Bilmek istediğin her şeye ulaş

Sinan Oğan, 

Milletvekili

Milletvekili Sinan Oğan inploid.com'da 10 soru sordu, 0 soru yanıtladı ve 14 takipçisi var.

Ocak 2013

Sinan Oğan bu yanıtı beğendi:

Tv tartışma programlarının işe yaradığına, faydalı olduğuna inanıyor musunuz? Neden?

Uzun süredir tartışma programı izlemiyorum. Nedeni ise katılımcıların hepsinin birden konuşması, birbirlerini dinlememeleri, hakaret ederek konuşmalarıdır.

Ocak 2013

Sinan Oğan bir yanıta alt yorum yaptı

Haklısınız, Türkiye'de durum malesef bu ama bunun zamanla aşılacağı kanaatindeyim.

Uzun süredir tartışma programı izlemiyorum. Nedeni ise katılımcıların hepsinin birden konuşması, birbirlerini dinlememeleri, hakaret ederek konuşmalarıdır.

Aralık 2012

Sinan Oğan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Milliyetçi Hareket Partisi Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN’ın Özgeçmişi

Milliyetçi Hareket Partisi Iğdır Milletvekili, Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi - TÜRKSAM'ın kurucu başkanı, Anayasa ve Dış İşleri Komisyonu üyesi olan Dr. Sinan OĞAN, 1967 yılında Iğdır’da doğmuştur. 1989 yılında Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi'nden mezun olmuştur. Aynı üniversitede, 1992 yılında Mali Hukuk/Bankacılık alanında "Azerbaycan'da Ekonomik ve Mali Sektörün Yapısal Analizi" başlıklı tez ile yüksek lisansını tamamlamıştır. Daha sonra 2009 yılında "Türk İç Politika FaktörlerininTürkiye'nin Rusya Politikasının Oluşumuna Etkileri" başlıklı teziyle, Moskova Uluslararası İlişkiler Üniversitesi'nin (MGIMO) Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Bölümünden doktora derecesini almıştır.

1992-1998 Yılları arasında Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsünde Araştırma Görevlisi olarak çalışmıştır. Bu görevinde1993 yılından itibaren Azerbaycan'a görevli olarak gönderilen Dr. Sinan OĞAN 1993-2000 yılları arasında Azerbaycan Devlet Ekonomi Üniversitesi Türk Dünyası İşletme Fakültesi'nde öğretim görevlisi ve dekan yardımcısı olarak çalışmıştır. 1994-1998 yılları arasında ise eş görevle Azerbaycan'da T.C. Dış İşleri Bakanlığı Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Temsilcisi olarak çalışmıştır. Bir dönem özel sektörde de çalışan Dr. OĞAN, 2000 yılında Türkiye’ye dönerek Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi (ASAM) Kafkasya Masası'nda çalışmalarını yürütmüştür. Ardından ASAM Rusya-Ukrayna Araştırmaları Masası Başkanlığı yapan Sinan OĞAN, 2006 yılında bu kurumdan ayrılarak Kapadokya Meslek Yüksekokulu'nda 1 yıl süre ile Dış İlişkilerden Sorumlu Müdür Yardımcılığı görevi yapmıştır.

Sinan OĞAN 2004 yılında halihazırda başkanlığını yaptığı Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Analizler Merkezi - TÜRKSAM'ı kurmuştur. Bugün halen başkanlığını Dr. Sinan OĞAN'ın yürüttüğü TÜRKSAM bugün Türkiye'nin en önemli düşünce kuruluşlarından birisi haline gelmiştir.

Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları arasında 1992 yılında çıkan "Azerbaycan" İsimli kitabının yanı sıra, 2003 yılında Rusya'da "Siyaset ve Oligarşi" isimli kitabı ile 2006 yılında yayınlanan "Turuncu Devrimler" isimli kitabı mevcuttur. Dr. Sinan OĞAN'ın Türk Dış Politikası, Rusya, Kafkasya, Orta Asya, Türk Dünyası, Enerji, Ermeni Sorunu, Afganistan, İran, Terör ve Türkiye'nin güncel sorunları konularında beş yüzden fazla Türkçe, İngilizce ve Rusça makale ve değerlendirmeleri yayımlanmıştır. Dr. Sinan OĞAN değerlendirmelerini başta TÜRKSAM'ın web sayfası olmak üzere bir çok Türk ve yabancı sitelerde, haber ajanslarında, gazete ve bilimsel dergilerde yayınlatmaya devam etmektedir.

Türk Dünyası ile ilişkilere son derece büyük önem veren OĞAN, 4-7 Temmuz 2011 tarihleri arasında yapılan Dünya Azerbaycan Türklerinin III. Kurultayı'nda Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham ALİYEV tarafından "Terakki Madalyası" ile taltif edilmiştir. Bunun yanında Dr. OĞAN, Kazakistan Cumhuriyeti tarafından "Kazakistan - Türkiye Dostluk ve İşbirliğini Geliştirme Madalyası"na layık görülmüştür.

Dr. OĞAN, Türkiye'nin önemli sivil toplum kuruluşlarından olan Telekomcular Derneği tarafından ve çeşitli anketlerde 2011'de "yılın milletvekili" seçilmiştir.

İleri düzeyde Rusça ve akademik düzeyde İngilizce bilmektedir. Yurt içi ve yurt dışında uzmanlık alanı ile ilgili konferanslar, seminerler vermekte ve bilimsel toplantılara katılmaktadır.

Sivil toplum alanda da önemli faaliyetler gösteren Dr. OĞAN, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki kardeşlik bağlarının geliştirilmesi için faaliyet gösteren Türkiye Azerbaycan Derneği'nin (TAD) Onursal Başkanlığını yapmaktadır. Katıldığı televizyon programlarında ve konferanslarda kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştığı Metsamor Nükleer Santrali'nin kapatılmasına yönelik sivil girişim hareketinin genel koordinatörlüğünü yürütmektedir.

Bunlara ek olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Anayasa ile Dış İşleri Komisyonu'na üye olan Dr. Sinan OĞAN, Türkiye Azerbaycan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu'nun Yönetim Kurulu üyesidir.

