Bilmek istediğin her şeye ulaş

Anti maddenin bulunması ne anlama gelir?

Neden madde ve anti-madde?
Dünya üzerinde büyük miktarlarda anti-madde depolamak hem zor, hem yüksek maliyetli, hem de tehlikeli. Çünkü anti-madde maddeye temas ettiğinde, her ikisi de büyük bir enerji açığa çıkararak ortadan kayboluyorlar. Dirac, anti-madde kütlelerinin Kainat’ın uzak köşelerinde gizlenmiş olabileceğini düşünüyordu. Bu o gün için mümkün gözüküyordu: Çünkü anti-maddeden yaratılmış bir galaksi normal bir galaksiden ayırtedilemeyebilirdi. Spektroskopik analizler de bunların ayrı olduğunu söylemiyordu. Fakat bugün, anti-maddenin uzayın derinliklerinde de seyrek olduğu belirtiliyor. Elektronlar ve pozitronlar arasındaki temas neticesinde, karakteristik olarak 511 bin elektron volt gibi bir enerjiye sahip gama ışınları meydana geliyor.


Eğer anti-madde galaksileri mevcut olmuş olsaydı, bunlar galaksilerarası
uzayda yüzen olağan taneciklerle etkileşime girecek, ve mevcut galaksilerin etrafında gama ışını hâleleri meydana gelmesine yol açacaktı. Bu gibi haleler çok arandı fakat bulunamadı. Yani bir madde Kainatı’nda yaşıyoruz (Berman, 2005). Fransız astrofizikçi Marc Lachiaze Rey de, "Galaksimizde bir anti-madde asteroidi olsaydı, etrafındaki malzemeyle birlikte ortadan kalktığında hemen belirleyeceğimiz X ışınları yayardı." diyor (Poirier & Greffoz, 2001).


Bu Kainat'a anti-maddenin değil de maddenin hakim kılınması konusunda fizikçilerin getirdiği hâl-i hazırdaki izah, fizik kanunlarının hafif tertip madde lehinde düzenlenmiş olduğu şeklindedir. Stanford Linear Accelerator Merkezi'nden bir ekip (2004), bazı madde ve anti-madde taneciklerinin davranışında küçük fakat temyiz edici bir farklılık tesbit edince bu açıklama destek buldu. Bu netice, fizik kanunlarında madde tarafı ağır basan bir tanzimi ima ediyordu.


Bu kanunlara bağlı olarak işletilen sebebler açısından, fazla anti-madde
ihtiva eden bir Kainat tehlikeli olabilir. Çünkü madde ile anti-madde
karşılaştığında, bugün için bilinen netice, maddenin enerjiye %100 dönüşmesidir (E=mc2). Bu, patlayan bir hidrojen bombasının bıraktığından 143 kat fazla enerji serbestlenmesi demektir. Bir ons (28,3 veya 31 gram) ağırlığında bir mermer parçası eşdeğer bir anti-mermerle çarpıştığında, reaksiyon neticesinde 50 milyar defa trilyon erg enerji serbest kalır ki, bu, ABD’de mevcut bütün elektrik ampullerini bir gün boyunca yakmaya yeter (Berman, 2005).


Bir santimetre büyüklükte anti-çakılın atmosfere girmesi ise, Hiroşima
bombasının bıraktığından daha büyük bir enerji yumağı içinde madde ve
anti-maddenin yok olması için yeterli olabilir. Bir kilometre çapında
bir anti-asteroidin düşmesiyle ortaya çıkacak tablo çok daha ürkütücüdür (Poirier & Greffoz, 2001). Eser miktarda anti-madde bile ciddi neticelere yolaçabilir. 1997’de, yörüngede dolanan Compton Gama Işını Gözlemcisi’ndeki bir dedektör, galaksimizin merkezine yakın bir yerde bir pozitron fışkırması analiz etti. Bu anti-tanecikler karşılaştıkları elektronları yokederler ve tehlikeli bir gama ışını girdabı oluşmasına yolaçarlar. 3500 ışık yılı uzaklığa kadar yayılabilen bu gama ışınları Dünya’dan gözlenmek istenseydi, Samanyolu Galaksisi’nin merkezi -mesela Ekim ayında gece güneybatıda ufka yakın yerde- parlak bir kızıl bulut şeklinde görülürdü. Bu aktivitenin kaynağı, bilinen herhangi bir cisme karşılık gelmiyor. Compton dedektörüyle çalışan James Kurfess, "bazı teorisyenler karanlık maddenin anti-madde üretebileceğine inanıyorlar, fakat Samanyolu'ndaki pozitronların ömrü milyonlarca yıl olduğundan, bunlar eski bir süpernova patlamasından da geliyor olabilir." diyor. Yani pozitron fışkırmasının sebebiyle ilgili henüz bir ipucu yok. Compton’ın görevi 2000’de sona erdi. Bu arada Avrupa uzaya yeni bir gama ışını gözlemcisi (Integral) gönderdi. Samanyolu’ndaki anti-maddenin menşei bu yüzyılın önemli bir araştırma konusu olarak gözüküyor (Berman, 2005).


