UTANIYORUM...

Mart 2014 | Gonca Köse, Öğrenci
Halk Bankası Genel Müdürü ceza evinden salıverildiği için değil, yolsuzluk yapılmadığını ispatlamak için binlerce polisin, yüzlerce hakim ve savcının sürülmesinden, pasif görevlere atanmasından dolayı utanıyorum...

''Soruşturmaları durdurun'' diye başsavcılara gece yarısı evleri aranarak baskı yapılmasını savunanların, bu ülkeye yıllarca şerefiyle hizmet veren eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un 'terör örgütü üyesi' suçlamasıyla hapislerde çürütülmesine ''yargı bağımsızdır' gerekçesiyle sessiz kalmalarından dolayı utanıyorum...

Yurtdışında görevdeyken, ''soruşturma var'' denilince koşa, koşa gelen ve yargının önüne çıkan askerlerin, kaçma şüphesiyle tutuklanmasını normal karşılayanların, yolsuzluk nedeniyle içeriye alınanların kaçma şüphesi yok diye salıverilmiş olmalarına duydukları tepkisizlikten utanıyorum...

Başına gelenleri, infial yaratacak nitelikte abartan kadının doğru söylememiş olmasından dolayı değil, ''görüntüleri gördüm. Vahimdi'' diyen gazeteci ve milletvekillerinin varlığından utanıyorum. Hele Milletvekili Metin Metiner'in ''o görüntüleri yayınlarsak ortalık ayağa kalkar. Sorumluluk sahibi olduğumuz için yayınlamıyoruz'' sözlerini aklımdan çıkaramadığım için utancım büyüyor. Doğru olabilir mi diye düşündüğüm için utanıyorum. Bizi kolayca kandırabileceklerini, onlara düşündürdüğümüz için utanıyorum...

Gezi olayları patlak verdiğinde birer ikişer gençler öldürülürken, ''Bir başörtülü kız kardeşimize aşağılıkça saldırdılar. Camide içki içtiler'' diye kürsülerden yalan söylenmesinden çok, ölen gençler için üzüntü duymayanların, vatan-millet edebiyatına başvurmalarından dolayı utanıyorum. Gerçek ortaya çıkınca özür dilemesini beceremedikleri için utanıyorum... Kabataş'ta taciz (yazmaya elimin varmadığı boyutta) iddialara inanarak bir kadını savunmaktan onur duyan gazetecilerin, dövülerek, kurşunlanarak öldürülen, gözleri çıkan, sakat kalan onlarca insan için kalemlerini oynatmamış olmalarından dolayı utanıyorum...

Arazinin tapusunu göstererek, ''Etiler'deki arazi bizim. Kimseye satmadık. Yolsuzluk iddiaları gerçek dışıdır' diyenlerin, aslında o araziye yapılacak alışveriş merkezinin maketinin bile hazırlanmış olduğu ortaya çıkınca, sessiz kalmalarından utanıyorum...

Evinde kasalar ve trilyon liranın üzerinde para çıkan bir bakan oğluna sahip olmamızı bir kenara bıraktım, oğluna söz konusu paralar için yalan beyan vermesini tavsiye eden kişinin, bir zamanlar canımızı, malımızı emanet ettiğimiz içişleri bakanı olmasından utanıyorum. Bunun olağan karşılanmasından utanıyorum...

“Kamu kurumları bazı insanların rant kapısı değildir. Konu Divan’ın gündemine geldiğinde değerlendireceğiz'' gibi süslü laf edenlerin, partisini terk eden Hakan Şükür'ün Lig TV'den aldığı ücreti geri vermesi gerektiğini söylemesinden dolayı değil, kamu kaynakları kullanılarak, havuzlar kurularak bir medya şirketine talimatla sahip olunmasına ses çıkaramayacaklarını bildiğim için utanıyorum.


Hırsızlık, rüşvet, nüfus ticareti iddialarını araştırmak yerine yargının kontrol altına alınmasına odaklanarak, gerçeklerin ortaya çıkmasını öteleyenlerin, her gün kutsal kelimeler eşliğinde, ülkede hayali düşmanlar yaratmasından utanıyorum...

Sen niye utanıyorsun, onlar utansın diyebilirsiniz.
Bu nedenle son bir özet yapayım:
Onlar utanmadığı için utanıyorum... .

Yavuz SEMERCİ