Bilmek istediğin her şeye ulaş

Başbakanın mitinglerde bazı sanatçıları hedef olarak göstermesi bir suç oluşturur mu?

Bir sanatçının ismini kullanarak hitap etmesi suç oluşturabilir. Ancak genel olarak sanatçıları hedef göstermesi belirli durumlarda suç teşkil etmez.
  • Paylaş
1

Redeye, Nedir bu belirli (¿) durumlar?

Başbakan mitingde sanatçıları hedef göstermiştir. Tek bir sanatçının ya da oraya katılmış sanatçıların hedef gösterilmesi suç unsuru bakımından fark oluşturmaz. Burada halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu oluşmaktadır. Halkın farklı bir ideolojiye sahip kesimini diğer kesime karşı kışkırtmaktır. Bu durumda yakın tehlike ihtimali de aranır. Bazı sanatçıların açıklamalarına göre kendilerine tehdit telefonları gelmektedir. Başbakan, TCK kapsamında suç işlemiştir. Ancak dokunulmazlığından dolayı açılan davalara bakılması maalesef geriye bırakılmış ve bırakılacaktır. Umarım bu ve benzeri suçlar, zaman aşımının kurbanı olmazlar.
  • Paylaş
Bu ülkede neyin suç olup neyin olmadığına sayın başbakan karar veriyor. Sokakta hiçbir şey yapmadan ya da kitap okuyarak durmanın suç olmasına karar verdi son günlerde. Başbakanın yaptığı yazabileceğim bir çok şey var ama hiçbiri suç sayılmıyor. Yasama, yürütme ve yargı erkleri tek adamda toplanınca, sisteme bir şey deniyordu adını unuttum, bilen akıllı arkadaşlardan biri yazsın.

Sonuçta sayın başbakan birini hedef gösteriyorsa Türkiye'de hiçbir şekilde suç değildir. Zaten gezi olaylarında da sadece üç kişi yaralanmış, ikisi polismiş üçüncüsü de gazdan rahatsızlanmış C:
  • Paylaş
8

Hakan, Dilimin ucunda da şimdi birden aklıma gelmedi, neydi yaw. Hatta sonuncunda insanlar birisinin kılı oluyordu gerisinde. Neydi yaw.

Şaman, Ahhhaaa çıktı bir akıllı arkadaş ama o da hafızasını biber ekmekle yemiş :|]

Hakan, Hemde portakal suyuyla

Şaman, Oooooh tomatis biber portakaaal.

Hakan, Durduk yere J Loo geldi aklıma, rihanna da olur :)

Şaman, Hadi yav rahmetli Barış abimizin neresini J Loo'ya benzettin? Hani belki saçlar falan ama geri kalanı, ses dahil J Loo'da daha iyi gibi C:

Hakan, Buraya baglamasan iyiydi yaw :)

Şaman, Olur üstat nereye bağlanmasını arzu ederdin, sen özelden yaz, ben çaktırmadan nereye istiyorsan oraya bağlarım. Sonuçta "Mizah iiçiin omuz omuza" :)

Bu tutum kin ve düşmanlığa tahrik suçu oluşmaktadır. TCK. Da bu suçun karşılığı yada biraz daha açarsak: eski tck. Nun 312/2 , yeni tck. Nun 216.maddelerinde düzenlenmiş , suç, türüdür.

bu suç "şekli"bir suçtur. "tehlike" suçlarındandır.sonucun meydana gelmesi şartı aranmaz.sonuç , yani genel güvenlik için tehlike doğarsa cezası arttırılır.

konunun daha iyi anlaşılması için kanun maddelerini yazmak gerek.

tck. 312/2 maddesi : (1 haziran 2005'e kadar bu madde uygulanacaktır)

" halkı; sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düş-
manlığa açıkça tahrik eden kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üçbin lira-
dan onikibin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu tahrik umumun
emniyeti için tehlikeli olabilecek bir şekilde yapıldığı takdirde faile verile-
cek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır.
yukarıdaki fıkralarda yazılı suçları 311 nci maddenin ikinci fıkrasında sa-
yılan vasıtalarla işleyenlere verilecek cezalar bir misli artırılır. "

311 maddede belirtilen vasıtalar "her türlü kitle haberleşme araçları"dır.internet de bu kavrama dahildir.

diğer yandan 1 haziran 2005 tarihinden itibaren uygulanacak madde ise , yeni tck.nun 216.maddesidir. Bu maddeyi de aşağıya alıyorum :

"halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama
madde 216- (1) halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kamunun güvenliği için tehlikeli tarzda kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. "

görüldüğü gibi her iki yasada da suçun niteliği yönünden pek fark bulunmamaktadır

bu maddenin gerekçesi konuyu anlatabilmek için yeteri kadar açıktır. İşte gerekçe:

birinci fıkrada tanımlanan “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçu, hukuk devleti olma standardı yüksek olan birçok ülkenin ceza kanunlarında yer almaktadır. Hiçbir devlet, vatandaşları arasında, muayyen özelliklere sahip bir kesiminin diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa, öç almayı gerektirecek şiddetli nefrete yönlendirilmesine seyirci kalamaz.
öte yandan çağdaş dünyada, gelişmenin temel dinamiği olarak düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti kabul edilmektedir. Bu bağlamda; kişilerin düşündüklerini hür bir ortamda söyleyebilmeleri, demokratik toplumun varlığı için zaruri sayılan unsurlardandır. Söz konusu suç tanımı, bu düşünceler dikkate alınarak yapılmıştır.
suçu oluşturan “tahrik”, soyut saygısızlık ve reddin ötesinde, bir halk kesimine karşı düşmanca tavırlar gösterilmesini sağlamaya veya bu tür tavırları pekiştirmeye objektif olarak elverişli olmalıdır. Fail sübjektif olarak da bu amacı gütmeli, halk kesimini kin ve nefrete tahrik etmelidir. Bu kapsamda salt yüz çevirme, soyut bir red veya saygısızlık ifade eden bir davranışta bulunma veya bu yönde sözler sarfetme, suçun gerçekleşmesi bakımından yeterli değildir. Fiilin suç teşkil etmesi için bunların ötesinde, ağır ve yoğun bir tarzda kin ve düşmanlığa tahrikin var olması gerekir. Failin fiili, adet ve şahıs olarak muayyen olmayan toplum kesimi üzerinde kin ve nefret duygularının oluşumuna veya mevcut duyguların pekişmesine etkide bulunmalıdır.
kin, “öç almayı gerektirecek şiddetli düşmanlık hareketlerin zeminini oluşturan psikolojik bir hâl”; düşmanlık ise, “husumet beslenen konuya karşı düşünerek, tasarlayarak zarar vermeye, onu mağlup etmeye yönelmiş kin duygusu” olarak da tanımlanabilir. Şu hâlde kin ve düşmanlık; “husumet beslenen konuya karşı tasarlayarak zarar vermeye, öç almayı gerektirecek şiddette nefret duymaya yönelik hareketlerin zemini oluşturan psikolojik bir hâl” olarak açıklanabilir.
fıkra metninde; fiilin kamu güvenliğini tehlikeye düşürecek biçimde yapılması arandığı için, suç; soyut tehlike suçu olmaktan çıkarılmış, somut tehlike suçu hâline getirilmiştir. Bu suretle, çağdaş hukuktaki soyut tehlike suçlarını azaltma yönündeki eğilim dikkate alınmış, temel hak ve hürriyetlerin kullanım alanı genişletilmiştir. Bu düzenleme sayesinde "kin ve düşmanlık" ibaresinin anlamı da dikkate alındığında sadece "şiddet içeren ya da şiddeti tavsiye eden tahrikler" madde kapsamında değerlendirilebilecektir.
söz konusu suçun oluşması için, kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgulara dayalı olarak varlığı gereklidir. Bu tehlike, somut bir tehlikedir. Bu somut tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediği belirlerken failin söz ve davranışlarının neden olduğu tehlike neticesinin gerçekleşmesi gerekir. Hâkim, kullanılan ifadeler dolayısıyla bu tehlikenin gerçekleşip gerçekleşmediğini, dayanak noktalarını göstermek suretiyle belirleyecektir. Bu kapsamda, kişinin söz ve davranışlarının kamu güvenliğini bozma açısından yakın bir tehlike oluşturduğunun tespit edilmesi gerekir. Kişinin söz ve davranışlarının, halkın bir kesimi üzerinde tahrik konusu fiillerin işleneceği hususunda duyulan endişeyi haklı kılacak bir etki oluşturması gerekir. İfade özgürlüğü ile bu tip tehlike suçları arasında “açık ve mevcut tehlike” kriterinin var olması gerekir. Buna göre, yapılan konuşma veya öne sürülen düşünceler toplum açısından açık ve mevcut bir tehlike oluşturduğu takdirde yasaklanabilmekte, keza böyle bir tehlikenin varlığı somut olarak, açıkça tespit edilmedikçe söz konusu suçtan dolayı cezalandırma yoluna gidilemez.
maddenin ikinci fıkrasında halkın sosyal sınıf ırk din mezhep cinsiyet veya bölge bakımından farklı bir kesiminin alenen aşağılanması suç sayılmıştır. Suçun oluşması için fıkrada belirtilen özelliklere sahip ve halkın bir kesimini oluşturan gayrimuayyen sayıdaki kişilerin aşağılanması, tahkir edilmesi gerekir. Bu fıkrada, kamu barışını korumak amacıyla halk kesimlerinin alenen aşağılanması, suç olarak tanımlanmıştır.
Bunlar göz önüne alındığında MV.nin dokunulmazlıkları olduğundan hemen işlem yapılması mümkün değildir.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

622 Görüntülenme7 Takipçi4 Yanıt