Türkiye'de Bir Girişimci

Kasım 2011 | Serkan Köse, Girişimci
Girişimcilik maceramızda başımdan geçenleri özet olarak buraya aktarmak istedim. Eminim bu yolda ilerleyen birilerine bir nebze de olsa ışık tutacaktır. Elimden geldiğince özet bilgi vermek ve tecrübe aktarmak amacım, ancak gereğinden uzun olacağını hissetsem de zaman ayırıp okumanızı isterim. Özellikle Türkiye'de kendi girişimlerini hayata geçirmek isteyen gençler içindir bu uyarım...

Girişimcilik; yapısı, içinde barındırdığı heyecanları ve dinamikleri itibarı ile evrensel bir şey olmasına rağmen ülkeden ülkeye değişen şartlar ile her yerde farklı bir yapılanma gerektiriyor. Şunu söylemeliyim ki bu yazıyı bundan 8 sene önce yazıyor olsa idim çok daha farklı olabilirdi, ama şimdi yazabiliyorum ve okuyan insanlara 8 yıl değil belki ama birkaç yıl kazandırmak isterim.


Bazılarınızın bildiği gibi kardeşim Hakan ve ben bu siteye gönül veren kişilerden sadece ikisiyiz. inploid öncesinde yaptığımız birçok proje var. Bu projelerin birçoğu kendi geçimimizi sağlayabilmek adına hayata geçirdiğimiz projeler bazısı ise gerçekten bizi bu yolda inanılmaz motive eden ve hep içimizde olan 'insanların hayatında bir şeyleri değiştirebiliriz' düşüncesi temelinde gerçekleşen şeyler. TRINK - Bozuk Para Makinesi (trink.com.tr) projesi ile başladı herşey. Sonrasında da hiç durmadan bir projeden diğerine uçup durduk. Şimdiye kadar yarıda bıraktığımız veya tamamlamadığımız hiçbir proje olmadı, ama paraya dönüştüremediğimiz çok proje oldu :).

Yaptığımız, yaşadığımız her şey karşısında aldığımız yegane ödül tecrübe oldu ve sanırım satın alınması imkansız olan bir şey bu. İnanmayacaksınız ama parayı hiçbir zaman hedefe koymadık. Koymuş olsa idik, hayatımızın 8 yıl gibi önemli bir dönemini sürünerek geçirmezdik. (Mesleklerimiz ve iş tecrübemiz itibarı ile piyasada çok rahat bir yaşama kavuşabilecek insanlar olmamıza rağmen). Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de bir girişimciye; iyi bir iş fikri, iyi bir planlama yanında şans da gerekiyor.

Sizlere bu yazıda neler yapmanız gerektiğinden bahsetmek istemiyorum. Zira, hepiniz aşağı yukarı ne yapmanız gerektiğini (yapmıyor/yapamıyor olsanız da) biliyorsunuz. Ama neler yapmamanız gerektiğini bilemiyorsunuz. En azından biz öyle idik. 'Biz' diyorum, çünkü bu macerada en başından beri kardeşim @hakank ile birlikte yürüdüm ve bunu da memnuniyetle dile getirmek isterim.