Ödüller

  • 1992 yılında "Türk Dünyasının Sorunları ve Çözüm Yolları" isimli çalışması ile Milliyet Gazetesi Sosyal Bilimler Ödülü
  • 1993 yılı Marmara Üniversitesi’nin Akademik Üstün Başarı Ödülü
  • 2010 yılında Türk Dünyasına Hizmet Ödülü
  • 2011 yılında Oğuz Boyu Kültür Dernekleri Federasyonu’nun, Onurluk Ödülüne layık görülmüştür.
  • 2011 yılında Azerbaycan Cumhurbaşkanı tarafından Terakki Madalyası ile ödüllendirilmiştir.
  • 2011 yılında (7 Aralık) Kazakistan Büyükelçiliği'nde Büyükelçi Canseyit TÜYMEBAYEV'in ev sahipliğinde düzenlenen törende Türk-Kazak ilişkilerine yaptığı olumlu katkılardan dolayı Kazakistan Cumhuriyeti tarafından "Kazakistan - Türkiye Dostluk ve İşbirliğini Geliştirme Madalyası"na layık görülmüştür.
  • Türkiye’nin önemli sivil toplum kuruluşlarından olan Telekomcular Derneği tarafından ve çeşitli anket kuruluşlarınca da 2011’de "yılın milletvekili" seçilmiştir.

Aralık 2012

Sinan Oğan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Dr. Sinan OĞAN, Iğdır’daki Gümrük Sorunlarını Bakanlık Yetkilileriyle Görüştü - 10 Aralık 2012

Milliyetçi Hareket Partisi Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN, 5 Aralık’ta toplanan Dışişleri Komisyonu toplantısında Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mehmet GÜZEL’e Iğdır’daki gümrük sorunlarını dile getirdi. Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN Iğdır’ın üç ülkeye sınırı olduğu halde sadece bunlardan birinin çalışır halde olduğunu söyledi. Azerbaycan ile ilgili sınırın açık olduğunu ve Boralan kapısının açılmasını sağlamak için de görüşmeler yaptığını dile getirdi. Dr. OĞAN, Ermenistan ile Türkiye arasındaki kapının ise ancak ve ancak bölgede sağlanacak bir barış durumunda açılabileceğini belirtmiştir.

Iğdır ve Nahçıvan arasındaki ticaret hacminin büyüklüğüne dikkat çeken OĞAN, Iğdır’ın bir ihracat merkezi haline gelmesine rağmen Iğdır’da iç gümrükleme olmamasının ihracatçılara büyük sorunlar yaşattığını söyledi. Iğdır’dan iç gümrükleme için en yakın nokta olan Doğubeyazıt’a 70 kilometre gidip yine 70 kilometre geri geldiğini vurgulayan OĞAN, “Bu durum Iğdır için son derece büyük bir sorun arz etmektedir. Iğdır’a iç gümrükleme binası bir an önce yapılmalıdır.” dedi.

OĞAN, ayrıca bir ülkenin girişinde yer alan gümrük kapılarının o ülke hakkında izlenimi verdiğinden dolayı büyük bir öneme sahip olduğunu söyledi. Azerbaycan’ın bağımsızlığını kazanalı henüz 20 yıl olmasına rağmen Gümrük Binası’nın fiziki şartlarının oldukça iyi olduğunu söyledi. Dilucu Gümrük Kapısı’nın ise gelişmemiş bir Afrika ülkesinden bile daha kötü durumda olduğunu vurguladı ve “Böyle bir sınır kapısı, Iğdır’a yakışmıyor” dedi. Lider ülke demekle lider olunmuyor, görüyorsunuz işte Iğdır’ın gümrük binası sefalet içerisinde, derhal yeni bir binanın yapılması gerekir, dedi.

Binanın ne zaman yapılacağına ilişkin tarihin OĞAN’ın sorusuna Müsteşar Yardımcısı GÜZEL, en kısa zamanda yapılacak diyerek cevap verdi. Iğdır Milletvekili OĞAN ise kısa süre gibi geniş bir cevabı kabul etmediğini belirterek sorusunu yeniledi ve bunun üzerinde GÜZEL, 2013 yılı içerisinde yapılacak dedi.

Böylece Sinan OĞAN, meclisteki mücadelesi sonucunda ve gerek iktidarı gerek bürokrasiyi harekete geçirmek için yaptığı ısrarlı çalışmalar sonucu Iğdır’da iç gümrükleme ve gümrük binasının teyidini aldı. Bunlardan başka kısa süre önce, OĞAN bir uçak seyahatinde Iğdır’daki gümrük kapılarının durumunu Gümrük ve Ticaret Bakanı Sn. Hayati YAZICI’ya ileterek çözüm beklediklerini belirtti.

Aralık 2012

Sinan Oğan  yeni bir  gönderide  bulundu.

MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN’ın Dünya İnsan Hakları Günü Mesajı - 10 Aralık 2012

10 Aralık, Birleşmiş Milletler tarafından İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabul edilmesi nedeniyle İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır. İnsan haklarına saygı göstermek, insanı insan gibi yaşatmak arzusu en temel haktır. Ülkemizde ve dünyada bu hakkın ihlal edilmemesi, belirli bir coğrafya, etnik köken, inanç ve sınıf farkı gözetmeksizin insan hak ve hukukunu tüm insanlarımız için ilerletme yönünde çaba gösterilmesi zaruridir.

Dağlık Karabağ’daki Ermeni işgalinin devam etmesine uluslar arası vicdanın hala sessiz kalması, Doğu Türkistan’daki kardeşlerimizin çektiği zorluklar, Gazze’de çocukların tepesinde patlayan bombalar, Ahıska, Kerkük, Tebriz, Kazan, Batı Trakya ve daha nice Türk yurdunda devam eden baskılar, komşularımızda yaşanan insanlık dramları ve Afrika kıtasındaki açlık ise ne yazık ki, bu belgenin insanlığa sunduğu ilkelerin çok uzağında bir dünyayı bizlere göstermektedir.

İnsan hakları açısından bakıldığında, Türkiye’deki durum da parlak değildir. Ülkemizde hala sömürülen, yeterli bakım ve dikkat sağlanamayan çocuklar, şiddet gören kadınlar, baskı gören memurlar sorunu hala çözülememiştir. Herkesin dinlenme endişesiyle yaşadığı, ifade özgürlüğünün sıfırın da altına indirildiği bir ülke birçoğumuzda endişe uyandırmaktadır. Herkese ait hakların yerini belli kesimlerin çıkarının alması sorunun kaynağını teşkil etmektedir.

Milliyetçi hareket, vatanımızı ne insan hakları diyerek insan canına kıyanlara ne insan hakları kisvesi altında insanlarımızın özgürlüğünü kısıtlayanlara teslim edecektir. Yaşadıklarımız defalarca ispat etmiştir ki, Hak yolunda yürüyen milliyetçi camia için kul hakkı da insan hakları da en mukaddes değerlerin başındadır. 10 Aralık İnsan Hakları Günü Iğdırlı hemşerilerimiz başta olmak üzere Türkiye’deki vatandaşlarımız ile bütün dünyadaki insanlara esenlikler ve haklının hakim olduğu yarınlar diliyoruz.

