Bilmek istediğin her şeye ulaş

1990'ların bilgisayar oyunlarını hatırlıyor musunuz?

Bir de Spyro vardı :)

İnanır mısınız ben 70'lerin oyunlarını da hatırlıyorum. O zamanlar televizyon oyunu deniyordu ve sadece ekranda iki kısa çizgi raketler olarak ve hareket eden bir kare top olarak kullanılıp potili bir kumandayla tenis ya da squash oynanıyordu, kimsenin evinde PC monitörü yoktu zaten daha PC icat bile edilmemişti. Siyah Beyaz televizyonda oynanıyordu ve gözleri bozacağı düşüncesiyle günde yarım saatten fazla oynamamıza izin yoktu.

Bilgisayar
Konsol bunun gibi bir şeydi ama benimki siyah beyaz tv içindi, muhtemelen 1. nesil oyun konsoluydu :)

Görüntü de böyleydi;

Bilgisayar
  • Paylaş
2

Duyguertuğrul, Oyun konsolları bayağı çağ atlamış o zaman :D
Spyro şu şirin ejderhanın olduğu değil mi ??

Şaman, Evet evet, süper şirin bir ejder Spyro.

90'ların başlarında PC'ler yaygın değilken, televizyona takılarak oynanan 8bit video oyunları yaygındı. 10 tane oyunu bölümlerine göre klonlayıp, "tek kasette 100.000 oyun" diye satarlardı =)

90'ların ortalarında; Super Mario'dan ve ördek vurmaktan sıkılan jenerasyon, "sadece oyun için değil valla billa, ödevlerim için de gerekiyor. İki gözüm önüme aksın derslerime de yardım edecek. " bahanesiyle, analarına babalarına PC aldırtmaya başladı. Zavallı anne babalar aldıkları 20'li 30'lu görsel ders anlatım CD'leri ile öylece kala kaldılar. O CD'ler ayaklar altında gezerken oynadığımız oyunlar :

  • Need for Speed
  • Age of Empires
  • Half Life
  • Quake
  • Commandos
  • Resident Evil
  • Tomb Raider
  • Worms
  • GTA
  • SimCity
  • Starcraft
  • Warcraft
  • Diablo

Bir de o zamanlarda, 80'lerden beri hükmünü halen sürdürmekte olan "Atari Salonu" diye bir ortam vardı, unutmamak lazım =) Oralarda oynadığımız oyunlar çok daha nostaljiktir. Harcadığım jetonların haddi hesabı yok, ama yine de atari salonlarındaki oyunların bir çoğunun adını bile hatırlamıyorum.
  • Paylaş
5

Gökhan Biçer, 'Atari Salonu' deyişi 1980'lerde doğmuştu. 1990'larda da bu deyiş, kendini muhafaza etmeye devam etti. Konsollar şekil değiştirmeye başlamıştı. Yani 1980'lerde, bir marangoza yaptırılan oyun konsolları olurdu. Göz seviyesinde olan kısmı camlıdır ve bu camlı bölmenin içerisine bir CRT renkli televizyon gömülmüştür. O zaman konsol terimini de bilmezdik, bu dolabın alt kısmı ise tıpkı evimizdeki dolaplar gibi kapaklıydı. 'Atarici' (işletme sahibi ya da çalışanı) bu kapakları, birikmiş jetonları toplamak için açtığında içeride bir 'Commodore 64' donanmı olduğunu görürdük. Belki 1990'larda bu donanım bir 'Amiga' donanımına evrildi ya da evrilmedi bilemiyorum ama 1990'larda artık devir 'Sega' devriydi. Özellikle 'Street Fighter' oyunu, 'Sega' devrinin amiral gemisiydi.
Bir de 1990'larda artık 'Atari salonlarını terk etmeye başladık. Elimizde seyyar oyun konsolları vardı. Özellikle 'Tetris' (konsolu ve yazılımı aynı anılırdı, zaten tümleşikti) ucuz olması sebebiyle 'Nintendo Gameboy' dan daha çok görülürdü. Artık oyun, çantamıza girmeye başladı, gün gelip telefonun çantamıza gireceği gibi.

