Bilmek istediğin her şeye ulaş

Atatürk'ün İslamiyet'e olan katkıları nelerdir?

İsteseydi tüm camileri yıkar, tüm din adamlarını öldürtür ve bir dönemin Sovyet Rusyasından daha da beter hale getirebilirdi Türkiye'yi.

Yapmadı!

Ya da kendisini Halife seçtirip yoluna öyle devam edebilirdi.

Yapmadı!

Derdi bir ülke kurmaktı... İyi bir asker, iyi bir devlet adamı olmaktı...

Yıllar yılı cahil bırakılmış bir milleti önce "millet" şuuruna erdirdi ardından da "nasıl devlet olunur?" sorusuna cevap verdi.
  • Paylaş
28

Balık, @Sanat Sanki mevlana'nın eserleri ve belli başlı el yazmaları latin harfleriyle yazılmış gibi "hani kaynak yokki" tavırlarına giriyor. sanki osmanlı zamanında hiçbir alim yaşamamış dümdüz bir devlet tarihi varmış gibi "bişey bildikleri yok" demiş. Yani yüzlerce yıl milyonlarca insan bir anda bişey bilmeyen ve yok görülecek ve ben de buna inanacağım. Oldu efendim oldu

Muhammet Bozkurt, Demek alim ulemayı astırdı haaa bu zaten saçmalık şimdi bir bakalım alim ulemayı asmışsa niçin bilimde en ileri islam ülkesi türkiye.

Sanki hilafet bir işe yarıyormuş ya da Osmanlı zamanında halifelik iddiasında bulunan başka devletler yokmuş gibi boş boş fikirler bunlar.Zaten hilafeti yöneticiler halkın üzerindeki etkileri artsın diye kullanmışlardır.Tabii osmanlı güççten düşünceye kadar kullanmadı o ayrı dava.

Demek dinimizi öğrenmemizi engelledi haa Bak işte bu şu anda muhafazakar ve daha dindar olduğunu iddia eden kesimin ve onları kullananların siyasi yalanı ne yapmıştır efendim dil ya da alfabe arapça olmassa din öğrenilemezmiymiş.Niye?Bu fikri savunmak Tanrı araba kıyak geçti onun dini anlamasını kolaylaştırdı diğerlerini umursamadı demek değil midir?

Türk Tarih Kurumu kimin mirasıdır.Lütfen objektif olalım.

Takvimi değiştirmesi hangi ibadetini engelledi.

HA Atatürkün hataları yok mu vardır.Ama bana göre bu yaptığı devrimler doğrudur.

Balık, islamda ilim vardır, bilim yoktur. Bilim batılları ilim hakikati temsil eder.
bilim haramı helali görmez, ilim haramı helali gözetir.
bu son zamanlarda düşünülmeyen bir kavram bence
İslamda Alim veya ermiş vardır. Bilim adamı vs. bunlar Bilim kapsamındadır.
ben böyle düşünüyorum.

"Allah araplara kıyak geçti" diye bişey kuranda yazmaz, kuranda bilmeyen bir kavime peygamber gönderdiği söylenir Yasin Suresi'nin 6. ayetinde. Mesele bu. Anadoluda ehli kitap vardı yani bunlar isa'nın öğretilerini zaten biliyorlardı, hatta şırnak uluderede bulunan barnabas incilinde isanın muhammedin geleceğini haber veren bir ayet var. Yani mesele araplar değil mesele muhammed peygamberden önce arapların dinden habersiz kalmaları. Yani bana kalsa ben bilim dediklerini tek başıma da öğrenirim banane ingilizden ve ingilizceden.

Hakikat heryerden gelebilir mühim olan bunu kabul edip edemiyor olman. Sonuçta Allah birdir mesele insanların bu anlayışta bir olup olmaması.

Eğer sadece "Tarih Kurumu" denseydi herhalde dünyaya tüm ırkları eşit gören birinin mirasıydı derdim. "Türk Tarih Kurumu" dendiğine göre ben buna "mirastır" demem.

İbadet takvimle engellenir tezini sen ortaya atıyorsun. Takvim sadece ibadet için değildir bence.

Muhammet Bozkurt, Osmanlıda Allah'ın işine karışılmaz diye rasathane yıkılmış mıdır yıkılmamış mıdır?Demek ki ilimle bilimin geçmişte pekte birbirinden ayrılmamıştır.Ya da ayıramamışlardır.

Ben "Allah araplara kıyak geçer" önermesini Kurandan değil muhafazakar kesimin arap alfabesini savunması fikriden hareketle ortaya attım o kısımı bir daha oku.

Allah birdir buna bir şey demiyorum.Ama dini gerekçe göstererek felsefeyi yasaklayan zihniyetten dolayı islam felsefesinin gelişimi ve daha iyi anlaşılmasının önüne geçilmiştir.

Yani burada isim kurumun türk ırkını yüceltmek için kurulduğunu değil Türk tarihi konusunda özelleştiğini göstermek içindir.Ayrıca Şu asılan ve tarihimizi öğrenmemiz nasıl engellenmişi savunmadın niye bu konuyada değinmedin.

Derdin ibadet değilse niye takvim devrimine karşısın.

Muhammet Bozkurt, Bu arada bayramın kutlu olsun yarin giremem yüksek ihtimalle

Balık, Sağol, seninde..

"Osmanlıda Allah'ın işine karışılmaz diye rasathane yıkılmış mıdır yıkılmamış mıdır?"
Rasathaneyi yıkmasalardı ne olacağını tahmin edeyim;
Muhtemelen Allah'ın ayetlerinde söz ettiği şeyleri kanıtlamış olacaklardı şöyle diyeceklerdi "Hani Allah'ın işine karışmaktı bu? Bak ne güzel oldu delil getirdik" diye bir yargı çıkacak ve insanları ferahlatacaklardı ki ben buna kötü demem amaaaa dikkat edilmesi gereken şu ki; insanlar içerisinde, islam ilminden nasibini almamış gayrimüslim boyutu var işin, Nasılki her teleskop dörtdörtlük gözlem garantisi veremediğinde geliştirilmeye ihtiyaç duyuyorsa, her insan da kuranı dörtdörtlük yorumlayamayıp dikkate ihtiyaç duyabilir. Öyleki ufacık bir mercek sapması veya bir ayetin bir insanca yanlış yorumlanması vesilesi ile "aslında Allah'ın dediği gibi değilmiş" gibi bir yanılgı içerisine girebilecek, hatta gayrimüslimlerin en azılıları sırf düşmanlarını haksız çıkarmak ve para,sistem, dolandırma ve inkar uğruna "hiç de Allah'ın dediği gibi değil" yargısının destekcisi olacaklardı .
Yıkılmayan rasathanelerin nelere yol açtığını ben daha önceki bir pre-copernic tartışmasında farkettim ( inploid.com/dialog/210237 ). Yani Kuran'da dünyanın küre şeklinde olduğuna ayetler olmasına rağmen sırf bilimcileri veya gözlemevlerinin ulaşabildiği verileri bahane ederek "Kuran'a göre dünya yuvarlak değildir aslında bize göre yuvarlaktır "gibi bir sonuç-algı ortaya çıkardılar, görseller hazırladılar, popüler bilimci ergenlerin hakikatten aklını çeldiler. Kuran bilimden yüzyıllar önce yuvarlak olduğunu anlatmasına rağmen (Zümer 5,Enbiya 33,Nur 44). Yüzyıllar öncesindeki bu ayetlere rağmen "bak biz gözlemledik aslında biz biliyoruz , kuran ise böyle bişey demedi" gibi bilip bilmeden yargılamaya başladılar. Bu Kuran tanımamazlık veya başka bir deyişle Allah'ın işine karışma durumu insanları farkettirmeden islam anlayışından uzaklaştırmakta. Zaten çok ilginçtir dönemin islam şeyhi, rasathanenin uğursuzluk getireceğini sezerek padişaha öğüt vermiştir. Dikkat edersen daha çok osmanlı hakimiyetine uzak olan ülkelerde gözlem evleri faaliyetlerini sürdürmüştür. Sonucunda günümüzde içimizde islamiyeti ve osmanlıyı yargılamaya kadar götürdüler işi "Niye yıktılar?" gibi. Bu bakımdan insanlar içerisinde Allah inancı varken en ufak bir yanılmada yaratanı inkar edebilecekleri olasılığı yanı başında cirit atarken rasathane yıkmayı tamamen yanlış kabul edemem. (zaten rasathaneyi açanda , yıkanda aynı padişah, yani ne tamamen yanlış ne de tamamen doğru kabul etmiş) . Benim için rasathane; sağlık karşısında nükleer santralleri kusursuz görmek gibi olurdu.