Dr. Sinan OĞAN

MHP Iğdır Milletvekili

Kasım 2012

Sinan Oğan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Sinan OĞAN: AKP, İktidarı İmralı-Kandil-BDP-AKP Koalisyonuna Dönüşmüştür - 21 Kasım 2012


Siyaset (Türkiye)

Milliyetçi Hareket Partisi Iğdır Milletvekili Dr. Sinan Oğan, TBMM'de son günlerde artan terör olaylarıyla ilgili bugün gündem dışı bir konuşma yaptı.

Konuşmasında MHP tarafından dün TRT ve AA'ndaki tarafsızlığı ihlal eden uygulamalardan dolayı bu kurumlardan sorumlu Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç aleyhine verilen gensoru önergesinden dolayı şahsi "twitter" hesabından MHP'yi kınayan AA Genel Müdürü Kemal Öztürk'ü kınayan MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan Oğan sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Saygıdeğer başkan, değerli milletvekilleri;

Öncelikle, Matem ayı Muharrem ayında, İsrail’in yeni matemler yaratan saldırılarını şiddetle, hiddetle kınıyorum.

Bugün Dünya Televizyon Günü; tüm Televizyon çalışanlarının bu gününü kutluyorum. Artık hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen televizyonlar doğru kullanıldığı takdirde çok faydalı, ama yanlış ellere geçince de tehlikeli bir silah olabiliyor.

Ve tabi televizyonların en önemli görevi olan halkın bilgilendirilmesi amacı da iktidarın eline geçtiğinde TBMM TV örneğinde olduğu gibi nasıl sansüre uğratıldığını bugünkü uygulama gibi görebiliyoruz.

Bugün Dünya Televizyon Günü; ama televizyonlar öyle bir sindirilmiş ki, medya ya yandaş olmayı seçmiş ya da bir yana çekilip kimseye bulaşmayayım derdine düşmüş durumda.

Bu arada dün MHP'nin TRT ve Anadolu ajansı hakkında verdiği Gensoru burada görüşüldü ve muhalefet denetim görevini yaptı, iktidar da savunmasını yaptı. Şimdi herhangi bir bürokratın kalkıp bunun üzerine laf demesi uygun olur mu olmaz. Ama Muhterem AA Genel Müdürü Kemal Öztürk Twitter Hesabından MHP'yi Gensoru verdiği için kınamış. Şöyle demiş: "... AA ve TRT yayınları nedeniyle Sn. Bülent Arınç hakkında gensoru veren MHP'yi kınıyorum"

Sayın Genel Müdür sizin işiniz kınamak değildir. Bırakın o işleri yapacaksa siyasetçiler yapsın. Siz işinize bakın. AKP döneminin siyaset hevesli bürokratı olduğunuz belli ama bu iş senin haddine değil. Sen işine bak! AKP vekillerinin dili mi yok, Sayın Arınç kendini mi savunamıyor, sana ne oluyor? Bu ne hadsizlik Sayın müdür! Bir bürokrat bir siyasi partiyi Gensoru verdiği gerekçesiyle kınayamaz. Gensoru muhalefetin Anayasal hakkıdır. AA Genel Müdürünün son talihsiz açıklaması aslında diğer haber ajansları, kanalları ve siteleri için tam haber... Memurlar amir konumundaki siyasetçinin işine karışamaz. Bu her şeyden önce hükümete, AKP'ye, Sayın Arınç'a ve AKP milletvekillerine hakarettir! Mecliste amir konumunda olan siyasetçiler gerekeni konuşmuştur. Bunun dışında memura... susmak, işini yapmak düşer. AA Genel Müdürü çok hevesliyse bırakır o görevi gelir meclise meclis kürsüsünden konuşur. AA koltuğu milletindir, müdürün değil!

Bir de tabii, bugün Artuklu Mehmet Bey’in diyarı Mardin’in “Onur Günü”nü kutlamak isterim. Ve bir düşüncemi de paylaşmak istiyorum. Düşmanın işgal edemediği Mardin’i AKP’nin son Büyükşehir Yasası'yla siz işgal ettirmek derdindesiniz; ama bu millet buna sandıkta izin vermeyecek, bu da aklınızda bulunsun!

Televizyon diyerek başladık konuşmamıza, oradan devam edelim. Son dönemde artık televizyonlarını açamıyorlar, yavruları asker ocağında olan aileler! Maalesef her gün bir şehit haberi alıyoruz! Evlatlarının şehit olduğunu duyma korkusuyla insanları artık televizyon bile izleyemez hale getirdiniz! Ama yine daha Hakkari/Şemdinli’den beş şehit haberi aldık. Allah’tan tüm şehitlerimize rahmet diliyorum, acılı ailelerine sabır diliyorum. Ruhları şad, mekanları cennet olsun! Tabii, burada bu sözlerle ne kadar acılarına ortak olabileceğiz bilmiyorum; ama kendilerinin acılarını sonuna kadar paylaştığımı belirtmek isterim.

Değerli milletvekilleri,
Bu ülke gazisinin, şehit yakınlarının mağdur olduğu, teröristin ise dört başı mağrur olduğu bir dönemden geçiyor. Son dönemde o kadar fazla taviz verildi ki, teröre, terörist "Ben vurdukça alıyorum" diye düşünüyor. İşte bu nedenden dolayı dağdaki silahıyla tehdit etmeye devam ediyor, hapishanelerdekiler de açlık greviyle şantaj yapıyor.
Uludere’ye de, açlık grevi yapanların ayağına da giden İnsan Hakları Komisyonu’nun neden şehit ailelerinden bihaber çalıştığını da tabii ki bu noktada sorgulamak lazımdır. Şehit ailelerini yalnız bırakan hükümet, bu ülkenin bütünlüğüne kastedenleri destekliyor!
Son günlerde, son derece sakıncalı bir yolda adımlar atılıyor. Bakınız, AKP, bölünmeyi paket olarak tasarlamıştır. İdari anlamda bu ülkeyi Oslo’da verilen sözler doğrultusunda büyük şehir yasası meclise geldi. Siyasi bağlamda, tam bu yasa görüşülürken başkanlık sistemi ile ilgili teklif sunuldu. Yarın bir gün, işin yargı boyutunu yani anadilde savunma istemini görüşeceğiz. AKP, iktidarı İmralı-Kandil-BDP-AKP koalisyonuna dönüşmüştür. AKP, bunları gönüllü bir şekilde iktidarına ortak etmiştir.

