SONSUZA DEK EVETTTT

Mayıs 2014 | Güneş Banu Kocatepe, Öğrenci İşleri Müdürü
13 Mayıs 2014 Salı

Yirmi yıl önce bugün , sonsuza dek evet dediğim gün, evlenmişiz. Küçücüğüz. Birimiz yirmi üç, diğerimiz yirmi altı yaşında.

- Hadi canımm nereniz küçük, Anadoluda yahut eski dönemlerde millet on sekiz yaşlarında evleniyor, siz bayağı kazık kadarmışınız,

diyenleri duyar gibiyim.

Gerçekten küçüğüz. Hayatın ne olduğunun farkında değiliz. Eğitim yeni bitmiş, bunu dışında , dış Dünya, sadece yakın ailenizde gördüğünüzden ibaret. Yalanlardan, dolanlardan, riyadan uzak.

Aşk o kadar yoğun ki, gerisi dertler, tasalar hikaye.

Beraber büyüdüğün ilk yıllar, hayatı öğrenirken, aynı zamanda kendini de öğreniyorsun. Lüzumsuz didşmeler, ben sen tarışmaları, para telaşı, derken üreme güdüsü ile çoluk çocuk.

Şimdi geriye baktığımda , zamanın su gibi aktığını görüyorum.

9675

Nasıl geçmiş anlayamıyorum. Özetlersem, her güçlüğe rağmen, aşkımın hiç bitmediği bir evlilik, ilk yıllarda ki zorlukların dışında genel olarak seven, sevilen, sarmalayan, koruyan, çalışkan bir eş. Sonsuza dek evet dediğim, asla pişman olmadığım, hala içimin titrediği
bir evlilik.


Bu sadece şans değil, bu karşılıklı emek. ‘’Emek olmadan yemek olmaz’’ sözü bence evlilikler için cuk oturmuş bir söz. Karşılıklı sevgi olmazsa olmaz, ama daha önemlisi SAYGI. Veee Empati, bunlarda evlilikte şart.

Evlilik sözleşmelerinin yapıldığı günümüzde, ki ; bu muhabbet beni şaşırtıyor ve üzüyor. Karşılıklı bir ilişkiye başlarken menfaatlerin bu kadar açık olması bizim insanımızla örtüşmüyor. Batıyı taklit ederken özümüzü kaybediyoruz. Bırakalım bu sözleşmeleri, kalbimizi, ruhumuzu dinleyelim.

Bittikten sonra kopardığın kopardığını sandığın madde maddiyat aslında senin ruhunu koparıyor. Giden gitsin, kalan sağlar bizimdir demeli insan. Evlilikler ilk zamanlardaki gibi sevgi üzerine olursa tatlı olur. Mal varlığıyla evlilik yapanlara bu sözüm.

Evlilik programlarına baksanıza utanamdan soruyor insanlar evin var mı, paran var mı diye?

Diğer şaşırdığım grupta, evlilikte ben-sen yapanlar, benim maaşım, senin maaşın, benim anan, senin baban.

Biraz olgunluk lütfen.

Bu tarz kişilikler, Evliliğin özünü özümseyememiş belli ki.

Eğitim şart. Evlilik okulları olsa, geçinmeye gönlü olanlar katılsa güzel olmaz mı?

Ama ne önemlisi bence evlilikte, aşk, sevgi, iletişim, empati, ve geçinmeye razı bir gönül şart.

Para , pul nasılsa oluyor. Sen yeter ki ekmeğini taştan çıkar. Oturup beklersen, hem para gelmez, hem evlilik biter. Tıpkı şirketler gibi...

Sözün kısası, küçücükken verdiğimiz bir karar ile yirmi yılı bitirmişiz. Onsuz geçirdiğim her güne üzülüyorum. Onla gezmek, onla görmek, onla gülmek, onla ağlamak istiyorum. Büyüklerin dediği gibi, nefesi bile yetiyor bana. Umarım kendisi de bunları hissediyordur.
İnsanlar birbirini bunaltmadan, özgür ve anlayışlı olduklarında sevgi kat kat artıyor. Belki ilk zamanlar o aşkın getirdiği kara göz ortadan kalkıyor ama, gerçek sevgi ortaya çıkıyor.


Öyle ki, hayat onla anlam kazanıyor.


Sonsuz dek dediğim güne binlerce kez şükrederek, nice yıllara olsun canım eşim. Yıldönümümüz daim olsun.

Dileğim, Ergenusumuzun büyüdüğünü, mezuniyetini, askerliğini, damatlığını, çoluğunu, çocuğunu, başarısını el ele görelim. Emekliliğimizde, yaş aldığımızda aynı duygularla , sağlıkla birbirimize yaslanarak, herşeyin üstesinden gelebilelim.Nazarlardan uzak...

Seni Seviyorum hayat arkadaşım, yoldaşım.

Nice yıllara...
G.Banu KOCATEPE

Mayıs 2014 (1994- sonsuza dek... )