"Ben "Allah araplara kıyak geçer" önermesini Kurandan değil muhafazakar kesimin arap alfabesini savunması fikriden hareketle ortaya attım o kısımı bir daha oku."
dediğini anlıyorum, zaten ben de Kuran'ı baz alarak demediğini insanların iddaalarından dolayı dile getirdiğini farkettim.Sonuçta Kuran bir insan sözü değildir, vahiydir ve bir insan aracılığıyla diğer insanlara aktarılmıştır. Bahsettiğin gibi muhafazakar olduğunu iddaa eden bir takım insanların kendi nefsiyle savunduğu şeyler bazen tamamen doğru olmayabiliyor ve insanlarda yanılgıya sebep olabiliyor.

"asmışsa niçin bilimde en ileri islam ülkesi türkiye."
bilimde başarı; sıfırdan icat edebilmektir ki türkiyeye bakınca daha çok üretim aşamasında ileride. Bu durum coğrafi konum ve coğrafi verimlilikle alakalı. Bu konuda islam ülkelerinden iyi durumda olduğunu görüyorum.Yani icat etmekten ziyade icat edileni üretmekte önde gidiyoruz.
Türkiye markaların fabrikası oldu. aynı fabrikaları Yemen'e yapsan konum ve coğrafi yapı olarak türkiye konumundaki kadar verimli olmayabilir. Osmanlı bile merkezini anadoludan istanbula taşımıştır.
Fakat bilimsel icat konusunda anadolu insanı önde diyorsan bunun sebebinin manevi düşünce yapısının verdiği esnekliğin yine batının dibinde olmasının verdiği avantajla hayat bulmasından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Relaks İtalyanların avrupanın en hızlı otomobillerini yapması gibi, anadolu insanı da zaten relaks olan islam toplumunun batıya en yakın olanı.
alimler, bilim adamları değil ilim adamlarıdır. çünkü mesele islam ise haram,helal, kendindelik gibi şeyleri gözetmek gerekir bence alimler bu kapsamdadır. ama mesele bilim ise bu meta kapsamına girerki metanın en iyi zemin bulduğu yer coğrafi verimliliğin yoğun olduğu yerlerdir. Google earth'dan dünya haritasına bakarsan , bilimde önde giden ülkelerin ve bunlara bağlı sömürgelerinin paralelinde coğrafi konumlarının verimliliğini farkedeceksin.


Takvim sadece ibadet için değildir. Takvim durumuna bütüncül gözde bakmak lazım tabiki fakat sadece İbadet boyutuna bakınca bile islam açısından büyük bir değişiklik görüyoruz; Örneğin; Kuran'da Cuma gününden bahseder, Cuma kelime mânası "Toplanmak" demektir. İnsanlar işi gücü bırakıp ona bütün nimetleri oluşturup (gerek toprakla, gerek yağmurla, akarsularla vs.) sunan yaratıcıya topluca ibadetlerinden bahseder. İşte bu esnada işi gücü bırakmış olmaları yani o esnada iş yapmamalarından sebep o gün osmanlı zamanında resmi tatildir . Zaten dikkat edilirse günün ismi hâlen "Cuma" (yani "toplanmak"dır) yani değişmemiştir. Yeni takvimde ise Cuma tatil değil aksine sıradan bir iş günü olup, Pazar günü tatildir, halbuki Pazar günü hristiyanların tatil kabul ettiği gündür. Böylece insanlar Cuma günü işleriyle oyalanırken ismi cuma olmayan bir günde tatil yapıyorlar. Yani sadece ibadet açısından bakarsak böyle ters bir durum sözkonusu. Başka bir örnek muhammed peygamberin Kutludoğum haftası. Bu resmi tatil değildir. Peki hangi gün resmi tatildi? İsa'nın doğum yortusu olan Noel. Bunda bile Hristiyanlık ön plandadır. Hayır ben hristiyanlığa kötü demiyorum ama neden pek çok şey hristiyanlığa göre ayarlandığını düşünmek lazım. Bu ülke sadece takvim konusunda bile işgal edilmiş ama "yurdu düşmanlardan kovduk" diye bir anlayışla işgal durumu muhafaza edilmiştir. Eline şeker verilmiş bir çocuğun, elindeki şekere odaklanmaktan yürüdüğü yola dikkat edememesi gibi.

diğer bir konu felsefe konusunda araştırmadan bilmeden konuşmak istemiyorum. yani bu düşünce akımının inkar boyutu varmı yokmu,neyi olumsuz görüp yasaklamışlar, iddaaların aslı astarı varmı incelemedim. o yüzden yasaklanması hakkında bir yorum yapamam şuan için doğru olmaz.

iyi tatiller.

Muhammet Bozkurt, Bir şeyi yaparken küfre girebilirler düşüncesi yüzünde o işe engel olunmasına karşıyım.Çünkü düşmekten korkarsan emeklemeyi öğrenemezsin.Ayrıca bu düşünce bende bu fikri savunan insanların islam inancına yeteri kadar güvenmedikleri hissini uyandırmaktadır.

Bilimde ileri derken üretim açısından değilde işte bu ülkede yetişen tarihçilerin kutbu sayın İnalcık ya da Ali Erdemir gibi dünya çapında saygı gören bilim adamlarımızın olmasını kast etmiştim.

Takvim konusunda olmasa da tatillerin ayarlanması konusunda hakkın var.

Balık, İşe engel olunmamışki, padişah tarafından önce onay verilmiş sonradan uğursuzluk getirebileceği islam şeyhi tarafından tespit edilince bundan vazgeçilmiş. Harbiden de yüzyıllar sonra uğursuzluğuna şahit oluyorum, milletin bir kısmı Allah'ın yarattığı evreni inkar etmekte inatlaştı, karanlıklar içinde yaşıyor lakin farkında değiller azcık aydınlanmak lazım (bilimin illuminatisi gibi değil, ilimin aydınlanmasından bahsediyorum). Zaten insan denemeden bir şeyden zarar gelebileceğini direk olarak anlaması güç. Neyse yani bilimle ilgili şeyler "hiç yapılmasın,hiç kullanılmasın" demiyor kimse. Sadece biraz dikkat etmek lazım.