Biz size hükümeti sıfır terörle teslim ettik, siz ise sıfır sorun diyerek ülkemizi sıfır komşu noktasına getirdiniz. Şimdi ise sıfır samimiyetiniz var. Dikkatinizi çekmek isterim; gelinen süreçte açlık grevleriyle amaçlanan, hükümete karşı yapılan bir protesto değildir. Bizzat hükümetin yaptığı bir danışıklı dövüştür. Kısa zaman önce “Sayın” denilmesinin yolu açılan Öcalan, artık “iyilik meleği” olarak gösterilmek istenmektedir. Ne acıdır ki, dün Habur’da davul zurnayla omuzlar üzerinde getirilen teröristlerden ders almayanlar, yeni projeler peşindedir.

Nasıl Sayın Arınç, Bingöl’deki hain saldırı sonucu teröristlere "akıllı davrandılar" diyerek onların akıl hocalığına soyunmuşsa, o teröristleri besleyen Barzani de "Devlet, açlık grevi için adım atsın" diyerek AKP’ye yol gösteriyor. Nasıl şıracının şahidi bozacıysa, AKP’nin şahidi de kurultaylarında alkışlarla konuşma yaptırdıkları Barzani’dir! Defalarca buradan söyledik; AKP’nin gittiği yol, yol değildir, AKP’nin kafası karışmış, o yolun sonu görmeden yürüyor! Adalet ve Kalkınma Partisi’nin yolu bölünmüş Türkiye’ye giden yoldur; ama öyle bir duruma geldik ki, Sayın Başbakan dilinden düşmeyen “Beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısını Barzani’ye ithafen söylüyor artık, Kandil’e doğru söylüyor artık, İmralı’ya dönüp söylüyor artık!

Geçen gün bu kürsüden sormuştum; “Öcalan’a villasını TOKİ mi yapacak?” diye. Bir sorum daha var size; “Yarın İmralı’dan, terörist başı Öcalan’ı ‘gemicik’lerinizle mi getireceksiniz” Şunu unutmayın. Bu memleketi bölmeye heveslilere Türk milleti müsaade etmeyecek, buna uzanan elleri de kıracaktır.

Habere şuradan ulaşabilirsiniz: haberiniz.com.tr/yazilar/haber66376-sinan_ogan_akp_iktidari_...

Konuşmayı izlemek için;
haberiniz.com.tr/videos/video2312-sinan_ogan_terorist_ben_vu...
Kasım 2012

Sinan Oğan bu yanıtı beğendi:

AKP'li ahaliye açıkça soruyorum, samimi cevap verin lütfen. Siz de kongredekiler gibi Barzani ile gurur duyuyor musunuz?

BOP eş başkanı olduğunu dile getiren başbakanın kendisi olunca elbetteki tebaası diğer BOP üyeleri ile gurur duyacak.

Toplu bir akıl tutulmasının yaşandığı yurdum da daha neler göreceğiz Allah bilir.


abdullah öcalanın muhatap larak alınabileceğini başbakan atv de ( 29 eylül dü galiba tarihi) yayınlanan birsöyleşi programında dile getirdi.


Hatta o programda başbakanın yeşil kravatının arka plandaki kırmızı bayrak ve akp flamasının sarısı ile uyumu da pek manidardı.


Siyaset (Türkiye)
Kasım 2012

Sinan Oğan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Iğdır'ın kurtuluş yıldönümü

MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN’ın Iğdır’ın Düşman İşgalinden Kurtuluşunun 92. Yıldönümüne İlişkin Basın Açıklaması

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün liderliği, Kazım Karabekir’in cesur kumandanlığı ve Iğdır halkının dayanışması bir araya gelmiş ve 14 Kasım 1920 tarihinde Iğdırımız düşman işgalinden kurtarılmıştır. Iğdır halkının azmi ile Türk bayrağı göndere çekilmiş, Iğdırlılar yıllar boyu vatanını her şart altında kahramanca savunmuştur.

Bilinmelidir ki,

Iğdır, ülkemizin doğu sınırında düşmana karşı çekilmiş bir settir.Iğdır, yılmaz bir mücadelenin kalesidir. Iğdır, üç ülkeye olan sınırıyla Türkiye’nin Doğu’daki can damarıdır.Iğdır, nice 86 yıllar boyunca sürecek bir gelenektir.Iğdır, düşmanın zulmüne direnişin, düşmana karşı gözdağının adıdır.Iğdır, Türkiye’yi hem içeriden hem dışarıdan kuşatmak isteyenlere rağmen alınmış bir tapudur. Bu tapuyu sinsice üzerine almak isteyenler, Iğdır’ın yıllar boyu sergilediği birliği ve amansız mücadelesini hesaba katmak zorundadır. Iğdır halkı, kanlarıyla, cefayla ve bin bir zorlukla tapuladıkları Yeşil Iğdır’ı kimseye vermeyecektir. Bu birlik, önümüzdeki süreçte de devam edecek, bazılarının bozuldu sandığı “gelenek” inadına devam edecektir.Tam 92 sene önce Aras Nehri’nin kıyısında, Ağrı Dağı’nın yamacında her şeyini Iğdır uğruna ortaya koyan, Iğdır için şehit olan, Iğdır’ı bizlere bahşeden Gazi Mustafa Kemal Paşa başta olmak üzere tüm silah arkadaşlarını minnet ve saygıyla yad ediyor, Yüce Allah’tan tüm şehitlerimize rahmet diliyoruz.Dr. Sinan OĞANMilliyetçi Hareket Partisi Iğdır Milletvekili

Ekim 2012

Sinan Oğan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Tarafsız Bölge, 15 Ekim 2012

MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN:
"Bizim seçilmiş milletvekilimiz, şu an Başbakan ERDOĞAN’ınönünde ayağa kalkmadı diye hapiste. Engin ALAN gibi ömrünü terörle mücadelede geçirmiş bir asker içerdeyken terör örgütü elebaşı için ev hapsi konuşuluyor.”

MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN:
"Türkiye içerisinde şehir devletçikleri kuruluyor."


MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN: "2005 senesinde gündüz vakti Ankara’da patlatılan havai fişeklerle AB’ye giriyoruz diye ilan ettiler. Bir AB Bakanlığı kuruldu ve başına Egemen BAĞIŞ getirildi. AB Bakanı şu an işsiz ve AB Bakanının şu anda yapacağı işi olmadığı için büyük ihtimalle İstanbul’dan aday!"


MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN: “Uzun zamandır Türkiye’nin komşularıyla arasının kötü olmasına çabalayan tırnak içerisinde söylüyorum; ‘müttefiklerimiz’ var.”


MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN: “Siz dediniz ki ticaret dostlarla yapılır. Mavi Marmara saldırısının olduğu yıl bizim İsrail’le ilişkilerimiz en yüksek seviyeye geldi. Ben istatistikleri çıkarttım, soru önergesi verdim. Mecliste bana verilen resmi cevaptır; ‘İsrail ile dostluk başka, ticaret başka dediler.’ Siz dostunuzla, İsrail’le ticaret yapıyorsunuz.”


MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN: “Türkiye’nin ABD ile hesabı şuydu. ABD’de seçimler var, AB’de kriz var. ABD’nin, AB’nin yapamadığını Suriye’de Türkiye yapacak. Türkiye, Suriye’ye girecek. Ama Suriye, Rusya için önemli, orada bir ikmal üssü var. İran için önemli çünkü o cepheyi Şam’da kurmuştur.”


MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN: “Enver Paşa Türk tarihinde önemli bir şahsiyettir; “Küçük Enver” diye karalamak doğru değil, bunu ifade edeyim.”


HP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN: “ABD ile terör örgütüyle mücadele konusunda istihbarat paylaşımı var; ama daha onunla ilgili bir şey yapılmış değil. Suriye konusunda ise ABD’nin istihbaratıyla uçak indiriyorsunuz.”


MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN: “Vurma konusunda destek veriyoruz; ama siz de yerinizden kıpırdamıyorsunuz. Terör söz konusu olunca kılınızı kıpırdatmıyorsunuz.”


MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN: “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Suriye politikasının baştan beri yanlış olduğunu söylüyoruz; ama bazı zamanlar geliyor ki devletin elini güçlendirmek gerekiyor. Bu, AKP’nin politikalarını onayladığımız anlamına gelmez.”

Ekim 2012

Sinan Oğan  yeni bir  gönderide  bulundu.

16 Ekim CNN Türk'de Sinan Oğan

MHP Iğdır Milletvekili Dr. Sinan OĞAN: “PKK’nın
Kandil’deki güçlerini ABD’nin, Barzani’nin kontrolü altında olduğu bir gerçek.
ABD’nin Türkiye’nin önüne somut şeyler koyması lazım. ABD’nin Kandil’ girme
çabalarına engel olduğunu biliyoruz. Türkiye’de hiç kimse; ama hiç kimse
ABD’nin samimi olduğuna inanmıyor.”

Ekim 2012

Sinan Oğan  yeni bir  gönderide  bulundu.

ASALA Terör Örgütü’nün Azerbaycan Diplomatlarını Tehdidi- 07 Eylül 2012

1970’li yıllarda 42 Türk diplomatını şehit eden Ermeni terör örgütü ASALA (Ermenistan'ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu), Azerbaycan'ın Macaristan'ın Büyükelçiliği’ne gönderdiği tehdit mektubu ile yeniden gündeme gelmiştir. Mektupta elçilikteki 7 Azerbaycan diplomatını öldürüleceği tehdidinde bulunan ASALA Terör Örgütü’nün bu mektupla aynı zamanda korkunç bir itirafta da bulunmuştur. Asılsız soykırım iddialarını da bahane eden ASALA intikam için PKK terör örgütüne hem eylem direktifi verdiklerini ve hem de destek olduklarını itiraf etmiştir.

Ölüm tehditlerinin yer aldığı mektupta, "PKK'nın silahlı hareketine destek ve direktif vererek Türklerden intikamın fazlasıyla alındığı" ifadesine yer verilmesi dikkatlerin yeniden ASALA-PKK işbirliğine çevrilmesine sebep olmuştur. Yakalanan ve/veya öldürülen PKK mensuplarının bir kısmının Ermeni olması,PKK’ya Ermenistan’da geniş imkanlar sunulması ve son olarak da Ermenistan sınırında yer alan ve Türkiye’nin Türk dünyası ile tek geçiş kapısı olan Iğdır şehrinin PKK’nın stratejik işgal bölgesi içerisinde sayılması ASALA-Ermeni-PKK işbirliğinin daha da yakından takip edilmesini gerekli kılmaktadır. Özellikle Iğdır şehrinin bir yandan nüfus kaydırması yaparak ele geçirilmesi ve öte yandan da seçimler yoluyla milletvekili ve özellikle de belediye başkanlığının PKK destekçisi BDP tarafından kazanılması çabası da Iğdır ilinin PKK etkisine sokularak Erivan-Erbil hattının kurulması açısından üzerinde ısrarla durulduğu da görülmektedir. Şimdi bu çerçevenin içerisine ASALA Terör Örgütü’nün de tehditlerini koyduğumuz zaman genel resim daha da net görülmektedir.

2004 yılında Macaristan'da bir Ermeni subayının Azerbaycan’a hakaret etmesi üzerine çıkan kavgada Ermeni subayını baltayla öldüren ve müebbet hapse mahkum edildikten sonra Azerbaycan’a iadesi yapılan Ramil Seferov’un iadesinin ardından yazılan tehdit mektubu dikkatlerin yeniden bu terör örgütüne çevrilmesine sebep olmuştur. Bilindiği üzere, Ramil Seferov’un uluslararası hukuk normlarına göre Azerbaycan’a iade edilmesi ve Azerbacaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in de çok doğru bir kararla Ramil Seferov’u affetmesi Ermenistan’ın uluslararası alanda yeni krizler çıkararak kendi kamuoyuna mesaj vermeye çalıştığı görülmektedir. Bir taraftan Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan iç kamuoyunda düştüğü zor durumdan kurtulmak amacı ile “sert” beyanatlar verirken, diğer taraftan da ASALA Terör Örgütü’nün tehditlerinin ortalığa döküldüğü görülmüştür.

Ermenistan yönetimi aynı zamanda Azerbaycan ile gerekirse savaşacağını ileri sürmekte ve diğer yandan da işgal ettiği Dağlık Karabağ’ı tanıma yönünde bazı adımlar da atmaya yöneldiği görülmektedir. Son olarak, Ermenistan’da iktidar ortağı Miras Partisi tarafından meclis gündemine getirmiştir. Yasanın bu çerçevede tanınmasının büyük bir riski de beraberinde getireceği malumdur. Ermenistan’ın bu riski kaldırmaya hazır olması ihtimali ise zayıftır. Diğer taraftan bu tanınma sonrasında Ermenistan işgali kendisinin yaptığını açıkça itiraf etmiş olur. Bildiğiniz gibi Erivan yönetimi Dağlık Karabağ’ı kendisinin işgal etmediğini ileri sürmektedir. Kaldı ki, böyle bir tutum uluslararası alanda da Azerbaycan’a kendi topraklarını savaş yoluyla geri alma konusunda daha uygun bir ortamı da sağlar. Ermenistan biliyor ki, Azerbaycan ile ne askeri ne de ekonomik olarak boy ölçüşemez. Olası bir savaşı da Erivan’ın kaybetmesi kaçınılmaz olacaktır.