İbrahim Aydın, Ne güzel anlatmışsınız.. İşletmecilerin o aletlerin dış kasasını özel olarak kendilerinin hazırlattığına şahit olmuştum. Ama içine direkt bildiğin ev tipi commodore veya sega konsollarını koyduklarını yeni öğrendim. =)

Oyunlar bir tarafa, dış dünyadan kendini soyutlamış bambaşka fantastik ötesi bir ortamdı o salonlar... okulu her gün kıran öğrencisiyle.. "geçeyim mi abi" lafıyla yanına sırnaşan 8 yaşındaki velediyle... kazandığı 3 kuruşu jetona yatıran körpe yaştaki simitçisiyle boyacısıyla... ne ayak olduğu belli olmayan 20 yaş üzerindeki keş abilerle... oyunların demo müzik sesleri... abanarak vurulan konsol kollarının ve butonların sesleri... ana avrat düz gidilen küfür sesleri... duman altı havasıyla ufak yaşta nikotini tatmanın verdiği ka-fa-1500 modu... ne saçma yerlerdi oralar öyle.. kapıdan girip çıkınca, sanki başka bir boyuta gip çıkmış gibi olurduk...

Gökhan Biçer, Bizim lisede, bizden üst sınıfta beş arkadaş vardı. Hep aynı 'Atari Salonu'na takılırlardı. Salonun girişinde, bu arkadaşlar bahsettiğim konsollara geçerler ve hep aynı oyunu oynarlardı. Bu oyun, kuşbakışı bir görüşe sahip futbol oyunuydu. Kürsü diye tabir edilen (hatta bir aralar Kadıköy rıhtımında sıkça rastladığımız, çay içilen yerlerdeki) hasır ve ahşap taburelere otururlar, ikişerli gruplar halinde bu oyunu oynarlardı. Bu oyundan yanyana iki konsolda vardı.
Lise son sınıfa gelip de üniversite giriş sınavlarına hazırlanırken dahi bu arkadaşlar yine 'Atari' seanslarını aksatmadılar ve dershane çıkışlarında yine oynamaya devam ettiler.
Hatta bir gün bu arkadaşlar Atarici'ye gitmemişler de, Atarici bizim okula gelip, bu arkadaşlara acaba bir şey mi oldu, diye sormaya geldi.
Lafı uzatmayayım, bu arkadaşlar gerçekten çok iyi yerleri kazandılar (İTÜ Elektronik Elektrik Müh, Hacettepe Nükleer Enerji Müh, Gazi Uluslararası İlişkiler, Ege Bilgisayar Müh, Boğaziçi Matematik Öğretmenliği)
Üniversite yıllarında, akademik yıl içerisindeki resmi tatillerde de bu arkadaşlar memlekete geldiklerinde toplanıp, bu iki konsola geçip, oyun oynamaya devam ettiler. O zaman piyano siyahı renkli Sega konsolları çıkmıştı ve Atarici de bunlardan almıştı ama girişteki o ahşap renkli konsolu, içerisindeki oyun ile ve hasır kürsüleriyle aynen muhafaza etmişti. Arkadaşlar, üniversite yıllarına özgü iki- üç günlük sakalları, uzamış saçlarıyla kürsülere otururlar ve kısa Samsun sigara paketlerini joystik ve butonların olduğu yere koyup, bir yandan sigara içerek tak tak tak diye butonlara vurup oyunlarını oynarlardı.
Futbol oyun konsolları girişte demiştim ya, hemen yanlarında Atarici'nin kendi masası olurdu, hani şu çelik sacdan, üzerin formikalı ve bir köşesinde yazar kasa olan masalardan.
Neyse efendim, bizim yeni üniversiteli arkadaşlar yine bir resmi tatilde ya da yaz tatilinde bu oyunları oynarken bir adam Atarici'nin makamına konuk olmuş. Meğer vatandaş, çocuğunu o salonda Atari oynarken yakalamış ve Atarici'ye istirlhamı, çocuğu gelirse içeri almamasıymış. Zira çocuğunun bilgisayar oyunu oynaması yerine ders çalışmasını istiyormuş. Atarici adama şöyle bir bakmış ve bizim arkadaşları göstererek: "Bak abi, şu arkadaşları görüyormusun?" demiş ve sırayla her birini işaret ederek: "Bu arkadaş atom mühendisi olacak, bu arkadaş elektronik mühendisi olacak, bu ardakaş diplomat olacak... Bu arkadaşlar üniversite sınavlarına hazırlanırken buraya gelidiler ve iyi yerleri kazandılar. Senin çocuk kütüphaneye gitmesin buraya gelsin daha iyi" demiş.

