Türbanlı porno lobisine devam... ‘Başıma doğru erkeklik organıyla sürtünmeye başladı’

Şubat 2014 | Şaman, İnşaat Mühendisi
Bu cümleyi erotikhikayem.net filan gibi bir yerde okusaydık ‘27-28 yaşlarındaki uzun boylu, zayıf yapılı beyaz tenli, kalın kaşlı, düz/kısa/dik saçlı, uzun yüzlü, kemikli ve çıkık burunlu’ yarı çıplak bir herifin fantazyası Kabataş’takinden daha inandırıcı olurdu. Hatta yere kapaklanmış bir kadına ‘cinsel bölgesiyle sürtünen’ bir adamın arkasında biralarını tokuşturarak eğlenen 3-4 kişi Penthouse okur mektupları köşesinde daha şık durabilirdi. Zehra D. ’nin işin içine korkunç bir şekilde bebeğini de kattığı bu tipsiz hikayeye haziranda ‘yok artık, ama belki…’ diyordum. Balçiçek İlter, Elif Çakır yazdıktan sonra, bir sıkıntı var ama işemek büyük fanteziymiş dedim. İsmet Berkan ‘Görüntüleri gördüm, durum vahim’ dediğinde epey şaşırdım. Sanki, planet of the apes’te yaşamak sahici bir ihtimal gibi üzerimize çullanmak üzereydi. Sonra işte, hepimiz o milkport Kabataş kamera kayıtlarını izledik. Ümit Kıvanç, konunun tüm detaylarını şahane iki parça yazıda toplamış, burada, ‘o şunu dedi, bu bunu dedi’ye devam etmeye gerek yok.
789

Bu Zehra fantezisi tek başına anlamlı olan bir şey de değil zaten. Çok uzun süredir cinsellikle ilgili ruhumuzun derinliklerine saklanmış arızalara, çok tekinsiz, müstehcen yerlere dan dun giren bir hükümet diline maruz kalıyoruz. Tabii hükümetin yarattığı faunadan beslenen yazarlar, televizyoncular, gazeteciler, şarkıcılar, oyuncular, senaristler de aynı biçimsiz sapkınlıkla kafayı bozmuş durumda.
Akit yazarı Mustafa Durdu’nun ‘kadınlar ancak müminleri yoldan çıkarmak için sokağa çıkar’ demesi ve ardından Twitter hesabından iştahla cicişlerin hoplak memeli fotoğraflarını retweet’lemesi mesela. Ya da TRT’de bir adamın çıkıp hamileleri gördükçe aklına seks geldiğini ve bundan rahatsız olduğunu açıkça söyleyebilmesi. Ardından bu sözleri protesto eden kadar, alkışlayan, bir adım ileri götürüp ‘kadınlar sokağa çıkmasın zaten’e getirenlerin normalleşmesi.
Hüseyin Çelik’in dekolte sıkıntısı, bikinli billboard’ların havaalanından kalkması, 1 odalı evlerin aile yapımıza ters bulunması, kızlı-erkekli kabusu, RTÜK’ün seksin uzaktan fısıltısı gelse titreyerek kestiği binlerce liralık cezalar… Hepsine çok sıkılarak alıştık.
O yüzden Gezi’yi zaten hiçbir olay olmadan önce ‘ibnelerin kerhanesi’ gibi görenlerin, 15 günün sonunda ancak rüyalarında ve birkaç pornoda görebilecekleri bir fanteziyi capcanlı karşılarında bulmuş gibi, ‘çadırda grup seks! ’ diye coşmasına şaşıramadık. Camide içki içip, yine sevişildiği iddiasına, her köşeden prezervatif çıkmasına (Gökçek belgeleri), çok kötü photoshop denemelerine filan keşke daha çok öfkelenebilseydik. Bunlara alışmış olmak, hazırlıklı olmak çok sakat bir durum.
TRT’nin buz patencilerin rüküş pullu elbiselerinin aşırı ereksiyon suretiyle ölüme sebep olacağını düşünmesine, voleybolcuların poposunun bir ara çok büyük mesele olarak ciddi ciddi tartışılmasına fazla sesimizin çıkmayışını neyle açıklarız bilmiyorum. Herhalde bir şeyi bin kere söylersen oluyor gerçekten. Bir yalanı 10 kere söylersen kendin de inanıyorsun.
Memeler, popolar, her an her yerde seks tehlikesi, homofobik Osman Sınav’ın hala bir kahraman gibi diklene diklene röportaj vermesi filan son 10 yılda kavrulduğumuz kara kazanın tortuları.
Bütün bu belden aşağı tutturmaların yanında, özü seks olmasa da, biçimi cinsel mutsuzlukla açıklanabilecek bir dil de etrafımızı sarıyor. Başbakan ‘adli tıp raporunu nerenize koyacaksınız’ diyebiliyor mesela. Mecliste koca koca herifler birbirlerinin burnunu kırıyor, Fatih Saraç gibi adamlar ‘evet efendim sepet efendim’le itibar sahibi oluyor, koca koltuğundan zavallı üç beş editörü, sayfa sekreterini kovunca kendini ‘büyük’ hissediyor.
AKP mitinglerinde ‘Aşkım Tayyip’ gibi pankartlar siyasi içeriğin önüne geçiyor, ‘götünün kılı olmak’ gibi bir düşünce o anda bir teyzeye çok yüce görünebiliyor.
Öte yandan Sibel Üresin gibi kadınlar kocalarımızı mutlu etmek için çokeşlilik öneriyor. Cinsellik ibadetten sayılıyor, erkeğimiz yatakta neşelensin diye grup seksin önünü açmak rahatça bir haber kanalında tartışılıyor da, Behzat Ç ile savcı Esra’nın evlenmeden sevişmesine RTÜK yasak koyuyor.
Bir sorun da şu: Bilmemnere milletvekillerinin, Melih Gökçek’in, bakanların, kukla yazarların konuşmaları o kadar özensiz, yontulmamış, üstünkörü bir sersemlikle bezeli ki, ciddiye almakta zorlanıyoruz. Halbuki epey terbiyesiz, özel hayatımızın tam kalbinde dönen, hiçbir söz hakkımız olmadan habire yatak odamızda yankılanan konular söz konusu. Ama Gökçek’in Çarşı logosunu taklit etmekten acizliği, Rasim Ozan Kütahyalı’nın iki lafı bir araya getirmeyi bir türlü öğrenemeden propaganda çabası, ‘bulut nedir ki’ diye konuşan adamların internet yasası çıkarmaya çalışması, opera binası yapma özlemi gibi şeylerin arasında bir yerde ekşi bir acıma duygusu öfkeyi gölgeliyor.
Zehra D. ’nin işte bu beyinle yaşamak zorunda olan bir erkeğin kaleminden çıktığı çok belli üçüncü sınıf pornografik öykünün altına, ‘ifadem’ diye imza atması da böyle acıklı işte. Hele o küçük bebeğin büyüyüp böyle bir fantazyanın aktörü olduğunu öğreneceği an, bu yalanla yaşamak zorunda olan yüzlerce insanın sırtında taşıdığı yükü görmezden gelmeye çabalayacağı yıllar benim içimi sıkıyor.
Zehra D. ’ye üstüne pipisini sallayan siyah bandanalı herifler için değil, birilerinin çiğ fantezisine alet olduğu için geçmiş olsun.

kaynak: muhimseyler.com/post/76818093314/bas-ma-dogru-erkeklik-organ-yla-surtunmeye-baslad