Dünyanın en büyük tarihçisi gelip bana "islamlaşma devleti yıktı" desin, benim gözümde o şahıs bitmiştir. Bütüüüün bildikleri kendine kalsın derim. Yunus Emre'de diyor; "ilim kendini bilmektir, sen kendini bilmezsen , ya nice okursun" diye yani insan hakkı bilmediği zaman ne okusa ne konuşsa boşş. Yeniden bir güneş mi yaratacaklar, yeniden bir güneşmi doğacak? Hayır, insan önce kendini bilecek sonra güneşin batmasından adını alan "Batı"yı bahis edecek.
Ne tesadüf Halil İnancık ile yukarıda videosunu paylaştığın İlber Ortaylı ikiside kırım tatarı ve biri diğerinin hocası. Tencere yuvarlanmıııış kapağını bulmuş diyeyim onlar için. Bu adamları baz alanlar ise ateist gruplar böylece tencere kapağıyla birlikte yuvarlanıp züccaciyesini de bulmuş. Bence kıble bundan dolayı tayin edildi. Bu tencereler batıya doğru yuvarlanıp karanlıklar içerisine girmesin diye.

"Böylece sizi açık fikirli bir toplum kıldık ki halkın arasında tanıklar olabilesiniz ve elçi de aranızda tanık olabilsin. Elçiye uyanlarla topukları üzerinde geriye dönenleri birbirinden ayırmak için eskiden yöneldiğin kıbleyi değiştirdik. ALLAH'ın yol gösterdiği kimseden başkasına elbette bu ağır gelir. ALLAH imanınızı boşa çıkarmaz. ALLAH insanlara Şefkatlidir, Rahimdir." (Bakara 143)

Batıda ilim yükseldi diyor İnancık. Hiç öyle denirmi yahu. Diyorumya "ilim" ile "bilim" arasında fark vardır. İlim islam kapsamında, bilim ise meta kapsamındaki bilgidir. Batıda yükselen şey bilimdir. İlim olabilmesi için batının müslüman olması lazım. İnanılmaz bir çoğunluk bunun farkında değil (sözüm meclisten dışarı kendini dindar olarak nitelendirenler (!) için de geçerli bu sözüm). İlim ile Bilimi sözlüklere yazmaya varacak kadar birbirine karıştırmada inatlar. İsim benzerliğinden midir nedir (b-ilim).

Muhammet Bozkurt, Uğursuzluk yeni şeylerin keşfinde olmamıştır.Mesela dünya yuvarlaktır diyene "Dünya’nın Sakin Güneş’in Hareketli Olduğuna ve Gezegenlere Çıkmanın İmkansızlığına Dair Akli ve Hissi Deliller" kitabıyla karşılık veren Suudi Arabistan baş Müftüsü yüzünden olmuştur.Ya da bugün batıda ateizm yaygınsa bilimsel bulgularla Hristiyanlığın özellikle evangelizmin söylediklerinin çelişmesindendir.

Haa Halil İnalcık konusuna gelirsek şunu rahatlıkla söylerim.Şimdi bu doğu toplumunun gelişmesinde İslama bakış açısının ve anlama şeklinin büyük bir önemi vardır ama yine şu da kabul edilmelidir ki bu geri kalmışlığın sebebi de yine bu dine bakış açısı ve anlamadaki hatalardır.Ve hatta her işe aman küfür olur küfür korkusunda yaklaşmamaktır.Yaklaşan adamı da inansa bile kafir ilan etmektir.Zaten "Birine 40 kere deli dersen deliliği kabul eder" derler.

İlim bilim farkına gelirseek zaten ilk defa senden duydum haklı olabilirsin ama söylenirken kast edilenin bilim olduğu bellidir.

Balık, Pri reis dünya haritasını resmederken harita üzerinde kullandığı mirengi çizgileri sayısal değeri 360 değerine sabit bir onaltıgeni gösteriyor , yazdığı kitab-ı bahriyede anlattığına göre bu çizgiler sonucunda oluşmuş olan iki merkez noktasından (kutupdan) tutulup çekildiğinde 3 boyutlu bir küre ortaya çıktığından bahsediyor kaldıki bu küre üzerindeki kıtaları gitmeden uzaydan resmeder gibi çizdiğine şahit oluyoruz. Ne mi oluyor? bu durumu sanki kendi yapmamış gibi birileri gelip haritasında bir kısımı silip yerine başka yazılar yazıldığına şahit oluyoruz. Cumhuriyetin ilk yıllarında topkapı sarayında ortaya çıkarılıyor bu harita. (inploid.com/post/pri-reisin-haritasina-y... ), yani yüzyıllar önce müslümanlardan dünyanın 3 boyutlu bir küre olduğunu konuşanlarda var fakat yakın tarihte bu konuşulanların görülmemesi için bu gibi kaynakların üzeri örtülmüş.
Dikkat edilirse Eskiden araştırma inceleme meselesi kategorize edilirken "ilim" , "ermiş işi" veya "alim" gibi tabirler kullanılıyordu ne gariptirki bu zamanlarda kullanılmayan "bilim" ve "bilim adamı" gibi tabirler cumhuriyet sonrasında ortaya çıkıyor. Okulların adında bile "ilim akademisi" sıfatını yerine "bilim fakültesi" kullanılmaya başlanıyor. Yani yüzyıllardır değişmeyen bir devlet içerisinde ne kadar gariplik varsa hep mi aynı döneme denk gelir :)
Türkçe lügatinde "bilim" diye bir kelimenin kökenini araştırsan "ilim" kadar eski olmadığını göreceksin bu çok enteresan.. Bence cumhuriyete paralel olarak kastedilen "bilim" anlayışı bir devrim değil bu bence bu insanların metacı bir zihne sürüklenmesi için planlanmış bir proje ve çoğumuz farkında olmadığından bu anlayışa paralel olarak makineleşiyor ve sonucunda adeta batıdan bağımsız görüntüsü verilmiş fakat aslında batı köleleri halinde meslekler icra ediyoruz. Orjinalliği reddeden ve icat edileni üreten bir zihin yapımız var. Eğer yaratanın dinini idrak etmek milletin işine gelmiyorsa ne için çalışıyor bunca insan?
Endişem bu.

Muhammet Bozkurt, Saplandığın şu ilim-bilim ayrımından kurtul önce sonra söylediğim şeylere cevap ver sanki o yapmamış gibi birileri sildi gibi kanıtlayamayacağın iddialarda bulunma.Sonra benim yazdığım neye cevap verdin bu yazınla "Dünya’nın Sakin Güneş’in Hareketli Olduğuna ve Gezegenlere Çıkmanın İmkansızlığına Dair Akli ve Hissi Deliller" kitabında dünya yuvarlaktır diyen kafirdir gibi kesin bir yargıda bulunan suudi arabistan baş müftüsü yok mu oldu yani ya da Gazali'nin felsefe hakkında söylediklerimi yok oldu.Hala işin gücün yok cumhuriyet sonrası bilimdenmişte falanmışta filanmış.Takılmışsın bir ota ormanı göremiyorsun.Yahu tmm cumhuriyetten sonra böyle oldu (ilim yerine bilim dedi) peki türkiye dışındaki islam ülkeleri niye bir halt yapamadı.Ama acayip taktım senin bu ilim bilim ayrımına neymiş bilim adamı denmiyormuş laa Einstein ilim adamımıydı.Ama yok piri reis haritayı çizdi demi sanki biz çizmedi dedik.
"Dikkat edilirse Eskiden araştırma inceleme meselesi kategorize edilirken "ilim" , "ermiş işi" veya "alim" gibi tabirler kullanılıyordu ne gariptirki bu zamanlarda kullanılmayan "bilim" ve "bilim adamı" gibi tabirler cumhuriyet sonrasında ortaya çıkıyor."bu sözünle neyi kanıtlıyorsun.Neye ulaşıyorsun
" Eğer yaratanın dinini idrak etmek milletin işine gelmiyorsa ne için çalışıyor bunca insan?"Yahu bilim araştırır bulur sonra Millet bunda kendine göre çıkarımda bulunur.Bilim bu kısma karışmaz ki bilim tek uğraşı yeni şeyler bulmak ve varlık bilmecesini çözmeye çalışmaktır.Bu yolda yeni bulgular bulur.Sadece bunu yapar bunu yaptıktan sonra insanların yorumlamasına bir şey demez.
Bilim:Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci
İlim:Ayrıntı, özellik, nitelik
bak senin için tdk dan aldım.Ama senin hoşuna gitmeyecek bir farkları var.Bilim türkçe ilim arapça.

