Web 3.0 Ve Semantik Yapılar

Ağustos 2012 | Hakan Damar, Researcher

Merhaba,

NOT: 4 sene önce yazmıştım, bir takım modifikasyonlar gerektirebilir ama hala geçerli bilgiler içermektedir.

Bu makalemde sizlere Web ve versiyonları hakkında bilgi vereceğim. Versiyonları mı? Evet, versiyonları.

Web 2.0 / Web 3.0 aynı bir programa benziyorlar değil mi? Msn Messenger 7.5 / 8.2 gibi. Yalnız burada değişim bir program veya bir özellik üzerinde olmuyor. Tamamen yeni teknolojilerin gelmesi veya olan teknolojiler üzerinde köklü değişimler olmasıdır. Peki şimdiye kadar neden Web 1.0’dan haberimiz yoktu? Çünkü etkileri fazla değildi. Daha çok internet kültürümüzü oturtmaya ve içerikleri düzenlemeye yönelikti. Web 2.0 ise artık oturmuş iskeletin üzerine ilk inşaları getirdi. Buna paralel artık değişimler gözlemlenebilecek seviyeye ulaştı. Hayatımıza RIA denen bir şey girdi. Peki, nedir bu RIA(Rich Internet Application) denen şey? Türkçesi; ZİU(Zengin İnternet Uygulamalarıdır). Bir internet uygulaması nasıl zengin olur? Facebook gibi bir site olunca değil tabi J veya sahiplerinin çok parası olduğunda da değil. Zengin olabilmesi için son teknolojileri kendine adapte etmiş. Kullanıcılar ile etkileşimli ve dinamik uygulamaları kapsamaktadır. Web 2.0 ‘da ki yeniliklere bakacak olursak. Herkesin de tahmin ettiği gibi yazılım dünyasında, AJAX ağır bastı.

Bunun hemen öncesinde TAG(Etiket)’leme eklentileri sitelerde çoğaldı. Artık siteler en çok arananları bir etiket halinde ve aranma oranına göre de büyüterek insanlara sunmaya başladı. Bir etiket’e tıkladım ama sadece bu etiket üzerinde kaç kere aranma yapılmış onun sayısını görmek istiyorum. Bunun için bütün bir sayfayı baştan yükletmekte istemiyorum. Sitenin her bölümü içinde frameler ile param, parça yapmak istemiyorum. O zaman size biraz AJAX lazım. AJAX dediğimiz şey yeni bir dil değildir. JavaScript tabanlı gelişmiş sınıfları(class) olan bir teknolojidir. Bu dilin ilk kullanımını Gmail’de gördük ve çok beğendik. Ardından neler yazılmadı ki JavaScript ile yani AJAX ile. Son zamanlarda ise insanlar biraz daha ileri götürerek XAJAX diye bir şey ortaya attırlar. Neyse AJAX(AJAKS) konusuna girersek daha uzarda uzar. Birazda negatif yönlerinden bahsedelim. AJAX Güvenlik katmanı protokolünü desteklemiyor. Bu yüzdende kullanan banka gibi siteler pek göremezsiniz. Güvenlik katmanı da nerden çıktı şimdi? Hepimizin bildiği şey aslında. HTTPS yani SSL. J Bunun yanında sayfa yenilenmediğinden arama motorları üzerinde de negatif bir etki bırakıyorlar. Çünkü sayfaları taramakta güçlük çekiyorlar. Birçok sayfayı da düzgün tarayamıyorlar. Ekstra olarak sayfa görüntülenme hitiniz düşüyor. Çünkü sayfada ki 2 veya 3 bölümleri görüntülemek için tıklandığında ilgili veriler veya sayfalar sunucu üzerinden asenkron bir şekilde getiriliyor. Sayfa yenilenmediğinden siz 3 sayfa gezdiğiniz de istatistik sayacı bunu 1 olarak kayda alıyor. Birazda web site sahipleri için bakalım. Bant genişliğinden tasarruf etmenizi sağlıyor. Sitenize FLASH olmadan da esneklik katıyor.