Yazının odağını dağıtmamak adına çok ayrıntıya girmeden; geçen bu 8 yılda neleri tecrübe hanemize yazdığımızı kısa başlıklar halinde yazmaya başlıyorum:
  • En az onlar kadar iyi yapıyorsanız: Yaptığınız işleri asla küçümsemeyin, bunu yaptığınızı farkederseniz, kafanızı kaldırıp dışarda neler oluyor ve insanlar neler yapıyor bir bakmalısınız. O zaman kendinize ve yaptığınız işe gereken değeri verebilirsiniz belki. En az onlar kadar iyi yapıyorsanız, en az onlar kadar da değer vermelisiniz. Bu noktada kendinize 2 kişiden oluşan ve diğer birçok girişimci gibi sürünmesi gereken varlıklar olarak bakmamanızı öneririm.
  • Taş baş yarar: Devlet desteğini projenizin bir yerlerinde kullanmanız gerekiyorsa ve bundan kaçamıyorsanız, desteği veren kurumun size sunduğu dökümanları iyice okumalısınız. Hatta bununla da kalmayıp bu desteği daha önce alan (mümkünse en son destek dönemine yakın bir zamanda alan) firmalara mutlaka ulaşmalısınız. Türkiye'de yönetmelikler, tüzükler,...vs. değişme hızını görseniz şaşarsınız. Hele de süreç içerisinde yaşanan değişiklikler sizi hiç ummadığınız anda yaralayabilir (Tübitak, Kosgeb ve TTGV tecrübesi yaşamış biri olarak söylüyorum). Umsanız da taş, baş yarar.
  • Hayal kurmakla, hayalde yaşamak çok farklıdır: Bir işiniz varsa ve kendi girişiminizi hayata geçirmek için fırsat kolluyorsanız, işinizi bırakmadan önce çok ama çok iyi bir planlama ve hesaplama yapmalısınız.
  • 'Paranız bitene kadar girişimcisiniz' : Kardeşim Hakan'ın lafıdır ve çok severim. Parasız kaldı iseniz, karar verme mekanizmanız bozulur. O yüzden hayatınızın daha önce hiçbir döneminde GERÇEKTEN parasız kalmadı iseniz bunun nasıl bir şey olduğunu tahmin etmeniz GERÇEKTEN zor olabilir ve tüm bakış açınız sarsılabilir. Biz genelde paramızın olmadığı durumlarda bulunmuş olmamıza rağmen bizi bile etkiledi :). Elbette ki bunu yaşayacaksınız diye bir durum yok ama işin başında herşeyin yolunda gitmeyeceği durumları da aklınızda bulundurmalısınız.
  • Plan ve: Ben yıllarca 'fizibilite ve iyi bir iş planı yapmalısınız' lafını duydum ama gereken önemi o zamanlarda vermemişim. Şimdi şunu kesinlikle söyleyebilirim ki en önemli basamaklardan birisi bu ve kesinlikle atlamamalısınız. Hangi alanda, hangi işi yapıyorsanız ilk işiniz onunla ilgili araştırmalar yapmak olmalı. İş fikrini hayata geçiren firmalar varsa başarılı olmuşlar mı? Olmamışlarsa neden? Nerelerde faaliyetteler? Nasıl bir yöntem izlemişler? gibi. Sizin elinizde olmayan imkanlar başkalarının elinde varsa ve bu imkanlarla çok iyi bir iş çıkarmışlarsa ve buna rağmen başarılı olamamışlarsa, durup bir düşünün derim.
  • Ekip herşeydir: Birileri ile en baştan yola çıktıysanız; 'ekip olmak'; yalnız yola çıktı iseniz 'ekip kurmak' oldukça zor. Belki de sizi en çok zorlayacak olan bu durum (malesef ki) bir çok girişimci tarafından basamak haline gelemiyor ve bir duvar olarak kalıyor. İyi bir ekip değilseniz işiniz normalden birkaç kat daha zor.
  • Bunu gerçekten istiyor muyum: Hayat çok kısa ve zaten hızlı geçiyor. Girişimcinin yaşamının hızını ise anlatamam (anlatılmaz yaşanır). Gerçekten bu kadar kısa bir hayatta, yapacak onca şey varken, bunu gerçekten istiyor musunuz? Bu soruyu aslında en başta sormalısınız kendinize ve olabildiğince dürüst olmalısınız. Sadece işe istediğiniz saatte gitmek için ya da genç yaşta parayı vurup Mercedes'e binebilmek için ya da sizi gören herkesin 'a işte o çocuk bak' demesini istediğiniz için ya da ailenize birşeyler ıspatlamak için girişimci olunmaz, giriş olur sadece. Giriş'im ben diyebilirsiniz sadece, ve çıkışa bakarsınız (bizim motivasyonumuz ilginç bir şekilde hiç bitmek tükenmeyen bir şekilde üretmek'ti örneğin, ve hayatımızın hiçbir döneminde olmadığımız kadar parasız, bir o kadar da çalışkandık bu 8 yılda).