Sarkisyan yönetiminin gerginliği tırmandırmaya yönelik son girişimlerinin kendi kamuoyuna mesaj verme amaçlı olduğu görülmektedir. Ermenistan bu amaçla aslında blöf yapmaktadır. Ancak Erivan yönetimi unutmamalıdır ki, tehlikeli bir oyun oynamaktadır. Ermenistan’ın bu blöfü pimi çekilmiş bomba gibidir ve bombanın kimin kucağında patlayacağının garantisini kimse veremez.

Ekim 2012

Sinan Oğan  yeni bir  gönderide  bulundu.

Dr. Sinan OĞAN'ın Ağustos 2011'de The Diplomat Dergisi’ne Verdiği Arap Baharı ve Asya-Pasifik İlişkileri Konulu Röportaj

The Diplomat: Türkiye Devlet Başkanının Şam’a, protesto karşıtlarına uygulanan şiddetin sona ermesi için ültimatom verdiği bildirilmiştir. Bazı uzmanlar, Suriye’nin uyarıya uymaması durumunda uluslar arası müdahalenin Türkiye tarafından masada bırakılacağına inanıyor.

Sinan OĞAN*: Türkiye’nin Suriye’ye her türlü baskıyı yapmasına rağmen uluslararası bir müdahaleye Ankara’nın öncülük etmesi mümkün değildir. Zira öncelikle Türkiye hükümeti bunu kendi iç kamuoyuna anlatamaz. Ayrıca Suriye’ye yapılacak bir müdahale bu ülkeden Türkiye’ye yönelik göçleri artırır. Yine PKK ve Suriye’deki Kürt nüfus dolayısıyla Suriye’ye yapılacak müdahale Türkiye açısından güvenlik sorunları doğurur. Ayrıca bu müdahale Türkiye-İran ilişkilerini olumsuz etkiler. Suriye’ye yapılacak bir müdahale Türkiye’nin çıkarlarına terstir.

The Diplomat: Suriye’deki kriz, Türkiye’nin ulusal çıkarlarına nasıl hizmet eder, ya da çıkarlarını nasıl zayıflatır?

Sinan OĞAN: Bu sorunun cevabı yukarıda verilmiştir.

The Diplomat: Mısır, Suriye ve Libya’daki krizlerin, Türkiye’nin uluslararası sistemdeki siyasi ve askeri önemi arttırdığını düşünüyor musunuz? Bu olaylar, ABD’nin stratejik partneri olarak Ankara’nın önemini arttırmış mıdır?

Sinan OĞAN: Elbette ki, Türkiye’nin temel çıkar alanlarından birisi olan Ortadoğu’daki başat ülkelerin krize girmesi ve Türkiye’nin de bu krizlerde aktif rol oynaması Türkiye’nin bölgedeki önemini artırmıştır. Ancak bu ülkelerde orta ve uzun vadede demokratik rejimlerin kurulması Mısır gibi ülkelerin yeniden bölgede Türkiye’ye rakip olarak çıkmasına sebep olabilir.

The Diplomat: Mısır’daki Arap baharı sonrası bölgesel gücün düşüşünün kötü sonucu olarak, bölgedeki güvenlik aktörleri olan Türkiye ve Suudi Arabistan nasıl etkilenir? Uzun dönemde düşünüldüğünde, Suudi Arabistan’ın ekonomik ve sosyal mücadelesi, Türkiye’nin bölgedeki üstünlüğünü arttırır mı?

Sinan OĞAN: Suudi Arabistan’ın orta ve uzun vadede bu değişimden olumsuz etkileneceği düşünülmektedir. Zira bölgedeki değişimler tamamlandığında sıra Suudi Arabistan’a gelecektir. Ancak kısa vadede Suudi Arabistan’ın ekonomik ve sosyal mücadelesi Türkiye açısından özellikle sıcak para girişi açısından ve diğer ekonomik, ticari alanlarda Türkiye’nin yararına bir sonuç ortaya çıkaracaktır.

RöportajThe Diplomat: Türkiye’nin Irak’a askeri müdahalesi, bölgedeki uluslar arası güvenlik rolünde nasıl bir algı yaratır?

Sinan OĞAN: Türkiye’nin Irak’a askeri müdahalesi ancak Irak’ta yerleşik olan PKK terör örgütünün kamplarına yönelik olabilir. Bu müdahale teröre karşı olduğundan ve bu durum da bölgede iyi bilindiğinden olumsuz bir durum ortaya çıkarmayacaktır. Tam tersine bölgede Türkiye’nin imajını olumlu etkileyecektir.

The Diplomat: Hangi koşullarda Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalesi olabileceğine inanıyorsunuz? Türkiye böyle bir müdahalede rehberlik eder mi, yoksa diğer devletleri mi bekler? NATO’nun dahil olması gerekli midir?

Sinan OĞAN: Türkiye’nin hiçbir şart altında doğrudan Suriye’ye müdahil olabileceğine inanmıyorum. Bunun en büyük gerekçesi de Türk kamuoyunun buna karşı çıkmasıdır. Türkiye olası bir operasyona rehberlik etmez, edemez… NATO’nun müdahalesine lojistik destek olabilir. Bu bile çok kolay değildir.

The Diplomat: Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesi, Rusya, İran, Irak, Suudi Arabistan, İsrail ve NATO’nun bölgedeki çıkarlarını nasıl etkileyecektir?

Sinan OĞAN: Türkiye’nin Suriye’ye bir müdahalesi söz konusu olamayacağı için bu soruya verilecek cevap da faraziyeden öteye geçmeyecektir. Ancak olası bir müdahale Rusya ve İran’ın çıkarlarını olumsuz etkiler. Ama diğer saydığınız ülkelerin çıkarları olumlu etkilenir.

The Diplomat: Pek çok uzmana göre, Libya açısından Avrupa liderliğindeki müdahale, kendi komşularını yönetme sorumluluğunun bir parçasıdır (örnek: Akdeniz). Türkiye’nin yükselen bir güç olarak, komşularını yönetme sorumluluğu ile Suriye ile diplomatik ve muhtemelen askeri çatışma/nişan yaşayacağına inanıyor musunuz?