Balık, ben misaller verirken her misal için "ben öyle mi dedim" diye çevirme. örnek veriyoruz sonuçta.

asıl sen suudi baş müftüsüne saplanmışsın, adamın biri bir iddaa ortaya attı diye ben ona mı inanacağım yani? ben o müftüyü değil kuranı baz alırım. sonuçta herkes kendine göre yorumluyor. o kendine göre yorumlamış. Herkes kendi anlayışından meshuldür.
ilim-bilim farkını izah etmemi saplantı olarak gördüğün için çoğunluğu islam olan ülkelerin bişey yapamadığı yargısına varman normal.
ilimin arapça bir kelime olması ile onun yok sayılacağı mantığıyla gidersen, daha nice hazineleri yok sayarsın. örneğin "insan" kelimesi de arapçadır ve orjinal manasından biri "hataya meyilli" veya "verdiği sözü unutan" anlamındadır sende bir insan değilmisin? Gerçektende böyle bir durum sözkonusu değilmidir? yani hangi insan mükemmelki? Hangi insan evreni değiştirebilecek vasıftadır? Eğer kuran okumaz, bir takım kelimeleri orjinal manalarıyla anlamaya çalışmaz ve tdk'nın sözlüğüne kaptırırsan kendini islam dışında ne varsa doğru görmeye haliyle zihni bir deformasyona sebebiyet verebilirsin.

Bak;
"Fakat zulmedenler, sözü, kendilerine söylenen şekilden başka bir şekle sokmuşlar, değiştirmişlerdi. Biz de zulmedenlere, kötülükte bulunduklarından dolayı gökten bir azap indirivermiştik." (Bakara 58)

Muhammet Bozkurt, "Ve o zaman demiştik ki: “Bu kasabaya girin, böylece onun (ni'metlerinden) dilediğiniz yerden bol bol yeyin. Kapıdan secde ederek girin ve “hıtta” (günahlarımızın bağışlanmasını diliyoruz) deyin. Biz de sizin hatalarınızı mağfiret edelim (günahlarnızı sevaba çevirelim). Ve muhsinlere (ni'metlerimizi) artıracağız.”(Bakara 58)
"ilimin arapça bir kelime olması ile onun yok sayılacağı mantığıyla gidersen" ben yine öyle bir şey demedim.:)
Ben yok say demiyorum ilim-bilim farkı diye diye benim dediğim hiç bir şeye cevap vermiyorsun.
Ayrıca senin dediğin ayet Bakara 59 neyse buraya takılmadan şunu söyleyeyim eğer yanlış bilmiyorsam burada kasıt Allah'ın sözü yani bir kelimenin çeviri varkı için kullanmak şimdi bilemedim
Şu müftü olayına gelirsek hani büyük bir mevkide ve yakın tarihte diye sürekli onun üzerinde durdum.Zaten benim asıl saldırdığım şey islam insanları geri bırakıyor değil haddini bilmez din adamlarının fetvaları ve bu fetvalara ve din adamlarıa gönülden bağlı gruplardır.

Balık, "ben yine öyle bir şey demedim.:)"
Yunus Emre bile "ilim ilim demektir" demiş millet başka bir yere çekmesin diye (adam sanki geleceği görmüş :) ). "bilim" türkçe diyorsun fakat eğer eski bir türkçe olsaydı bu eskiden yaşayan adam muhtemelen "ilim bilim demektir" derdi mesela. yani kelimelere sadece günümüz manalarıyla veya tdk sözlüğüyle tek yönlü bakmak değilde köken olarak çok yönlü bakınca arada dikkate değer bir mâna farkı olduğu seziliyor ondan dolayı diyorum.

Tartışmada sürekli "ilim-bilim" farkı diye geribildirim yapmamın sebebi, mâna farkına yeterince dikkat edilmediğinden anlaşamadığımızı farketmemden kaynaklı. Misal; atomu tartışırken "nörton - proton - elektron" diye değilde sadece proton'dan veya sadece nörton'dan bahsedersek veya iki parçacığı birbirine karıştırırsak atomdan bahsetmiş olmayız diye düşünerek sürekli "ilim-bilim" farkına dikkat çekiyorum.

Son paragrafta dediğin gibi düşünüyorum ben de. yani haddini bilmez olan cemaat liderleri ve ona bağlı insanlar yüzünden karışık bir anlayış ortaya çıkıyor. onlara işin aslını anlatmak bazen zorlaşıyor bilmeden birbirlerini desteklemelerinden dolayı.
ortalıktaki karışıkların bir sebebi de bu bence.

Muhammet Bozkurt, Yahu eski bir kelime olmaması suç mudur?Demek ki ihtiyaç duyulmuş üretilmiş.Fenni ilimlerin karşılığı olarak düşün bilimi zaten dini bilimler diye bir şey duymadım ben.Yani tüm dillerde olan terörizm kelimeside yenidir ama çok daha önceki olaylar içinde kullanılır.Ve terör-zulum farkı diye tartışma olur mu?İlim kelimesinin islam daha eski bir tarihi vardır öyle oluştuğu zamana bakacak olursak.

Balık, "terör" yabancıların kullandığı bir tabir tabiki işin aslında zulüm söz konusuysa "terör" demelerini tartışmam.

Suç olan şu; mânalar ile oynandığından dolayı kelimeler yanlış anlaşılılabiliyor ardından gelen yeni nesil yanılgılar içerisinde bir bakış açısı elde edebiliyor. Halbuki bahsedilen kelimelere derinlemesine araştırılıp ilk asılları incelendiğinde işin hayret verici (hatta bazem gizemli) boyutu ortaya çıkıyor.

Bak mesela Kuran'da "put" veya "başka tanrılar"ın sakınmamız gerektiğini öğütlerken sadece objelerden bahsetmediği "Allah'tan başka tapılan şey" mânasında bir kapsamı belirtiyor. Yani bunun aynı zamanda insan veya kavram olabileceğine de işaret ediyor. Ayrıca insanları hakikat anlayışına ulaşmasına engel olması için kafir olanların Kelimelerin yerlerini değiştirmesinden ve bunun insana getireceği olumsuzluklarından da bahsediyor. Bu sadece peygamber zamanından değil günümüze de işaret ettiği gerçeğini dikkate almak gerekir.

Örneğin yeniyi hiç karıştırmadan iki eski kelimeden bahsedeyim;
"Kemal" kelimesi arapça'da "bilgi ve erdem bakımından olgunluk"
"Kâmal" kelimesi ibranice'de "totem" veya "put"
mânasında kullanılmaktadır. Birbirlerine benzeyen bu iki kelime arasındaki mâna ayrımını farketmiştirsin.

