Yalan Söyleme Üzerine

Şubat 2012 | Patrick Jane, Rehberlik Ve Psikolojik Danışmanlık
Yalan söyleme süresince insan, her zaman doğruya en yakın yalanı seçer. Komple yepyeni bir senaryodan ziyade var olan senaryoda çarpıtmalar ve değişmeler yaparak olayı kamufle etmeye, gerçeğe en yakın hale getirmeye çalışır. Bu noktada, gerçek hikaye bölümlerinde hafıza işlevinin bulunduğu sağ beyini kullanırken, yalan ya da çarptırma yapılan bölümlere geldiğinde fikir yürütmenin merkezi olan sol beyine geçiş yapar ve daha sonra tekrar sağ beyin kısmına geçerek hikayeye devam eder.

Bu sağ ve sol beyin bölümleri arasında ki geçişler sırasında istemsizce senkronizasyonda hatalar ve kaymalar, anlatımda değişimler ortaya çıkar. Burada hikaye oluşturabilme kabiliyeti, beden ve duygusal tepki taklik senkronizasyonu gibi etkenlerinde katılmasıyla ciddi “yalan söylüyorum” sinyalleri ortaya çıkar. Hatta yalanın sebepleri dahi bilinçsizce vurgulanır. Örneğin tüm hikayede “ben” diyen bir kişinin, hikayenin konu ile ilişikli başka bir noktasında “biz” demesi, yada sahiplendiği bir şeyi örneğin arabasını hikayenin bir kısmına kadar “arabam” olarak tanımlarken, bir kısmından sonra “araba” yada başka bir şekilde tanımlaması hikaye içerisinde arabası ile ilgili aidiyet hissinin nerede kırıldığını anlatır ki bu tarz anlatım hataları aslında bir çok gerçeği ifade eder.