Duyguertuğrul, Yazdığınız oyunların pek çoğunu şu anda atari salonu yerine kendi evimizde, genelde 1080p hd olarak falan oynuyoruz.
Çok şanslıyız ya :DD

İbrahim Aydın, =) o zamanlar bu oyunları evdeki PClerde 640x480'de oynayabilirsem bayram ediyordum. 1MBlık bir ekran kartım vardı. ya saniyede 10 kareye tenezzül edip 640x480, ya da daha akıcı olsun diye mecburen 320x240...

Crash bandicoot, resident evil, duke nukem, dino crisis metal gear solid, gta, nfs serisi, test drive, driver, tomb raider, silent hill, c& c ve aklıma gelmeyen bir kaç oyun. :)
  • Paylaş
Atari salonu manyağı olan ben, çocukken street fighter ve mortak kombat için sıksık harçlık tüketirdim(o jetonlar yokmu o jetonlar) =)

Street Fighter



Derkennnn Bir baktık Mortal Kombat diye bir oyun. Street Fighter'ı hemen dışladım tabi=)


Sonra Samurai Shodown manyağı oluverdim



Sonic


Tomb Raider



Doom


Dungeon Keeper



Daggerfall


Red Alert



Biraz sadist bir oyun olan Carmageddon


Diablo



Need for Speed


Worms
  • Paylaş
98'de ilk PC sahibi olmuş biri olarak
FIFA 98 RTWC (Road to World Cup)

Bilgisayar
  • Paylaş
Burada kendi sorduğum soruya cevap vermek ne kadar doğru olur bilemiyorum, ama inploid ortamı bazen sohbet ortamı olabiliyor.

Ben 1990'lı yıllarda çok bilgisayar oyunu oynamadım ama bir oyun var ki O'nun tadını hâlâ bugün unutamam. Resmini bu cevaba iliştirdiğim 'Prince of Persia' oyunu. Belki geçmişi önceki yıllara (80'lere) dayanıyordur, araştırmadım, bilemiyorum ama 1990'lı yılların başında oynamaktan zevk aldığım, hiç bitmesin istediğim -zaten bitiremedim- oyundur.

2010'lu yıllarda bir arkadaşla sohbet ederken; O, bana bu oyunun daha sonra yeni görselliğe uygun olan sürümlerinin çıktığını söylemişti. Bu cevaba iliştirdiğim resmi bulabilmek için yaptığım bir Google aramasında karşıma bu yeni sürüm(ler) ile ilgili görseller çıkmış olsa da beni zerre kadar heyecanlandırmadılar.

Bu oyunun güzel tarafı -belki de- bir çıkmaza, bir çözümsüzlüğe girince araştırılan ve bulunan gizli geçitlerdi.

Aklınıza 'Tomb Raider' oyunundaki ipuçlarını bulmak üzere insanların Internet'ten araştırmaları, paylaşımları gelebilir ama o yıllarda Internet bağlantımız yoktu ve herkes kendi yağıyla kavrulmak zorundaydı. İşte oyunun güzelliği bence buradaydı.
Bilgisayar
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

779 Görüntülenme9 Takipçi6 Yanıt