Eğer bu açıdan düşünürsek Atatürk'ün isminin güzel bir isim olduğunu görüyoruz. Hem de "Mustafa" (Seçilmiş, seçkin) gibi bir isim alması da bu güzel ismi destekliyor.
Ama bak ne oluyor. İster inan ister inanma.
Cumhuriyette taşlar yerine oturduktan sonra Atatürk kimliğinde isim değişikliği yapıyor ve "Mustafa" ismini çıkarıp "Kemal' ismini ise Kâmal olarak değiştiriyor. Aha buyur; millicumhuriyet.files.wordpress.com/2012...

Şimdi demekki suçu kelimelerin yeni olmasında değil, kelimeler ve manalarda değişiklikler ile yeni neslin yanılgılar içerisinde bir bakış açısına sürüklenmesinde aramak gerekir.

Ben derimki kimse kimseyi eleştirmeden önce yaratanın sözü Kuran'a bir zahmet bakıversin, bizi yaratanın bizi bizden iyi bildiği için en büyük öğretici yaratanın ne demek istediği iyice anlaşılsın, eski ve yeni mânalarıyla iyice incelensin. Bazen körü körüne kapıldığımız ve hâlen gizemini koruyan yenilikler (ve yeni keşifler) olduğu sürece bu durumu önemli buluyorum.

Muhammet Bozkurt, Kâmal ile Kamâl arasındaki farkı gör
Kemal ismini Kamâl olarak değiştirerek öztürkçe isim almaktadır.Bu amaçla Mustafa isminide almamaktadır.
"Ben derimki kimse kimseyi eleştirmeden önce yaratanın sözü Kuran'a bir zahmet bakıversin, bizi yaratanın bizi bizden iyi bildiği için en büyük öğretici yaratanın ne demek istediği iyice anlaşılsın, eski ve yeni mânalarıyla iyice incelensin. Bazen körü körüne kapıldığımız ve hâlen gizemini koruyan yenilikler (ve yeni keşifler) olduğu sürece bu durumu önemli buluyorum."Bu paragrafın tartışmamızla ne alakası var.

Muhammet Bozkurt, Ben bu tartışmadan da sıkıldım.Zaten başladığı yerden uzaklaştık. Zaten böyle yazışmalarla senin üzerinde istediğim intibayı oluşturamıyorum.Ayrıca Şu Tanrı meselesine gelirsek allah ilah tanrı god bunlar aynı anlamı içerir.Yani bütün düşünce sistemini bunların arasında fark var diye kurmuşsan hata yapıyorsun.Zaten "Allah" kelimeside İslamdan eskidir ve arapların bu kelimeyi bir kavramı karşılasın koymuşlar.Türkler de aynı şekil ingilizlerde aynı şekilde yani bu anlamları farklıdır yok işte cumhuriyet sırasında anlamları değiştirilmişe kadar gidebilecek asılsız ve doğru düzgün kanıtlayamayacağın şeyleri söylemekten kaçınmalısın.Yani En baştada dediğim gibi senin bu yaptığın arabın dilinde olan en doğrudur.Yani "tanrı araba kıyak geçmiş o daha kolay anlasın diğerleri arap gibi yaşamadıkça arap gibi konuşmadıkça sürekli küfre düşsün" mantığına çıkar.
Zaten dikkat et anlam farkı falan var diye savunduğun kelimeler hep arapça.Haa yanlış anlaşılmasın ben arapça ölsün falan demiyorum ama müslüman olmak araplaşmak demek değildir diyorum.tanrı ırkçı değildir diyorum. zaten bu kurandanda anlıyoruz öyleyse niye illa araplaşmamız gerekiyor diyorum.Tabi arabın aceme aceminde araba üstünlüğü yoksa.

Balık, Tamam "Kamâl" o, ben şapkasını yanlış a'nın üstüne koymuşum.

Kamâl'in öztürkçe olduğuna dair bir delil sunmadan konuşanlara inanmıyorum.
Türkçe veya öztürkçe sözlüklerinde Kamâl diye bir kelime göremiyorum. İbranicede ise Kamâl kelimesi bulunduğunu ve "totem" veya "put" anlamına geldiğini görüyoruz . hakaretyokhakikatvar.wordpress.com/2012/.... İstersen ibranicedeki "Kamâl" ( כמאל ) sözcüğünü google'da arat bak kimin fotosu çıkıyor. Yani cumhuriyet döneminde gazetede bahsedilen "kale" anlamına gelseydi çoktan bir kale görürdük araştırdığımızda. Ayrıca ; hakikitarih.blog.com/files/2011/04/59516...


Önceki mesajımdaki son paragraf tartıştığım konuyla bütünlük arzediyor. Kendi başına alakasız bir paragraf değil o.

Balık, bak o yeniden bahis açtığın konuda "tanrı" kelimesinden söz ederken "tanrı" sözcüğünün günümüzde batıllarla bir anılmasından kaynaklı olarak yanlış algılamaya vesile olabileceğinden endişe duymamdan kaynaklı. bak kuran ne diyor.

"ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağırın, nihayet en güzel isimler O’nundur. ...” (İsrâ 110)

Balık, Ayrıca ben "araplaşalım" demedim. Arap bir ırk. "Dilimiz tamamen arapça olsun" da demedim. Sadece orjinal mânalarına sadık kalmanın öneminden bahsediyorum.

Muhammet Bozkurt, yakutça'da kale anlamına gelmektedir.
gazetevatan.com/ataturk-olmeden-once-ism...
inanıp inanmamana karışmam.Ama dediğim gibi ben doğru olduğnu düşündüğüm düşünceleri savunurken onu ortaya atanın etiketlerine bakmam.
Orjinal manalarına sadık kalmayan kavramlar olabilir amma senin gösterdiğin kelimelerde pek böyle bir şey yok.Zaten "İslamda ilim vardır, bilim yoktur." sözünle derdini iyice anlattın sen merak etme.Yani hiç kusura bakma bu söz ve mantık benim karşı çıktığım ve çıkacağım yukarıda çok kez belirttiğim gericiliklerin temellerinden biridir.
Tanrı adı bize yabancı bir kavram gibi gösterenler kimlerdir?Neyse bu şunu demiş falan demiyeceğim.
Tartışmaya başladığımız yere bakıp şimdi geldiğimiz yere bakınca çok yol aldığımızı görüyorum.Ama artık daha fazla ilerleyemeyeceğimiz açık çünkü tartışma ben ona asla inanmam, ben ona kesin inanırım ya da inanmam için şu şartlar gerekire dönüyor.
Her neyse iyi vakit geçirdik.
Ben artık devam etmiyeceğim iyi günler...

Balık, Atatürk ismini neden "kale" yapsınki?
ve "Kemal" gibi "Bilgi ve erdem bakımından olgunluk" anlamını taşıyan yani daha iyi mânalar içeren bir isim hali hazırda üzerindeyken neden durup dururken daha düşük bir mana içeren "kale" seçsinki.
insanlar kelimelerin orjinal manalarına sadık kalsaydı tartışma uzamadan biterdi bence.
Kelimelerin manalarına sadık kalmak demek orjinalliği muhafaza etmek demektir ve bu gericilik falan değil aksine iyi bişeydir.
"Tanrı" kelimesini bize yabancılaştıran bir popüler batı kültürü sözkonusu. "Tanrı" isimlendirmesi genellikle Batı kültür ürünlerini tercüme ederken kullanıldı. Batılların yanında anılması asıl manasından uzak görülmesine sebebiyet verebiliyor onu demek istedim ama sen o asıl manasından uzak görmüyorsan sorun yok bana göre.

