Yazarlar için Öneriler - Chuck Palahniuk

Mayıs 2012 | Aykut Kardaş, CAD Designer
Yazar Önerileri

  1. Eğer canınız yazmak istemezse saatinizin alarmını yarım ya da bir saate kurun, oturup bekleyin. Hala yazmak istemiyorsanız bir saat daha kurun. Bunun yerine çamaşırlarınızı makinaya atıp bekleyebilirsiniz de. Bu tip molalarda aklınıza yeni fikirler de gelecektir.
  2. Okuyucularınız sandığınızdan daha akıllıdır. Yeni yazı formları ve zaman kaydırmaları denemekten çekinmeyin. Gençlerin çoğu kitabı küçümsemesinin sebebi budur. Filmler bizi hikaye anlatımı hakkında çok gelişmiş şekillere alıştırdı. Dolayısıyla onları şaşırtmak, kitaba bağlamak her zamankinden daha zor olacaktır.
  3. Bir bölümü yazmadan önce amacını iyice düşünün. Öncesinde ne gibi gelişmeler oldu, sonrasında ne gibi gelişmelere öncülük edecek? Aklınıza gelen fikirler hakkında küçük notlar alın. Ana hatlar ortaya çıktığında yazmaya başlayın. Hiçbir şey olmayan ya da çok az gelişmeye sahne olan şeyler yazmayın.
  4. Kendinizi şaşırtın. Hikayeyi bir yere getirebilirsiniz. Kimi zaman o sizi bir yere sürükler. Sizi şaşırttığında okuyucuyu da etkiler.
  5. Hikayenin bir yerinde kitlenirseniz ihmal ettiğiniz detayları ya da hikayeden kopan karakterleri yeniden canlandırın. Fight Club’ın sonunu yazarken o binanın ne olacağı hakkında hiçbir fikrim yoktu. İlk sahneyi yeniden yazınca nitro-parafin karışımıyla ilgili bir notuma denk geldim ve bu plastik patlayıcı fikrini tetikledi.
  6. Yazmak her hafta sevdiklerinizle yapacağınız eğlenceli bir işin bahanesi olsun. Yazdıklarınıza değer veren ve destekleyen kişilerle geçireceğiniz zaman yazarken yalnız başınıza zamanınızı dengeleyecektir.
  7. Bilmeme hakkınızı kullanın. Kitabın sonunu getirmek için uğraşmayın. Bir öykünün şekillenmesi ne kadar uzarsa sonu da o kadar etkili olur. En fazla bir ya da birkaç sahne sonrasını planlayın. Her şeyini bildiğiniz bir öyküyü yazmak sıkıcı olacaktır.
  8. Eğer öyküde özgürlük peşindeyseniz her taslak çalışmasında karakter isimlerini değiştirin. Karakterler gerçek değildir. Siz de o karakterler değilsiniz. İsimleri değiştirdikçe onlardan iyice uzaklaşır ve acımasızlaşabilirsiniz. Daha da ötesi gerekiyorsa bir karakteri tamamen çıkarın.
  9. Üç çeşit konuşma vardır: açıklayıcı (güneş iyice yükselmişti), yol gösterici (koşma, yürü) ve ifade edici (Ahh!). Birçok kurgu yazarı bir ya da en fazla ikisini kullanır. Siz üçünü de kullanın. Karakterlerin her konuşmasında bu üçlüyü harmanlayın.
  10. Okumak isteyeceğiniz kitabı yazın.
  11. Kitaplarınızda kullanacağınız fotoğraflarınızı gençken çekinin. Telif haklarını ve orijinallerini de mutlaka alın.
  12. Sizi gerçekten üzen, hayalkırıklığına uğratan şeyleri yazın. Yazmaya değer şeyler yalnızca bunlardır.
  13. Neredeyse her sabah aynı restoranda kahvaltımı yaparım. Bu sabah biri camlarına Noel süslemeleri yapıyordu. Kardanadam, kar taneleri, çanlar, Noel Baba… Dışarıda, dondurucu soğukta, kaldırımın üstünde, ağzından buharlar çıkararak elindeki fırçayla rengarenk şeyler boyuyordu. İçerideki çalışan ve yemek yiyen müşteriler ise arkasındaki kar yağışıyla beraber onun boyamalarını izliyordu. O konfor içinde dışarıda zor şartlarda çalışan adamı izlemek hüzün vericiydi. Ressam bir ara mola verdi ve kağıt bardığından bir şeyler içmeye başladı. Müşterilerden biri yanındakine onun yitip gitmiş, beceriksiz bir sanatçı olduğunu söyledi. Muhtemelen kağıt bardağındaki viskiydi. Ve yine muhtemelen stüdyosunda nice başarısız, para etmeyen eserler vardı. Şimdi bu salaş restoranın dışını boyuyordu. Cidden üzücü bir durumdu. Sonra bir garson geldi ve “Ne kadar güzel? Keşke ben de yapabilseydim” dedi. Kimi imrense, kimi küçümsese de o adam o soğukta boyamaya devam etti. Yavaş yavaş eserini ortaya koydu. Ne zaman tam bilmiyorum ama bir an oradan yok oldu. Resimlerin kendisi o kadar renkli ve camları o kadar iyi kaplamıştı ki gittiğini fark etmemiştik bile. Geride kalan şey gördüğümüz eseriydi…
-Chuck Palahniuk