Anti-madde ve madde, kendilerinin yaratılıştan önce mevcut bir ilim, irade ve kudret ile yaratıldıklarını gösteriyor. Aslında madde ve anti-madde birbirine çok benziyor. Bu yüzden de Kainat’ta neden anti-maddenin değil de maddenin ikizine baskın geldiğini henüz kimse izah edemiyor. Bugün teorik ve tecrübi fizik Kainat’ın yarısının kayıp durumda olduğunu, son görüldüğü tarihin ise, Kainat’ın ilk yaratıldığı an olduğunu tahmin ediyor. Madde ve onun zıt yüklü simetriği, Yaratılış’ın başında, daha doğrusu bizim zaman idrakımız açısından Yaratılış’tan önce bir ilim, kudret ve Yaratma yönünde bir takdirin mevcut olduğunu, yani hem maddenin, hem de anti-maddenin kendiliğinden olamayacağını ortaya koyuyor. Baştan itibaren bütün sebepler, bizim aklen ve kalben benimseyip alışacağımız bir "madde Kainatı”nın ortaya çıkması için biraraya getirilmiş, anti-madde
Kainatı’nın değil; bu yönde bir irade çok açık gözüküyor. Aksi takdirde, maddenin büyük patlamayla birlikte ortaya çıkan trilyonlarca derecelik yüksek sıcaklıklar altındaki en şeffaf, en dağınık ama yine de en seyyal hali olduğu düşünülen (çünkü tanecik çarpıştırma deneylerinin neticelerinden yola çıkılarak bunun böyle olabileceği tahmin ediliyor)
kuark denizinden ilk hadronlar, ardından protonlar ve nötronlar, sonra atom çekirdeği, daha sonra elektronların çekirdek etrafına yerleşmesiyle atom sistemi ve moleküller nasıl oluşabilirdi ki?!.. Madde-uzay-zaman yok iken, böyle simetrik bir madde/anti-madde alemi, ardından maddenin yapı ve fonksiyonlarının hakim pozisyona getirildiği bu Kainat, ve bu Kainat’ta sebep olarak işletilen kanunlar nasıl ilk andan itibaren vücut bulabilirdi ki? Maddeye temel teşkil eden kuark (belki de esir) denizi sadece sıcaklığın düşmesiyle çekirdek, atom sistemi ve molekül şeklindeki yeni madde organizasyonlarına kendiliğinden dönüşmüş olabilir miydi?!.. 9 Sıcaklık düşse bile kuark denizi yapısı itibariyle aynı şekilde kalabilirdi. Sıcaklık ve sıcaklık değişiklikleri ile madde ve maddenin hal değişiklikleri arasında bugünkü Kainat’ta (geçerli fizik kanunlarıyla) gördüğümüz bir sebep-netice münasebeti görülemeyebilirdi.


Bu kanunu kuarklar kendileri koymuş olabilir mi?!.. Bundan da önce,

maddenin ve uzayın ortaya çıkışı bir büyük patlama ile olduysa, ve bu
esnada trilyonlarca derece sıcaklık açığa çıktıysa, patlama öncesinde bu
enerji birikimi hangi fiziki alemde ne zaman, nasıl, hangi sebeblerle
oldu? Eğer patlama öncesinde hiçbir fiziki alem yok idiyse, fizik metafizikten mi doğdu? Evet! Kainat yoktan yaratıldı! Bu sorunun cevabı müsbet bilim yoluyla izah arandığında bile bu şekilde ortaya çıkıyor.


Kainat yaratıldı! Bu sorular ilk defa soruluyor değil. Fakat, "bilim"in eli fizik-ötesine (veya öncesine) yetişemiyor.

  • Paylaş