Sinan OĞAN: Türkiye’nin Suriye ile askeri bir çatışma ihtimali yukarıda da belirttiğim gibi zayıftır. Zira Suriye’de bunu istemeyecek ve bunun olmaması için Türkiye ile olabildiğince iyi geçinmeye çalışacaktır. Ancak ilerleyen aşamalarda Ankara’nın Suriye ile diplomatik ilişkilerini minimum düzeye indirmesi ihtimali yüksektir.

The Diplomat: Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesinde mevcut siyasi ve askeri liderler açısından Türkiye’ye iç etkisi ne olurdu? Son dönemdeki siyasi ve askeri değişiklikler, bu tür siyasi kararlara verilen askeri ve sivil desteği nasıl etkiler?

Sinan OĞAN: Türkiye’nin yeni askeri yönetim kademesi AKP hükümeti ile uyumludur. Dolayısıyla hükümetin vereceği bir karara askeri yönetimin ciddi bir karşı çıkması söz konusu olmaz. Ama kamuoyunun baskısı daha büyük olur. Bu karara sivil destek bulunması kolay değildir, hatta imkansıza yakındır. Hele ki, Türkiye’de teröre karşı her gün şehit verilirken askerin Suriye’ye sokulması kolay değildir. Halk bunu kabul etmez.

The Diplomat: Suriye’ye başarılı ya da başarısız bir askeri müdahalenin uluslar arası etkisi ne olurdu?

Sinan OĞAN: Müdahaleyi kimin/kimlerin yapacağı önemli. NATO’nun yapacağı bir müdahaleye uluslar arası alanda çok büyük bir direniş olmaz. Ancak tek tek ülkelerin operasyonlarına uluslar arası camiadan tepki büyük olur. Bu Türkiye bile olsa.

The Diplomat: Türkiye Suriye’ye müdahale yapmayı seçerse, Avrupa’nın Libya’ya olan tutumundan daha başarılı olur mu? Neden?

Sinan OĞAN: Türkiye eğer müdahale yapmayı seçerse Avrupa’dan daha başarılı olur. Zira Türkiye Suriye sınırında bir ülkedir. Suriye şartlarını çok daha iyi bilmektedir. Yerel destek şansı yüksektir. Ancak Türkiye’nin müdahalesinde PKK terör örgütü unsurlarının da Türkiye’ye yönelik saldırıları artar. Ama Türkiye’nin müdahale seçeneği zayıftır.

The Diplomat: Suriye’ye Türkiye’nin askeri müdahalesini en çok destekleyen askeri ve siyasi liderler kimlerdir?

Sinan OĞAN: Türkiye’de Suriye’ye yönelik bir askeri müdahaleyi destekleyecek ne askeri ne de siyasi bir lider olduğunu düşünmüyorum. Eğer varsa da kamuoyu tepkisi nedeniyle bunu açıklayabileceğini düşünmüyorum. Müdahale seçeneği karşısında sorulacak tek bir soru vardır. Neden? Türkiye neden böyle bir müdahalenin içerisinde yer alsın.

The Diplomat: Bazı uzmanlar, Libya’da barışın brokerlığında/komisyonculuğunda Türkiye’nin ana unsur olabileceğini önermektedir. Libya’daki kriz, Türkiye’nin ulusal çıkarlarına nasıl destek verir, ya da nasıl çıkarlarını zayıflatır?

Sinan OĞAN: Libya’daki veya herhangi bir Arap ülkesinde krizin devam etmesi Türkiye’nin çıkarına değildir. Türkiye bir an önce bu krizlerin bitmesini istemektedir. Zira bu krizler ve özellikle de Libya’daki kriz öncelikle bu ülkedeki en büyük yatırımcı olan Türk işadamlarının ciddi ekonomik kayıplar yaşamasına sebep olmaktadır. Ayrıca Libya’daki krizin devam etmesi bölgedeki istikrarsızlık ve teröre altyapı hazırlar. Bu da Türkiye açısından sıkıntı yaşatır.

The Diplomat: Türkiye, bu krizde neden güçlü bir arabulucu rolünü oynamak istemektedir? Türkiye bu arabuluculuk rolünü kabul etmekle ne kazanacaktır?

Sinan OĞAN: Türkiye Ortadoğu’da başat rol oynamaktadır. Bu krizler ise Türkiye’ye bu imkanı vermektedir. Ayrıca Türkiye bölgedeki istikrarsızlığı bir an önce bitmesi için elinden geleni yapmakta, çeşitli araçları kullanmaktadır. Arabuluculuk da bun araçlardan birisidir.

The Diplomat: Hangi koşullarda ABD, Türkiye’nin brokerliği/komisyonculuğu için böyle bir anlaşmaya dönecek? Türkiye hangi koşullarda bu anlaşmayı kabul edecek?

Sinan OĞAN: ABD Türkiye’nin arabuluculuğuna her zaman sıcak bakmaktadır. Bunun için herhangi bir özel şart oluşturmaya gerek olacağını düşünmüyorum. Bir tek terörle mücadele konusunda eğer ABD Türkiye’ye ciddi destek verirse bunun karşılığında Türkiye’nin Suriye politikasında operasyonel bir değişiklik olabilir.

Bölüm 2

The Diplomat: Suriye krizinde İran’ın önemli bir rol oynamaya devam ettiği tartışılmaktadır. Esad’ın güçlerine destek vermek amacıyla olayların geçtiği yerlerde İran askeri birliklerinin olduğuna dair bile rivayetler bulunmaktadır. İran’ın Suriye’deki krizi nasıl etkileyeceğini ve daha da önemlisi Suriye-İran dinamiğinin ABD ve AB liderliğindeki rejim değişikliği ve cezai önlem çağrıları için özellikle Çin, Hindistan ve Rusya’dan gelen uluslararası çağrıyı nasıl etkileyeceğini kısaca yorumlar mısınız?

Sinan OĞAN: Arap Baharı olarak adlandırılan Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki rejim değişikliklerinde sıranın İran’a getirilmek istendiği aşikardır. Dolayısıyla da İran bu durumun farkındadır ve önlemeye çalışmaktadır. Bu sebeple de İran için Suriye adeta kendisinin önündeki bir kale gibidir. Suriye yıkılırda İran’ın eli zayıflayacağından İran Suriye’deki rejimin düşmemesi için elinden geleni yapacaktır. İran hatta cepheyi Suriye’de kuracak ve burada sonuna kadar savaşacaktır. Ancak bunda başarılı olup olmayacağı hususu şüphelidir. Kanaatimce İran’ın bütün çabalarına rağmen Suriye rejimi yıkılmaktan kurtulamayacaktır. Rusya, Çin ve Hindistan gibi ülkelerin Suriye konusunda çok ısrarcı olmayacağı ve son tahlilde batı ile birlikte hareket edeceği düşünülmektedir.