İyi günler sana da.

Ayhan Şimşek, Mehmet Bey iyi niyeti ve gelişim mantığını çok güzel ifade etmişsiniz.Okumaktan keyif aldım. Teşekkürler.

Mehmet Volkan Balbay, Teşekkür ederim Sayın Ayhan Şimşek ( @zindoz98 )

Bu resmi ve tabii ki resimdeki yazıyı bir inploid üyesi paylaşmış.

Tahmin ediyorum, sosyal mecrada birçok kez paylaşılmıştır.

Din ile ilgili bir konunun 'velev ki siyasî simge' olamayacağını gösterir bir yazıdır.

'Bayanları, başlarını örtme konusunda ikna edeceğiz' diyen siyasetçilerin olmaması gereken bir ülkeyi işaret eder bu sözler.

Yani, Atatürk'ün İslamiyet'e 'din ve vicdan özgürlüğü' konusundaki katkısını anlatır bu yazı.
Mustafa Kemal Atatürk
  • Paylaş
Ülkenin çeşitli yerlerinde yaptığı konuşmalarda söylediği sözler.

"Bizim dinimiz, akla en uygun ve en doğal bir dindir. Ve ancak bu nedenledir ki son din olmuştur. Bir dinin doğal olması için akla, tekniğe, bilime ve mantığa uyması gereklidir. Bizim dinimiz bunlara tamamen uygundur. Müslümanların toplumsal yaşamında, hiç kimsenin özel bir sınıf halinde varlığını korumaya hakkı yoktur. Kendilerinde böyle bir hak görenler, dinî emirlere uygun harekette bulunmuş olmazlar. Bizde ruhbanlık yoktur, hepimiz eşitiz ve dinimizin kurallarını eşit olarak öğrenmek zorundayız. Her birey dinini, din duygusunu, imanını öğrenmek için bir yere muhtaçtır; orası da Okuldur."

"Müslümanlık, aslında en geniş anlamıyla hoşgörülü ve çağdaş bir dindir."

"Allah kendisine uymaya mecbur tuttuğu insanların esasen kalp ve vicdanındaki gerçek gereksinimleri tamamen bilir. Bu nedenle gönderdiği kitap, tamamen o gereksinime uygun hükümler içeren bir kitaptır."
  • Paylaş
Atatürk'ün islamiyete en büyük katkısı onu arap kültürü tekelinden kurtarması olmuştur. Yıllarca islama hizmet diye kendi kültürümüzü tahrip etmişiz. Kah alfabemizi değiştirmişiz kah tarihi islamdan daha eski olan sarığı islamın bir gereği gibi almışız ve daha niceleri İşte Atatürk bunun önüne geçmiş ve islamın yahudilik gibi ulus dinleştirilmesinin önünde durmuştur.

  • Paylaş
Kuranda peygambere, karar veremediği konularda halka danışması emrediliyor. Hatta kuranı okuduğunuzda peygambere insanların kolayca soru sorabildiğini görebilrisiniz. Oysa ki peygamber hem devlet başkanı, hem ordu komutanı, hem peygamber, hem diyanet işleri başkanıydı. Ve böyle bir insan sokakta insan içinde rahatça geziyordu, insanalrın fikirlerini alıyordu. Onlara cevap veriyordu.

başka örnek vereyim, 4 halife de seçimlerle başa geldi.

cumhuriyet şeriattir. nokta.
  • Paylaş
Yoktur.

Hatta;
Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk
facebook.com/osmanligercekleri/photos/a...

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk
zamanın karikatür dergilerinden akbaba dergisi

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Ayrıntılı bilgi: belgelerlegercektarih.com/2012/05/13/m-k...


Mustafa Kemal Atatürk

Fransız tv kanalındaki bir konuşma programında bu durumu açıkca konuşan bir katılımcı;



Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk

Mustafa Kemal Atatürk

Avusturya'lı siyasetçiden Masonluk, Türkiye, Atatürk ..


Geniş anlatımıyla bir belgesel isteyen izleyebilir;



ve diğer bazı bilgiler;
belgelerlegercektarih.com/2012/08/18/ata...
  • Paylaş
11

Muhammet Bozkurt, Mason olamakla dinsiz olmak arasında fark vardır.Ayrıca bilmiyorsan söyliyeyim ülkemizdeki masonların çoğu müslümandır.Ayrıca Atatürk'ün masonluğuna gelecek olursak ben bir fikrin doğruluğuna ve yanlışlığına bakarım fikir doğruysa kimin ortaya attığını veya savunduğunun önemi yoktur.

Şimdi harf ve şapka inkilabı benim en çok destek verdiğim inkilaplardır.Açıklamamı istersen uzun ve mantıklı bir açıklama yaparım.

Balık, Ey gidim bir zamanlar ben de senin gibi Atatürk'ü savunurdum. Bir zamanlar facebook profil fotoğrafımda Atatürk resmi vardı, sonra bir de video paylaşıp "hayır atatürk aslında dine karşı değildi" gibi şeyler derdim. Daha sonra insanların mükemmel olmayacağını ve tek mükemmelin yaratan Allah'ın olduğunu idrak etmemle birlikte gönülden bağlı olmam gereken şeyin yaratılmış olan insan değil yaratanın ta kendisi olacağını idrak etmemle birlikte tarihte üzeri örtülü gerçekleri bir bir farketmeye başladım. Hayretler içerisinde milletimizin ne derece kandırıldığına şahit oluyorum. Hadi en basitini diyim. İster inan ister inanma. Taşlara kazınmış olan gençliğe hitabeler bilirsin altında atatürk imzasını da görüyorsun hatta belkide atatürk portreleri çizimleriyle geliştirildiğini görüyorsun dimi? Peki Gençliğe Hitabeyi Atatürk'ün yazmadığını biliyormusun?

Neyse belkide bu bizlerin araştırmadan gaza gelmesiyle (nefsine hakim olamamasıyla) alakalı olabilir. Mesele Atatürk'ün fikrine bakmak ise, ben fikirlerine bakınca müslümanlıktan ziyade müslümanlığı inkarının delillerle sabit olduğunu görmekteyim. Bunlara şahit olduktan sonra böyle bir insanın ilkelerini savunmaktan sakınırım. Zaten kendi el yazılarında inkarını açık açık yazmış biri;
hakaretyokhakikatvar.wordpress.com/2012/... Bu kadar delil ortadayken ve milyonlarca insan gerçekte ne olduğunun farkındayken içim rahat.
O yüzden benle tartışarak benim geçmişte olduğum gibi sen de sadece kendini kandırmış olursun.

Muhammet Bozkurt, Kendini kandırmak mı? Ben atatürkün bir ermiş olduğunu iddia etmedim ya da mükemmel olduğunuda ama sözü geçen devrimlerin milli şuuru tekrar kazanmamız açısında gerekli olduğu bir gerçektir.Ama mesela şuna hak veririm.Sarığın kaldırılması doğrudur ama şapkanın dayatılması yanlıştır.

Muhammet Bozkurt, Sen beni anlamıyorsun diyorum ki

hakaretyokhakikatvar.wordpress.com/2012/...

ben bu yazı haklıdır diyorum.yazmamıştır demiyorum ki arapların bir çok şeyitahrip ettikleri yalan mıdır?

Halifeliğin aynı anda bir çok devlet arafından siyasi güç için kullanıldığı yalan mıdır?

Bir hırka bir hurma felsefdesinin devlet yönetiminde yeri olmayacağı gerçeği yalan mıdır?