Neyse şimdi ben bu yazımda Web 2.0 üzerinde çok durmak istemiyorum yazsam sırf kendi başlı, başına bir sayı konusu olur. Fakat bu makalemde şuan üzerinde çalışmalarını da sürdürdüğüm ve Semantik yapıların temeli olacak Web 3.0’ı anlatmak istiyorum. Daha Web 2.0’a yeni alışmıştık ki, daha yeni, yeni insanlar işin suyunu çıkartmaya neredeyse sitelerinin tamamını AJAX ile yapmaya başlamışlardı ki imdadımıza Web 3.0 geldi.

Web 3.0 net’in anlamlandırılması için bir dönüm noktası olacak. Daha 1-2 hafta önce yazılım ekibimiz ile Quality Pagerank System’nin konuşmalarını yapıyorduk. Eğer Google’ın pagerank sistemini geliştirmezse alternatif bir sistemin rakip olabileceğinden konuşuyorduk ki, sizlerinde bildiği gibi Google search algoritmasında değişiklik yaptı. Bundan sonra gereksiz yere sitesini back link’lerle dolduran. Kopya içerik barındıran ve pagerank’ını yükseltmek için illegal seo yöntemleri deneyen siteleri bir anda alaşağı etti.

Peki, ne oldu da GOOGLE bir anda böyle bir karar aldı. Özelliklede Blog’lara karşı önlem alan bu algoritmayı neden yazdı? Çünkü 2010 gibi artık anlamsal web’e geçiş yapacağımızı oda ön görmüştü çok önceden. Aslında web 3.0’ın 2001’den beri belirlendiğini size söylesem şaşırmazsınız umarım. Web 3.0’da neler olacağına bakacak olursak. Artık siteler arama motorlarında özgün içerikleri, kaliteli tasarımları ve güçlü programlama alt yapılarına bakılarak ayırt edilecek. Yani siz aylarca uğraşıp içine makaleler yazdığınız sitenizi, zar zor ilk sayfaya getiriyorsunuz. Sonra çocuğun teki geliyor. Oradan, buradan kopyala-yapıştır yapıyor blog hesabı ile bir bakıyorsunuz. Sizden çok yukarıda çıkıyor. Hatta ilk sırada. İşte artık yeni PageRank sistemi ile bu düzen değişeceği söyleniyor. Doğruda buydu artık özgün içerik yani emek değerlendirilmeli. Neyse konumuzdan çok dışarı çıkmayalım. Web ağının nasıl anlamlanacağı hakkında sanırım kafanızda soru işaretleri oluşmuştur. Şöyle anlamlanacak artık siz arama motoruna “Güzel Yaz” dediğinizde size turizm firmalarını çıkartmayacak bunun yerine edebiyat siteleri veya ilgili kelime geçen şiirler v.s. varsa onlar gelecektir. Yani web artık oradaki “Yaz” ın yazmak anlamında “Yaz” mı? Yoksa mevsim anlamında “Yaz” mı olduğunu bilecek. Tabi arama motorlarıda kahin değil. Daha önceden yaptığınız seçimlere göre bu kararları verecek. Daha kapsamlı bir örnek verecek olursak. Gittiniz bing.com ‘ a girdiniz ve dediğiniz ki: “Perşembe saat 5 de istanbulda yüzme havuzu”. O da size dedi ki: “ Perşembe günü saat 5 ile 9 arasında yağmur yağacağından İstanbul’da ki üstü kapalı yüzme havuzları bunlar. En kısa gidiş yollarını haritadan izlemek için tıklayınız veya ücret bilgisi de girmişseniz. En ucuzundan başlayarak size listelemeye başlayacaktır. Şimdi buna düşük seviye yapay zeka diyorlar. Halbuki ben bunu yapay zeka ile ilişkilendirmiyorum. Çünkü yaptığı pek bir şey yok aslında bu dev sistemlerin arkasında bir yapay zeka yok. Sadece anlık meteorolojiden bilgileri çekiyor web servisleri ile ve size ona göre filtreli sonuç gösteriyor. Tabi bu sadece bu örnek içinde web servisleri de web 3.0’da gelişeceğinden bir çok web servisi olacaktır. Peki neden yapay zeka ile ilişkilendirmiyorum. Çünkü, bence yapay zeka; Kendi, kendine öğrenebilme yeteneğini kazandırmaktır. Yoksa bir robot yapıp onu programlayarak merdivenlerden indirmek veya su bardağını tutturmak yapay zekâ değil. Önemli olan merdivenlere geldiğinde nasıl ineceğini kendinin bulmasıdır. Yani bir sinir sistemi oluşturulmalı. Neyse bu konu çok uzun ve derin konular. Konumuza tekrar yönelenim. Web 3.0 ile biz yazılımcılara yeni diller öğrenme zorunluluğu gelecektir. Gerçi biz 2004’den beri kullanıyoruz ama bir çoğunuz biraz sonra söyleyeceğim dilleri henüz yeni duyacaksınız. Web 3.0 dilleri RDF, RDF-S,OWL ve SPARQL’dir. Bu diller metinleri veya yazı parçacıklarını anlamlandırmaya yaramaktadır. Yani Özne, yüklem, nesne diye ayırt ederler. Gerçi bu RDF’in mantığıdır zaten. OWL daha anlaşılır olmasından RDF yerine şu son zamanlarda rabet görmektedir. SPARQL ise SQL’den biraz daha esnek olarak tasarlanmıştır. Bir sorgulama dilidir. Şuan da W3.org RDF uyumluğunu denetleyebilecek bir kontrol servisi sunmaktadır. Yani RDF sayfalarınızı w3.org üzerinden standardizasyonunu kontrol edebilirsiniz. Bu dilleri öğrenmek için eminim hepinizde bir heves uyanmıştır. Şimdiden yol alıyım. 2010’a kadar uzmanlaşırım ama maalesef internet üzerinde bu diller ile ilgili pek Türkçe kaynak bulamazsınız. Pek değil ben şimdiye kadar rastlamadım desem yeridir. Hayatımıza ne getirecek Web 3.0 dediğimizde. Semantik yapılar ile yani anlamlı yapılar ile artık daha çok veriye daha doğru şekilde erişebiliyoruz. Yani siz evde olmasanız da veya komut vermeseniz de, aracınızın GPS’nin garaja yaklaştığını anlayan akıllı ev. İçerinin ısı kontrolünü yaparak gerekiyorsa klimaları çalıştırarak oda sıcaklığını normal düzeye çıkartıyor. Aracınızdan indikten sonra kapıları kilitlemeseniz de olur. Çünkü bunu sizin yerinize o yapıyor zaten.