  • Girişimci olsaydı o ne yapardı: Hayatınızın merkezine hangi projeyi koymuş olursanız olun, kararlarınızı alırken asla karar mekanizmanızı dışsallaştırmayın. 'Böyle bir durumda iyi biri girişimci olsa idi ne yapardı?' demek yerine o girişimci siz olmalısınız. Başınıza ne gelirse gelsin, kim ne derse desin, ödevinizi iyi yaparsanız o kararı en iyi veren siz olursunuz.
  • Tecrübeli insanlar: Yaptığınız işi sizden daha iyi yapan ya da daha önce yapmış tecrübeli kişiler ile konuşun. Sadece konuşmakla kalmayıp onların söylediklerini gerçekten ne düşündüklerini anlamaya çalışarak uygulamalısınız. Hem de söyledikleri herşeyi onların bakış açısı ile anlamaya çalışarak. Gördüğüm birçok girişimci için bu tarz konuşmalar sadece onları anlık olarak gaza getiren diyaloglar olarak kalıyor, oysa ki bu tarz tecrübe aktarımlarındaki asıl güç onların sizin projenize olan uygulama yansımaları olmalıdır.
  • Öğrenilmiş çaresizlik: Bu konu o kadar önemli ki, kendini farkettirmeden normal hayatlarındaki birçok insana bile musallat olan -hele ki Türkiye'de- bu psikolojik durum bence Türkiye'de girişimcilerin başındaki en önemli belalardan birisi. 'Öğrenilmiş Çaresizlik nedir?' diyenler için bir ön bilgiyi burada bulabilirsiniz (ö. ç. deneyi, orta alt kısımda). Çıktığınız yolda, başınıza kötü ne gelirse gelsin, o şey hiç gerçekleşmemiş gibi düşünebilme yetisini kazanabildiğiniz gün, hızlı karar verme ve hızlı çözüm üretme yetisini de kazanmaya başlamışsınız demektir. Geriye sadece, özgürce, kendi tecrübelerinizi edinmek kalıyor.
  • Abi bunu herkes kullanacak, bak göreceksin: Birçok girişimci kendi girişimini hayata geçirme sürecinde yaşayacaklarını değil, bu gerçekleştikten sonra olacakları düşünerek işe başlıyor. Yolculuk sırasında başına gelecekleri hesaplamadan/hesaplayamadan. Yani bir ürün üretecekse, ürünün raflardaki halini, internet işi ise, herkesin bunu kullandığını, vb. Bu davranış tarzı, günlük hayatımızda, buluşmak üzere olduğumuz bir arkadaşımıza 'yarım saat sonra ordayım' dememizle aynı şey aslında; biz o anda sadece buluştuğumuz ve onunla karşılaşacağımız o anı hayal ederek konuşuyoruz onunla. Oysa onun yanına giderken belki dehşet bir trafikte kalıyor olacağız, ya da bindiğimiz dolmuş, otobüs, arabamız aniden arıza yapacak. Bunların bazılarını öngöremezsiniz ama öngörebildiklerinize uygun refleksler geliştirmelisiniz. Bunu yapmak için ise önce yolculuğu hayal edebiliyor olmalısınız. Yapacağınız işin güzel hayallerini kurmak sizin kararlarınızı işin başından sonuçlandırmamalı, size alınacak yeni kararlar yaratmalıdır.
  • Bu işe para bulmamız lazım: Projenizde gerçekten paraya ihtiyacınız olduğu an hayallerinizin en yoğun olduğu, ya da ona en yakın olduğunuz an değil, projenizi kesinlikle ve başka hiçbir şekilde ilerletemediğiniz andır (ama bu durum dahi projeden projeye değişiklik gösterir).
Ben ve kardeşim @hakank bugüne kadar birçok şeyi deneyimledik. Burada yazabildiklerim bunların sadece bir kısmı ve benim önemli gördüklerim, daha birçoğunu ve farklılarını da sizler yaşayacaksınız ve umuyorum ki başkalarının da faydalanabilmesi için ve size kulak vermelerini umarak; paylaşacaksınız. Türkiye'de çok ciddi bir davranışsal kültür eksikliği var ve bizlerin yapacak çok işi var.