Balık, adamın yaptığı milli şuur türk ırkcılığı üzerine. soyadını bile ata-TÜRK seçmiş. ırksal ayrışmaya türkler içerisinde meşru görüntülü bir zemin oluşturabilmek için, eğer ırksal ayrışmayı başaramasaydılar yeniden birlik olacak insanlarla başedemeyeceklerdi. bir yandan Lawrence "Arap" kimliğiyle öte yandan Mustafa kemal ise Ata"TÜRK" kimliğiyle görevlerini yerine getirdiler.Zaten öyle başarı elde ettilerki kurdukları devletler masonlaştığı için mason localarına bile gerek kalmadı. Aşağıdaki fransıza ben mi dedim doğruları söyle diye?



Eğer devlet islam ile yönetilseydi sadece türklük veya sadece araplık baz alınmaz tüm ırkların bir arada yönetimi sözkonusu olurdu ve kimse ırkıyla övünecek kadar aşağı düşmez, bu oyuna gelmezdi kuranı idrak etmeyi de hüner sayacakları için. osmanlıdan sonra devlet islam ile yöneltmek tercih edilmemiş aksine çeşitli teoriler üretilerek reddedilmiş ise bu o dönemin önde gelenlerinin halt yemesidir. Bunun sonucunda bugün kürtlerin isyan etmesinin sebebi sadece dış mihraklar değil, türkiye cumhuriyeti anayasasının türk ırkı temeline dayanmasından da kaynaklıdır. Yahu devletin ismini bile Türk-iye yaptılar "-iye" eki sahiplik bildirdiğini biliyoruz. Bir şeye sadece "türk'e ait" dersen sadece o ırka mensup insanları temsil etmiş olursun ki bu da kaçınılmaz olarak sınırların küçülmesine veya iç isyana zemin hazırlar ki sonuçlarını gördük.

ben seni anlıyorum da sana anlatamıyorum olayı, diyorumya ben de önceden inanamazdım lakin olay sandığımız gibi olmadığını görüyorum. Sadece Kültür, islamdan sonra gelir. Eğer sonra gelen belli başlı kültür yüzeyinde olan biteni değerlendirirsen bu yüzeyin altında insanların yaptığı hataları göremez ardından bir takım sorunlar ile yüzleşir ve "bu böyle olmaz" sonucuna varırsın.Halbuki herşeyin başında islam inancı, sonrasında ise kültürler olagelmiştir. hırka hurma vs. bunlar sonradan oluşan kültür öğeleridir. İslam hurma ve hırkayı baz almaz normalde.Kuran'da "hurma hırka islamdır" demiyor.

halifelik islamı yaymayı ve kollamayı misyon edinmiş bir makamdı, bu makamın misyonunu reddeden veya kullanamayan düşünsün nereye sürüklendiğini.

Temelde İslam bir anlayıştır.İnsanlar kendilerine göre düzen oluşturuyorlar , islama göre değil de kendilerine göre oluşturdukları için bu durum düşmanın işine geliyor oradan teori ve bahane üretiyorlar. "bak araplar ne kadar düşük insanlar oldu haydi siz türkler kurun bir devlet herşey on numara olsun". Halbuki islam halen islam. Mesela kuran'da hiçbir ayet "şu ırk üstündür" demiyor. "Şu ırk üstündür" diyenler bize düzeltilmesi gereken sorunlu devletler bıraktılar.

Muhammet Bozkurt, Ben de islamın bir anlayış olduğunu söylüyorum ve diyorum ki islam anlayışı içinde senin ve atatürk'ün de dediği gibi hırka hurma işi bir gereklilik değildir ve bir çok açıdan da handikapları vardır.

Ben lawrence sin emeviler zamanında yaşadığını bilmiyordum.Ayrıca masonlarda ırçılığa karşıdır.

Şimdi diyorsun ki islamla yönetilseydi tüm ırkları kapsardı diye bu iş sözle olmuyor senin dediğin olay müslümanların çok uluslu olduklarından sonra kaç kez yaşanmıştır.

Halifelik 4 halifeden sonra saltanata dönmüştür.Zaten İslam coğrasyasında tek halife olduğu zamanların toplamı ne kadardır daha doğrusu 4 halifeden sonra var mıdır?İş böyle olunca halifelik müslümanları birleştirmeden çok uzaktır.

Birde artık şu benim gibi düşünen adam iyidir normaldir benim fikirlerime karşı olan kötüdür masondur basitliğinden kurtulun.

Irkçılığa bende karşıyım fakat insanların milletleri için yaptığı her şeyi ırkçılık olarak lanse etmekte pek sağlıklı değildir.

Balık, hırka,hurma gibi şeylerin gerekli mi değil mi olduğunu kuran'dan öğrenmenin daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. atatürk ancak kurandan konuşsursa onu dinlerim.

Lawrence'ın emeviler zamanında yaşadığını söylemediğimi gayet iyi biliyorusun.

Masonlar önce gönülden bi tövbe etsinler ondan sonra dediklerine inanırım. Sabetay Sevi'de aslını gizleyebilmek uğruna "müslümanım" diyordu.. Böyle dedikten sonra ırkçılığa karşı olup olmamasını önemsemiyorum. Irkçılığı savunsa da reddetse de Mason, Masondur.

valla benim için müslümanlık temeldir, hangi ırktan olursa olsun. Mesele islam ise ırk konusunda zaten aynı fiil içerisindeyim inanmazsan bu sitedeki tüm geçmiş yanıtlarıma kendi ırkım olmasına rağmen sanki herhangi bir ırktan biri gibi konuşmuşturum. demekki benim anlayışım sandığın gibi sözde değil özde. inanmazsan cevap geçmişimi araştır.

Benim için ne halife , ne de saltanat dinin esasıdır. Dinin esası islamdır, kurandır. Eğer islama en yakın devletten bahsediyorsan. Bence o dönem halifelik ve saltanat esası müslümanları birleştirmekten ziyade müslümanlığı yaymayı vizyon edinmiştir. Çünkü müslüman olan birisi zaten kendiliğinden birleşir (islamın bir mânası da barıştır), müslümanlar birbirini kollar. yani müslüman olduktan sonra başkasının müdehalesine gerek yok birleşmesi için. Savaştan kaçanın dininden şüphe etmek lazım. Lakin işte gayrimüslimler kollanmadığı sürece dağılıyorlar, kalelere saklanıyorlar işte bence zaten bundan dolayı müslümanlığı yayıyordu islam devletleri (yapılanmaları) yani bir insan müslüman olduktan sonra onu birleştirmek için kollamaya lüzum yok. Aklın yolu birdir.

"Millet" demek "din veya mezhep" mânasında bir sözcüktür. Irk demek millet demek değildir. Irk insan yapısıdır. Örneğin "Türk" kelime olarak "türük" yani "üreyen" mânasındadır. Bunun sebebi ise savaşlarda yenilse dahi yeniden üremesiyle çoğalan bir insan topluluğunu isimlendirmek için kullanmışlardır. Gayrimüslimlerin en azılıları Irk milliyetçiliğini din gibi algılatma oyunu ile insanları şüphede bırakmak istediler ki ırklar farklı bir anlayışla ayrışıp bölünebilsin.. Bu oyunun bir ürünü "türk milleti" sözüdür. Türk bir din değildirki ona millet diyesin. Türk türktür, millet millet.
BAK İŞTE GÖRÜYORMUSUN!!
Atatürk'ün yaptığı şey bu!
Irk'ı millet gibi gösterdi millete.
Allah aşkına açıp bi Kuran'a bakın ve bana kurandan 1 tane delil getirin "şu ırk daha hayırlıdır" diye (getiremezsiniz).
Lütfen ortada dönen oyunlara dikkat edin. Dikkat edin ki yeniden bir olalım. Şu gayrimüslimlerin oyunlarıyla birbirimizle dalaşarak oyalanmayalım artık.

