyorum. Çünkü başarısız olduğumda nerede hata yaptığımı bulmaya ve bunu bir daha ki sefere düzeltmeye çalışırım. Genelde ilk denemede başarısız olma nedeni üşengeçlik ya da en az enerjiyle işi halletme çabası oluyor. Şanssız biri olduğuma onlarca örnek verebilirim ama şu an aklımda olan çok bariz örneklerle başlamak istiyorum. Yakın bir arkadaşımla yaklaşık bir yıl boyunca yirmiye yakın yazı-tura oynadık ve abartısız hepsini o kazandı. Size basit bir şey gibi geliyor farkındayım ama böyle bir şey olma olasılığı 1/2^20 yani yaklaşık olarak milyonda bir. Küçükken babam sayısal loto oynatmıştı. Oynadığım sayılar 14-20-19-29-39-49, çıkan sayılar 14-20-18-28-38-48 ve yıllarca babam sayısal lotonun tutmama nedenini benim kalemi yamuk tutmama bağladı. Kalemi düz tutunca düşündüğüm şey değişecek sanki Aklımda şu an 2-3 tane daha bariz örnek var ama onları yazmam doğru olmaz. Yani kısaca şansızlığım en büyük şansım diyebiliriz. Bu yüzden çoğu zaman tedbirli ve garantici biriyimdir. Genelde mantığımı kullanırım. En kritik anlarda ise en güvendiğim özelliğim olan hislerime güvenirim ama hiçbir zaman isyan etmem hayırlısı buymuş derim. Sonuç olarak mutsuz değil mutlu olmak için neden üretirim. Hayal kurmak en büyük hobimdir. Bazen bir güne 1 yıl bazende 1 yıla bir günü sığdırırım. Yakın bir arkadaşım gibi bende bir yeniden başlama uzmanıyım. En nefret ettiğim şey beklemektir. Şanssız olduğum için yakınımdaki kişiler tarafından sürekli bekletilirim ama şikayet etmiyorum çünkü dünyanın %95'inden daha şanslıyım. İstediğim zaman su içebiliyor ve yemek yiyebiliyorum. Aşırı pahalı olmadıkça istediğim şeyi alabiliyorum. Ben buyum ve her gün değişiyorum.