Vergilerin Sınıflandırılması

Kasım 2015 | Mozambik_prensi, Maliyeci
Vergilerin sınıflandırılmasında bir çok farklı ölçüt bulunmaktadır. Böylece ortaya bir çok farklı sınıflandırmalar çıkmaktadır.Genel olarak vergiler şu şekilde sınıflandırılabilinir.
· Konuları bakımından vergiler
.Ayni, Bedeni ve nakdi vergiler
· Objektif ve sübjektif vergiler
· Dağıtma(tevzi) vergiler ve nispet vergileri
.Ad-valorem vergi ve spesifik vergi
· Uygulama süreleri açısından
· Tahsilatı yapan birimler açısından
· Dolaylı ve dolaysız vergiler
A) Konuları Bakımından Vergiler
Vergileri konularına göre ayırırken ana kriter verginin hangi değer üzerinden alınacağıdır. Bu sınıflandırmada 3 tip ekonomik değer öne çıkar.Gelir, Servet ve Harcama.
1) Gelir üzerinden alınan vergiler
Gelir, üretim faktörlerinin üretim sürecine sokulmasının karşılığında elde edilen bir değerler akımıdır. Türk vergi sisteminde gelir üzerinden alınan iki tür vergi bulunmaktadır.
· Gelir vergisi
· Kurumlar vergisi
2) Servet üzerinden alınan vergiler
Servet, servet, bir gerçek veya tüzel kişinin belirli bir zamanda sahip olduğu aktifte bulunan menkul mallar ile stokta bulunan gayrimenkullerin bir bütünü olup para ile ifade edilebilen bütün ekonomik değerleri kapsamaktadır. Türk vergi sisteminde servet üzerinden alınan üç tür vergi bulunmaktadır.
· Emlak Vergisi
· Motorlu Taşıtlar Vergisi
.Veraset ve İntikal Vergisi
3) Harcamalar üzerinden alınan vergiler
Harcamalar üzerinden alınan vergiler üretilen, satılan ya da tüketilen mal ve hizmetler üzerine konulan vergilerdir. Türk vergi sisteminde;
· Katma Değer Vergisi
.Özel Tüketim Vergisi
· Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi
· Özel İletişim Vergisi
· Şans Oyunları Vergisi örnek gösterilebilir.
B) Ayni, Bedeni ve Nakdi Vergiler
Günümüz modern dünyasında ekonominin parasallaşmasıyla tüm vergiler nakdi vergi halini almıştır. Ülkemizde 1925 yılına kadar uygulanmış olan Aşar vergisi, 1943-1945 yılları arasında uygulanmış olan Toprak Mahsulleri Vergisi ayni vergilere, yine 1952 yılına kadar uygulanmış olan yol vergisi bedeni vergilere örnek olarak verilebilir.
C) Objektif ve Sübjektif Vergiler
Objektif vergiler kişinin şahsi ve ailevi özelliklerini dikkate almamaktadır. Oysa sübjektif vergilerde ise ; Vergi kişiselleştirmeye uygundur ve kişinin ödeme gücünü kavrama yeteneği yüksektir.Gelir Vergisi sübjektif vergilere, Katma Değer Vergisi ise objektif vergilere ilişkin en belirgin örnek oluşturabilir.
D) Dağıtma(Tevzi) Vergiler-Oran(Nispet) Vergileri
Dağıtma(Tevzii) vergilerde, elde edilmesi istenen vergi hasılatı, mükellef başına dağıtılmakta ve tahsilat gerçekleştirilmektedir. Oran(nispet) vergilerinde ise; vergi oranı başlangıçta belirlenir ve vergi hasılatı iktisadi faaliyet hacmine göre ortaya çıkar[4].
E) Ad-valorem Vergi ve Spesifik Vergi
Verginin matrahı; ağırlık, sayı, hacim, yüz ölçümü, uzunluk, derece, yas, kilogram, metre, metreküp, yolcu kapasitesi, azami kalkış ağırlığı vb. Fiziki büyüklüklerle ifade edilirse spesifik vergi söz konusudur.Fiyatlarla ilgi yoktur ve basit vergilerdir. Ad-Valorem vergilerde ise parasal büyüklükler ve değerler esas alınır.
F) Uygulama Süreleri Bakımından
Uygulama süreleri açısından vergiler, sürekli ve geçici vergiler olarak ikiye ayrılmaktadır.
G) Tahsilatı Yapan Birimler Bakımından
Bu kapsamda vergiler, merkezi yönetim ve yerel yönetim vergileri olarak ikiye ayrılmaktadır.
H) Dolaylı ve Dolaysız Vergiler
Dolaylı ve dolaysız vergiler olarak ikiye ayrılan bu vergilerin tam olarak net bir sınırı olmasa da ödeme gücüne uygunluk açısından önem taşımaktadır. Ayrım açısından temel alınabilecek birkaç ölçüt bulunmaktadır
- Gelir ve servet mevcudiyeti üzerinden ve bunlar sebebiyle alınan vergiler genel olarak dolaysız nitelik taşırken gelir ve servetin kullanımı ve harcanması üzerinden alınan vergiler dolaylı vergilerdir.
-Kolayca yansımayan vergiler dolaysız, kolayca yansıyanlar ise dolaylı vergilerdir.