Muhammet Bozkurt, Laa ben şu ırk üstündür dedim mi?Hayır.Ben işte sadece bir ırk olsun gerisi ölsün dedim mi?hayır.Ama bana sen türk kültürünü korumanın dinsizlik olduğunu söylüyorsan o başka.
Ben halifeliği kaldırmak dine zarar vermez çünkü dinin esaslarından değildir dedim mi?Evet.Sende yukarıdaki yazında bunu onayladın mı?Evet.İslamı yaymak kötüdür dedim mi?hayır.Peki günümüzde islamı savaşla yaymak hem çok zor hemde gereksizdir.Günüüzde iletişimle propaganda ile islamı yaymak daha kolay ve basittir.Zaten bunun için devletlerden ziyade bu işi üstlenmiş dünya çapında iş gören bir medya ve eğitim kuruluşu kurmak daha akıllıcadır (Ben cemaatci değilim.).
ben masonların çoğu müslümandır derken sebatayistleri kast etmedim.
Ben lawrence emeviler zamanında mı yaşamış derken o dönemde olan ırkçılıkları da hatta daha o dönemden sonra da olan ırkçılıkları da lawrence bağlıyorsun diyecekdim.Ayrıca Farklı ulusların bir arada yaşaması için illa kendi ulusal değerlerinden vazgeçmesine gerek yoktur.Tek gerek olan hoşgörüdür.
Ayrıca sen kavramlara çok takılmışsın."Türk milleti" çok haklısın en büyük darbeyi bu sözüyle vurmuştur.Müslüman bu sözden sonra birbirini öldürmeye başladı.Lütfen mantıklı olalım.Sırf işimize geliyor diye biri iki yeri cımbızla alıp oraya zorlama anlamlar yüklemek saçmalıktır.

Balık, Türk kültürünü korumayı müslümanlığı muhafaza etmekten daha çok bahis edilmesinden endişemi dile getirirken sadece senin için değil genelde öyle bir durum olduğuna vurgu yaptım.

Lawrence'dan bahsederken bağlı bulunduğu dönemden bahsettim, öncesi ve sonrası için bulunduğu dönemleri tartışmak gerekir.. meseleyle alakalı olarak yakın tarihte neler olup bittiğine dair sadece bir örnekti lawrence. atatürk ile aynı zaman diliminde yaşamış bir şahıs lawrence ve büyük bir misyonun parçası olduğunu düşünmemden kaynaklı onu örnek göstermem.

Sabetayistleri de örnek verdim, "onları kast ediyorsun" demek istemedim tabiki. bu da masonların, ne yapmaya çalıştığına dair için bir örnekti. sabetayistler daha eski bir tarihten meshul.

Anafikrim şu; yaratanından vazgeçen bir milletin ne ırkından ne de ulusundan hayır gelmez, yerinde sayar durur. kısacası böyle düşünüyorum.

Bana diyorsunki; bir iki yeri cımbızlayıp zorluyorsun
dikkat edersen konuştuğumuz kelimelerden bahsediyorum. başka bi konuya ait bir kelimeyi alıp ortaya koymadım yani.
kelime anlam ilimi olayın asli boyutunu görmemize vesile oluyor.
mesela senle konuşana kadar "millet" kelimesinin "din ve mezhep" kelimesiyle eş anlamlı olduğunu bilmiyordum etimolojik sözlüğe bakıp yeni öğrendim, öğrendiğim bu şey de şaşırttı beni, "millet" denince sanki bir insan topluluğundan ibaret gibi bir anlamı var sanırdım azcık anlam bilimini irdeleyince "türk milleti" meselesinin zaten bildiğim foyasına delil bulmuş oldum,zaten o yüzden büyük harfle şaşkınlığımı dile getirdim. ırkı din gibi görmenin sakıncasının farkındayım. kısacası cımbızlamaktan ziyade mevcut olanın anlamını ortaya çıkarmak istedim.

Ben de cemaatçi falan değilim ve açıkcası islam'ın nasıl yayılabileceği hakkında bir fikrim yok. Arap ırkından sonra bayrağı türkler taşımış zamanında, sonrasında nasıl bir gelişme olur bir öngörüm yok. Konu geçmişte olup bitenlere dair birkaç görüşten ibaret.

Muhammet Bozkurt, Seninle bu konu hakkında daha fazla burada tartışmayacacağım.Çünkü verdiğim örnekleri ya ben anlatamıyorum ya sen anlamıyorsun.Zaten söylediğim şeyleri (her ne kadar bir çoğunu kabul etsen de) bir dinden vazgeçmekmiş gibi görmek istiyorsun.Bir kez daha yazayım ben devrimlerin çoğunun din karşıtıymış gibi gösterilmesine karşıyım.Bak Atatürk ermiştir ya da hatasızdır demiyorum.Yani sırf siyasi olarak çıkarımıza diye ona buna çamur atma niyetinde değilim.Ben Atatürk'ün devrimlerinin aslında geri kalmışlıktan kurtulma çabası olarak görüyorum.Zaten doğru bulduğum devrimleri neden doğru bulduğumu da sana ilettim.
Ben ben budan sonrasını yazışarak değil yüz yüze tartışılması gerektiğini düşünüyorum.Ve bundan dolayı tartışmamızı daha fazla uzatmanın bir manası yok görüşündeyim.
Ama son olarak
"Türk kültürünü korumayı müslümanlığı muhafaza etmekten daha çok bahis edilmesinden endişemi dile getirirken sadece senin için değil genelde öyle bir durum olduğuna vurgu yaptım."Müslümanlığın muhafazası önemsiz midir dedim ya da öye bir şey mi ima ettimEğer sen milli kültüre sahip çıkmakla islamı muhafaza etmeyi zıt kavramlar olarak değerlendiriyorsan ben ulus kavramına ya da farklı kültürlere karşıyım bence tüm müslümanların tek bir kültürü olmalı diyorsan zaten sen de bir farklılıklara karşı hoşgörü eksikliği vardır.Hayır ben öyle görmüyorum diyorsan devrimlerin islama zarar vermediği sana anlatabildiğimi düşünüyorum.

Balık, Mustafa Kâmal'in getirdiği farklılıklarda hoş görünen bişeye şahit olmam lazım yoksa hoşgörü takliti yapmış olurum. Belki sen dile getirmek istemedin ama milleti ileri götürdüğünü sandığın bu insan bu millete "ne mutlu türküm diyene" dedirtti, yazık günah bunca yıldır bu topraklarda yaşayan kürtler, araplar "ne mutlu türküm diyene" demek zorunda kaldı söylemeyenler hor görüldü. devleti-i Aliye'de öyle bişey varmıydı?.Mustafa Kâmal ve ona uyanlar Devleti "dinsiz", milleti "türk" diye diretti. Sonrasındaki nesil dini devletten ayrı, kürtleri,arapları ise hor gördü. Bu mudur farklılıkları hoşgörmek? Azcık islam anlayışından nasibini almış olsardıda yaptıklarını hoşgörseydim. Hoşgörülü insanın ayağı yere basmalı önce.

Müslümanlığın muhafazasını birinci dereceden önemli görüyorsan haliyle seninle tartışacak bir konu kalmıyor benim açımdan.

Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

2518 Görüntülenme12 Takipçi6 Yanıt