Aaaa evdeki bilgisayarımda çalışma notlarımı unuttum L Hiç sorun değil. Hemen evinize bağlanıp. Evdeki bilgisayarınızdan kendinize dosyanızı göndertebilirsiniz. Veya son bir örnek daha verecek olursak. Bir sabah uyandınız saat 10 gibi. Birde baktınız kapı çalıyor. Kapıyı bir açtınız elinde gıdalar olan bir süpermarket servisi. Size Günaydın diyerek siparişlerinizi bırakıyor. Hayır, hayır bir hata yok. Buzdolabınızda yiyecek oranı azaldığından bunu buzdolabınız eve söyledi ve evde internetten siparişini verdi bile. Yani kısacası ileride bize sadece yaşamak düşecek bir yaşam platformu hazırlanıyor. Semantik yapılardan Web 4.0’da çıkabileceğimiz pek gözükmüyor. Bu seferde Semantik Veri Tabanı sistemleri gelecek. Düşündüğümüz ilk yeniliğin ORACLE’dan gelmesidir. Web 3.0’da ağır basacak teknolojilere bakacak olursak. Adobe tarafından AIR gelecek vaat ediyor. Microsoft ise bu sefer çok güçlü girdi. Open source olarak bir teknoloji sundu üstelik Adobe Flash’tan çok daha iyi. Silverlight esip geçecek gibi gözüküyor. Umarım Adobe taraftarları bu cümleme alınmazlar.

Bir zamanlar yazılımcılar için veri tabanına bir bağlantı(Connection) vermeden veri paylaşımı da imkânsızdı ama biz bunu yıllardır kullanıyor hiçte yadırgamadan. İsmine de XML diyoruz. Semantik yapılarında bu düzlemde oturmasını düşünüyoruz.

Saygılarımla.