Ucuz ölümler ülkesi,Kaza mı kader mi Polemiği

Eylül 2014 | Ferit Binici, Toplum Mühendisi
İnploid eki ilk yazımı toplumsal meselemiz olan bir konu ile başlatmak istedim. Sıkça gündemimize giren zamanla sıradanlaşıp normalleşen ve neticesinde toplumun tepki verme refleksinin yok olup.Neticeyi kaderle süsleyip konuyu örtbas eden zihniyeti ele almaya çalışı-cam.

Başlığımın ilk cümlesi ucuz ölümler ülkesi, bunun sebebi gerekli önlemlerin alınmayışı, ihmale açık ortam yaratılması, denetleme mekanizmasının işlemeyişi ve meydana gelen kazaların sorumlularının ceza almaması. Bu saydığım faktörler ucuz ölümler ülkesinin değişmez ilkeleridir. Şimdi bir kaç örnek vereceğim kazalar ile ilgili son 10 yıldaki kazaları listelesem yazıyı kimse okumaz uzun olur.Soma maden faciasına dahi girmeden son 10 günde yaşanan üç kazayı burada örnek göstereceğim.

1.Vaka BARAJ KAPAKLARI AÇILDI PİKNİKÇİLER SULAR ALTINDA KALDI
Siirt Alkumru Barajı'nda meydana gelen taşkında 5 kişi öldü, 1 kişi de kayboldu. hurriyet.com.tr/gundem/2706676...

2.Vaka
Damperi açık tanker, üst geçidi devirdi
İstanbul Avcılar'da E-5 karayolu üzerinde bulunan bir üst geçit, bir yakıt tankerinin çarpması sonucu çöktü. Kazada 1 kişi öldü, 4 kişi de yaralandı
ntvmsnbc.com/id/25535323/

3.Vaka
Mecidiyeköy'de inşaatta asansör çakıldı
İstanbul Mecidiyeköy'de yıkılan Ali Sami Yen Stadı'nın arazisine yapılan inşaatın asansörü 32. Kattan zemine çakıldı. 10 işçi hayatını kaybetti. cnnturk.com/haber/turkiye/mecidiyekoyde...

Yazımın 2. Başlığı ise kader kaza polemiği. Bunun sebebi ise, her kaza olayında toplumun tartışmaktan kaçınmadığı klişe mevzular.Eceli gelmişse ölür, yazılan kader değiştirilemez gibi söylemler.Peki sahiden bunca vaka kader mi. Yoksa ihmalkarlığın üstünü örtmek için mi bu kavram ön plana itiliyor.

Örneğin bir çalışma alanında, çalışan işçiler işin tehlikesi konusunda sadece uyarılmış. Ancak tehlikenin azaltılması için önleyici prosüdürler uygulanmamış. İş güvenliği uzmanı maaşını şirket tarafından alıp bağımsız olmadığı için eline aldığı kalemle kağıda bir şeyler karalamış. Durumu yetkililere bildirmiş.Ama vicdan yoksunu, gözünü para bürümüş patron uşağı, müdür bir şey olmaz devam demiş. Kara gün gelmiş. Kazada canlar gitmiş. Sonra rahmet okunup kader denmiş. Sorumlu kişiler topu birbirine atıp suçu canından olan işçiye atmış. Ardından bu sorumsuzluğu denetlemesi gereken devlet mekanizması bilimsel metodlar yerine halk arasında hayalet gibi dolaşan kader kavramıyla kendini savunmuş. Ölen ölmüş, kalan acısıyla yaşlanmış. Ucuz ölümler ülkesinde ihmalkarlığın faturası kadere çıkarılmış.

Son söz,buradan Devlet mekanizmasını yönetenlere, Dünyanın en büyük 10 ekonomisi olma hedefi kadar, en güvenilir, yaşanabilir ülke olmanın da doğru bir hedef olduğunu, birileri Cumhurbaşkanına, anlatmalı işin içine kaderi katmadan.