Sümela Manastırı...

Eylül 2011 | Berk, Ses Teknisyeni
Sümela Manastırı, Trabzon'un Maçka ilçesinde bulunan eski Yunan Ortadoks Manastırı ve kilisesi. Ne zaman inşa edildiğine dair kesin bir bilgi olmamasına karşın MS. 300lü yıllarda inşa edildiği düşünülmekte. Bu manastır, deniz seviyesinden yaklaşık 1200 metre yukarıdadır. Yapı olarak etkileyci olan kısmı ise, bir dağı kademe kademe oyarak inşa edilmiş olmasıdır. Dışarıdan bakıldığında etkileyici bir görüntüye sahip olan Sümela Manastırı, yurtiçi ve yurtdışından birçok turist kabul etmektedir. Şuan Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın kontorlü altında olan Sümela Manastırı'na, önceki yıllarda gereken değer ve hizmet verilmemesi Trabzon halkının büyük tepkisini toplamıştır. Şimdilerde ise Trabzon'un simgesi haline gelmiştir.
Trabzon

Trabzon
Sümela Manastırı'nın aşağıdan bakıldığında, görünen konumu.

Benim Sümela Manastırı'nı gezme olanağım ise bu yılın Nisan sonunda gerçekleşti. Süper Lig'in 31.Hafta programına göre Sivasspor-Gençlerbirliği ve Trabzonspor-Gaziantepspor karşılaşmalarının canlı yayın ekibi bizdik. Bu iki karşılaşma arasında 1 günlük boşluğumuz vardı ve bu bir günlük boşluğu herhangi bir etkinlikle doldurmak istemiştik. Ve ekipçe aldığımız kararın ardından Sümela'ya çıkmayı uygun gördük.

Sivas'tan yaklaşık 7 saatlik bir karayolu sonrasında, sabah 7 saatlerinde Maçka'nın Hamsiköy'üne vardık ve burada gözümüzü açar açmaz Trabzon'un güveçte sütlacını yiyerek enerji topladık :) -Ağzıma tatlı sürmeyen ben bile, 2 güveç birden yedim ve hiç pişman değilim. Tavsiye de ederim :)-Sonra tekrar yola koyulup, Antındere köyüne vardık. Aldındere köyü, Sümela Manastırı'nın içinde bulunduğu köy. Manastırın bulunduğu dağın arkasından gelen ve dağın eteklerine kadar takip eden bir dereye sahip...

İlk olarak Manastırın olduğu bölgeye araç ve yaya girişi için ücret alıyorlar. Tepeye çıkmak için bile ücret ödemeniz gerekiyor. Ancak Lig Tv ekibi olduğumuzu ve basın kartlarımızı gördükleri için, bizi hoş geldinizle birlikte karşıladılar. Bu noktayı geçtikten sonra artık araçların daha fazla gidemeyeceği bir bölümle karşılaşıyorsunuz. Zaten hazır olda bekleyen görevliler, size araçtan inmeniz gerektiğini ve geri kalan macera için ya yürümeyi ya da izinli olarak çalışan 'dolmuş'lara binmenizi öneriyor. Bizim genel amacımız zaten doğayla bütünleşmek olduğu için dolmuşları reddedip, uzun bir tırmanışa doğru yol alıyoruz...

Manastıra ulaşma yolları, ne kadar düzeltilmelere uğramış olsa da biraz engebeli ve çok dik. Tek avantajınız 1000 metrelik bir konuma yürüyerek çıkıyor olmanız. Yürümeye başladığımızda sabahın o saatleri için inanılmaz bir kalabalıkla karşılaştık. Trabzonlusu, başka illerden gelenii, Rumu, Rusu... her türden insana rastlamak mümkündü. Bu olay, geziyi çok daha eğlenceli bir hale getiriyor. Ve zaten doğayla iç içe olmanız, sizi her şeye karşı mutlu ediyor.