The Diplomat: Asya-Pasifik güçleri (özellikle Çin, Hindistan ve Rusya), Türkiye’nin Suriye üzerinde diplomatik ve askeri karar verme sürecinde ne kadar etkili olacaklardır? Bu güçlerden herhangi birisi, Türkiye’nin Suriye’deki rejim değişikliği çağrısını geri almamasını garantiye almak için, aktif olarak etkisini güçlendirmek ister mi?

Sinan OĞAN: Asya Pasifik güçleri Suriye’deki rejimin değişmesini istemeyecekleridir. Zira bu değişiklikler bölgede batıyı güçlendirmektedir. Ancak bu güçlerin Suriye’deki rejim değişikliği konusunda batı ile bir çatışmaya girecekleri düşünülmemektedir. Diğer taraftan bu güçlerin Türkiye üzerinde Suriye siyasetini değiştirmeye yönelik bir baskı araçları olduğu da düşünülmemektedir. Dolayısıyla da bu güçler elbette ki, Türkiye’yi kendi siyasi düşünce çizgisine çekmek isteyeceklerdir. Ancak bunda ısrarcı olmayacak ve hatta olamayacaklardır.

The Diplomat: Son birkaç yıldır, Türkiye’nin artan bir ekonomik güç olarak ortaya çıkmasıyla, başlıca Asya-Pasifik güçleriyle güçlü ekonomik ve politik bağ kuran Anadolu Kaplanları ortaya çıkmıştır. Bu ilişkiler Arap Baharı’ndan ve devam eden Libya ve Suriye krizlerinden etkilenmiş midir ( zayıflamış ya da güçlenmiş midir?) ?

Sinan OĞAN: Çok ciddi bir şekilde etkilendikleri düşünülmemektedir. Zira ilişkiler dinamiği farklıdır. Bu ilişkiler piyasa şartlarına göre oluştuğundan Anadolu Kaplanları’nın Asya Pasifik ülkeleri ile ilişkileri Arap baharı ülkeleri ile ilişkilerine endeksli değildir. Bu sebeple de olumsuz bir etkilenme olduğu düşünülmemektedir.

The Diplomat: Sovyet Birliği’nin çöküşü sonrasında, Orta Asya üzerinde stratejik bir etki kurmak için Türkiye ve diğer güçler arasında bariz bir yarış görülmüştür. Şu anda Türkiye, kendini yeniden kanıtlayarak Orta Doğu’da temel güç olmaya çalıştığına göre, Türkiye, bu etki alanını Orta Asya’ya genişletmek isteyecektir. Eğer böyle olursa, bu hareketten Suriye krizi nasıl etkilenecektir ve bu durum Çin-Türkiye ilişkilerini etkileyecek midir?

Sinan OĞAN: Türkiye’deki mevcut hükümetin dış politika algısında Orta Asya’da etkin bir Türkiye oluşturmak fikri olduğu düşünülmemektedir. Bu sebeple de AKP hükümeti için öncelikli alan Ortadoğu’dur. Bu bölgedeki etkinlik önceliklidir ve bu etkinliğin diğer bölgelere de yansıtılacağı düşünülmemektedir. Orta Asya AKP hükümeti için stratejik bir tercih sahası değildir.

The Diplomat: Bölgesel uzmanlar, Çin’in, jeopolitik konumundan dolayı Libya’dan ziyade Suriye ile daha çok ilgilendiğini düşünmekteler. Bazı uzmanlar, Batı’nın Çin’in kapısına istikrarsızlık getirerek dikkatli olmaması durumunda, Çin’in, ‘Arap Baharı’nın ‘Arap Güzü’ne dönüşmesinden korktuğunu tartışmaktadır. Suriye krizi uygun bir şekilde idare edilemediği takdirde, Arap Baharının Orta Asya’ya yayılabileceğini düşünüyor musunuz? Türk hükümetinin bu konudaki tutumu ne olur?

Sinan OĞAN: Çin’in Arap baharı konusundaki tutumunda elbette ki, Suriye Libya’dan daha önemlidir. Zira Suriye Çin’e çok daha yakındır. Suriye’den sonra benzer ayaklanmaların İran’a yansıtılmak istendiği anlaşılmaktadır. Orta Asya ülkelerine sıranın gelmesi çok yakın değildir. Önce Ortadoğu’nun devrimler ile yeniden dizayn edilmesi planlanmaktadır. Eğer bu bölgede devrimler sorunsuz bir şekilde yapılır ve belirli bir düzen sağlanırsa orta vadede sıra Ermenistan’a getirilmek istenecektir. Orta Asya’da kısa vadede herhangi bir hareketlenme beklenmemektedir. Dolayısıyla da Türk hükümetinin herhangi bir tavrı söz konusu olmayacaktır.

Daha Fazla

İlgilendiği KonularTümü

Genel Kültür (Muhabbet)

3682 Kişi   280 Soru

Varoluş Hakkında

2903 Kişi   1060 Soru

Türkiye

946 Kişi   375 Soru

Eğitim

4377 Kişi   643 Soru

İş Hayatı

2459 Kişi   325 Soru

Üniversiteler (Türkiye)

2407 Kişi   175 Soru

Siyaset (Türkiye)

1480 Kişi   473 Soru

Felsefe

1947 Kişi   501 Soru

Kitaplar

3143 Kişi   269 Soru

İnternet Sitesi

1011 Kişi   171 Soru

inploid

1197 Kişi   714 Soru

Türkiye Sorunları

1159 Kişi   239 Soru

İnternet

2628 Kişi   542 Soru

Bilgisayar

2634 Kişi   444 Soru

Mekan Önerileri (İstanbul)

825 Kişi   69 Soru

Yazılım

3243 Kişi   564 Soru

Web Tasarım

1237 Kişi   215 Soru

Türkiye Politikaları

440 Kişi   128 Soru

Felsefi Düşünce

503 Kişi   72 Soru

Özlü Sözler

440 Kişi   26 Soru

Sosyal Medya

1442 Kişi   213 Soru

Siyaset (Dünya)

294 Kişi   120 Soru

Ülke Siyaseti

82 Kişi   32 Soru

Siyasi Partiler

75 Kişi   49 Soru

Devlet Politikaları

200 Kişi   66 Soru

Siyasi Görüşler

55 Kişi   37 Soru

Dış Politika

91 Kişi   35 Soru

Dünya Politikaları

37 Kişi   19 Soru

Türkiye-A.B.D. İlişkileri

1 Kişi   1 Soru

Siyasetçi

33 Kişi   23 Soru