Bu ayrımlara göre ilk olarak türü belirlenebilecek olan vergilerden KDV, ÖTV, Gümrük Vergisi ve Damga Vergileri dolaylı nitelikteyken; gelir, kurumlar, veraset intikal ve emlak vergileri dolaysız niteliktedir.
Yansıma ölçütüne göre; vergiler asıl mükellef olarak düşünülmüş olan kişinin iktisadi unsurlarından doğrudan alınabiliyor ve aktarılamıyorsa dolaysızdır. Vergi yükleri başkasına yansıtılıyorsa dolaylıdır. Öte yandan ekonomik koşullara ya da verginin konusuna göre piyasa şartlarına da bağlı olarak yansıtmanın ölçütü değişebileceğinden bu ölçüt tamamen doğru bir sonuç vermeyebilir. Ayrıca her verginin kısmen ya da tamamen yansıtılabilir nitelikleri olabileceğini de söylemek mümkündür. Netice itibarı ile bazı vergilerin kimi zaman dolaylı kimi zaman dolaysız olduğu söylenebilir.
Vergilendirme Usulü ve Tahsil Sekli ölçütüne göre konusu düzenli ve sürekli olan
ve kesintisiz bir şekilde ortaya çıkan vergiler dolaysız iken aksi durumda dolaylı vergiler söz konusu edilecektir. Bunun bir başka söylenişi ise vergi kanunu önceden belirlenebilecek konuları içeriyorsa dolaysızdır. Belirli olmayan zaman ve isimsiz vergilendirmeler ise dolaylıdır. Öte yandan neredeyse her verginin kanuna dayanması ve yalnızca nihai yüklenici açısından bir ayrım olması sebebiyle bu ayrım yetersiz kalmaktadır. Çünkü yalnızca tahakkuk ve tahsil açısından farklar bulunmaktadır.
Yukarıdaki üç ölçütün toplulaştırıldığı bu iki ana ölçüte bakıldığında tam anlamıyla ney bir ayrım yapılması olanağı bulunmasa da dolaylı ve dolaysız vergilerin bazı genel özellikleri ve uygulama açısından olumlu-olumsuz özellikleri daha açıklayıcı sonuçlar verebilmektedir.
1) Dolaysız Vergilerin Genel Özellikleri
.Nihai yüklenicinin mükellef ile aynı kişi olması dolaylı vergilere göre daha net bilinebilmektedir.
· Dolaylı vergilerin matrahını daha dayanıklı olması ve buna ek olarak vergi kaçırma halinde yaptırımların uygulanabilmesi de dolaysız vergilerin bir özelliğidir.
· Dolaylı vergilerin konularının kimin tarafından sahipleneceği tam anlamıyla belli olmadığından vergi ödeme gücü ilkesi açısından dolaysız vergiler daha uygun niteliklere sahiptir.
· Gelir vergisi örneğinde olduğu gibi dolaysız vergiler ekonomi üzerinde otomatik istikrarlandırıcı işlevini daha iyi görebilirler. İstisna ve muafiyetlerle de etkinlik-adalet ayarlaması daha kolay yapılabilir.
· Etkin bir vergi idaresi bu vergilerin etkinliği açısından daha önemli ve gereklidir.
· Buna göre açık ve anlaşılabilir, kolay uygulanabilir bir vergi mevzuatı ile etkin bir mali yargı bu vergilerin amacına ulaşabilmesi açısından çok önemlidir.
2) Dolaysız Vergilerin Genel Özellikleri
· Kişilerin tüketim tercihleri ve kalıpları üzerinde etkili olunabilir.
.Dolaysız vergilerin mükellef üzerindeki olumsuz psikolojik etkileri dolaylı verginin fiyat içinde gizlenmiş olması nedeniyle o derece fazla değildir.
· Dolaylı vergilerin tabanı daha geniştir, değişken olmakla birlikte daha verimli ve ayarlanabilirdir. Vergi erozyonu da daha azdır.
· Vergi ödeme gücünü dikkate almaması ve teknik olarak vergiyi kimin ödeyeceğinin tam ya da tama yakın olarak bilinememesi en büyük sakıncalardandır.
· Tüketim-tasarruf eğilimleri dolaylı vergilerle daha kolay etkilenebilir.
.Kayıt dışı girdi ve çıktı durumları dışında vergiden kaçınmak daha zordur ve dolaylı vergiler tahsilât açısından etkin bir vergidir.
3) Dolaylı ve Dolaysız Vergilere İlişkin Genel Değerlendirmeler
Dolaylı vergiler vergi adaleti açısından yeterli ve uygun vergi türü sayılmaktan uzaktır, çünkü bu tür vergilerin gerileyici etkileri nedeniyle, düşük gelirli gruplar üzerinde yoğunlaştığını ileri sürmektedirler. Bu tip vergilerde zengin ve fakirin aynı oranda vergilendirildiğini, bu eşitsizliğin giderilmesi içinse, dolaysız vergilerin vergi hasılatı içindeki payının yükseltilmesi gerekmektedir. Vergi sisteminin dolaylı vergilere dayalı olmaktan çıkarılıp dolaysız vergilere ağırlık veren bir yapıya dönüştürülmesi adil bir vergilemenin yerleştirilebilmesi için gereklidir.Adil vergilendirmenin yanında dolaylı vergilere dayalı bir mali yapı, kayıt dışılığı azaltarak ve öngörülebilir mali politikalar üretilmesine yardımcı olur.Gelişmiş ülkelerin mali yapısında dolaysız vergiler önemli bir yer tutar.