Karşılaştığınız ortam, 'doğa nedir?' sorusuna verebileceğiniz tek cevap kadar yakın. Doğada karşılaşabileceğiniz yeşilin her tonu burada mevcut, şiddetle akan nehrin ortamı kaplayan sesi, istemediğiniz kadar temiz bir hava... -bu kadar temiz olması da zararlı olabiliyor :)- Tüm bu güzellikler içerisinde, muhteşem bir yapıya doğru tırmanışa geçiyorsunuz...
Trabzon

Trabzon

Bizi 'yoran' o zevkli tırmanışı bitirdiğinizde karşınızı yeniden bir bekleme alanı çıkıyor. Burada insanların dinlenmeleri için oluşturulmuş çardaklarla karşılaşıyorsunuz. Ve hemen sonrasında kuyrukta insanların beklediği bilet kabini... İçeri girişler yanlış hatırlamıyorsam 8 TL. Biz yine basın olmanın avantajlarıyla kartımızı gösterip, ücretsiz giriş hakkımızdan yararlanarak içeriye girdik. İniş ve çıkışlar daracık bir merdivenin üzerinden oluyor. Genel olarak tek sıra halinde içeriye giriyorsun ve o muazzam yapıyla karşılıyorsunuz. Kendinize ilk sorduğunuz soru ise, bu adamlar bunu buraya nasıl yapmışlar oluyor... Merdivenlerden çıktığınızda aşağıda kalan bölümden ilerisine geçemiyorsunuz. Yani ilk fotoğrafta, soldan ilk pencerelerin olduğu bölüm... burası, manastırda yaşayan insanların ortak paylaşımda olduğu bölge. Bu bölüme indiğinizde, insanların dağı oyarak bir kasaba kurduğunu anlayabiliyorsunuz. Genel anlamda, mutfak, kilise gibi insanların ortak kullanımına açık olduğu bölümler burada. Asıl insanı merakta bırakan ve daha çok ilgi çekecek şeylerin olduğu bölüm ise dediğim gibi kapalı ve girişi yasak...

Kilise olduğunu öğrendiğimiz bölümün her yeri, işlenmiş motiflerle dolu. İsa, Meryem Ana gibi Hristiyanlığa ait tüm motifleri görmek mümkün. 'Tabii bizim anlayışlı insanlarımız İsa figürü üzerine sevgilisinin ve kendi adını yazıp kalp yapmadığı sürece, bu motifleri görebilirsiniz.' Gerçekten insanın içini acıtan, hiçbir türlü anlam veremediğiniz saygısızlıklarla karşılaşabiliyorsunuz burada. Bir tarihi eserin, nasıl değerini kaybetmesi gerektiğini burada da anlayabiliyorsunuz.
Trabzon
Burası kilisenin penceresi ve pencerenin baktığı orta alan.

Geziyi gerçekleştirdiğimiz gün hiç görmediğim sis etkisiyle karşılaştım. Oralarda normalmiş tabii. Etkileyici bir görüntü yaratıyordu. 1150 metreden aşağıya bakmanın nasıl bir şey olduğunu merak etmiştim...
Trabzon Ama bir şey göremedim... :)
Trabzon

Benim için güzel ve tekrarlamak istediğim bir deneyim olmuştu. Gerçekten gidilip, görülmesi gereken yerler adına çok iyi bir fırsat Sümela Manastırı. O doğanın insanı mest edişi, temiz havanın ciğerleri tekrardan hayata döndürüşü... hazır temiz hava demişken; hava gerçekten çok temiz olduğu için, mide bulantısı, baş dönmesi gibi çarpmalara yol açabiliyor. Dikkat edilecek tek unsur bu olabilir. Gezinizi tamamladıktan sonra aşağıda tost ve çay zevkini yaşayabileceğiniz bir büfede bulunmakta. Bir şans daha bulup, tekrardan oraya çıkmak isterim :)

Trabzon
Tostlarımızı yedik, çaylarımızı yudumluyoruz :)

Trabzon
Manastırın avlusunun merdivenlerden görüntüsü

Trabzon
Çıkardığı sesle bizi hiç yalnız bırakmayan o muhteşem nehir... Köprü sallanıyor :)

Trabzon
Bir de yönetmenimiz Hüseyin Kaymaz ile :)

Trabzon
Lig Tv Sümela'da...

Trabzon
Son olarak... Sesçi Milletin Efendisidir! :)