Bilmek istediğin her şeye ulaş

BDP'nin inşaa etmek istediği demokratik özerklik ne demektir?

Bayrak ve resmi dil tüm ulus için geçerlidir fakat bu durumda özerklik istedikleri bölge dahilinde kendilerine tercih ettikleri renklerle, sembollerle öz yönetim oluşturmalarıdır. Bu yönetim şeklinde sadece bölgesel ve yerel yapılanma söz konusudur. Yerel birimlerin hepsinde bölge meclisi vardır. Bu meclislerde görev alan kişiler, bölge meclis temsilcisi olarak isimlendirilir. İllerdeki görevli valiler hem merkezi hükümetin hem de bölge sorumlusunun aldığı kararları uygulamakla görevlidir. İl genel meclisleri, belediyeler, muhtarlıklar gibi idari yapılar varlıklarını aynı şekilde devam ettireceklerdir.
  • Paylaş
Demokrasinin işleyebilmesi için ortaya atılmış yönetim şekillerinden biridir. Ademi merkeziyetçiliğin zıttıdır. Tek bir merkezden alınan kararların, ancak o merkezin bilgisi ve düşüncesi dahilinde ortaya çıkabileceğini savunur ve bu yüzden merkeziyetçililğin karşısındadır. Toplumdaki farklılıkların ve sorunların, yerel yönetimlerin güçlenmesiyle idare edilebileceği fikriyle ortaya çıkmıştır. Bu yüzden merkezi idarenin yetkilerini, yerel yönetimlerle paylaşması gerektiğine inanır. Doğrudan demokrasiye daha yakın olması nedeniyle Avrupalı sosyalistlerin savunduğu yönetim şekillerindendir.

BDP'nin demokratik özerklik tanımını ise Osman Baydemir şu şekilde tanımlamıştır:

"Peki demokratik mürefef bir Türkiye nasıl olacak? Özerk Doğu Karadeniz olacak, Özerk Orta Karadeniz olacak, aynı zamanda Özerk Kürdistan olacak. Biri çıkıp sen yanlış anlamışsın diyebilir ama ben böyle anladım. Ben böyle yorumluyorum. Demokratik özerklik projesinde TBMM var. Asla buna bir itiraz yok. İstiklal Marşı okunmaya devam edecek. Türk bayrağı Türkiye'de dalgalanmaya devam edecek buna da hiçbir itirazımız yok. Ama bununla birlikte her bölgede, bölgesel parlamento olacaktır. Bu bölgesel parlamentolardan bir tanesi de, Kürdistan Bölgesel Parlamentosu olacak. Türk bayrağının yanında, Türkiye bayrağının yanında benim dedelerimin hepinizin dedelerinin de katkısı ile ödemiş olduğu bedelle elde edilen ve şu an asılan bayrağın yanında elbette ki Kürt halkının da yerel renkleri bayrağı da gökyüzünde olacaktır. Belediye binamızın önünde ay yıldızlı Türk bayrağımızla, sarı kırmızı yeşil bayrağımız dalgalansa ne olur. "

Hürriyet gazetesinde bu konuyla ilgili şöyle bir haber yayınlanmıştı:

Demokratik özerklik, bir devlet çatısı altında siyasal egemenliğin değil ama yönetim yetkilerinin bir bölümünün yerel seçilmiş-temsili yapılara devredilmesidir.

Bugün DTK tarafından ilan edilen, BDP tarafından da benimsenen ve programında yer alan “Demokratik Özerklik”in çerçevesi, şu şekilde tanımlanıyor:
  1. Türkiye siyasi ve idari yapısında demokratikleşmeyi sağlamak amacıyla köklü bir reformu öngörür.
  2. Sadece devlet sistemini değiştirerek sorunların çözülemeyeceğinden hareketle, toplumun öz yeterliliğini esas alır.
  3. Sorunların çözümünde geliştirilecek yöntemler için, yereli güçlendirme, halkı söz ve karar sahibi kılma felsefesiyle hareket eder.
  4. Halkın karar süreçlerine dahil olması için demokratik katılımcılığı savunur ve tüm yerel birimlerde meclis sistemini esas alır.
  5. Salt "Etnik" ve Toprak" temelli özerklik anlayışı yerine kültürel farklılıkların özgürce ifade edildiği bölgesel ve yerel bir yapılanmayı savunur.
  6. "Bayrak" ve "Resmi Dil" tüm "Türkiye Ulusu" için geçerli olmakla birlikte her bölge ve özerk birimin kendi renkleri ve sembolleriyle demokratik öz yönetimini oluşturmasını öngörür.
  7. Demokratik özerk yönetim, "bölge meclisi" olarak örgütlenir ve meclislerde görev alan kişiler de “bölge meclis temsilcisi” olarak tanımlanır. Meclis hem meclis başkanını hem de görevli olduğu alandaki işleri yürütecek yürütme kurulu üyelerini ayrı ayrı seçer. Başkan ve yürütme kurulu üyelerinin, meclisin aldığı kararların icrasından sorumlu olmaları öngörülür.
  8. Bölgelerin her biri o bölgenin özel adı veya bölge meclisinin yetki sınırları içinde bulunan en büyük ilin adıyla anılacaktır.
  9. Demokratik özerklik modelinde il valileri, hem merkezi hükumetin hem de bölge yürütme kurulunun aldığı kararları uygulamakla görevlidir. Bakanlıkların taşra teşkilatları da aynı prosedüre tabi olacaklardır. İl Genel Meclisleri, Belediye ve Muhtarlıklar gibi diğer idari yapılar varlığını korumaya devam edeceklerdir."

AVRUPA'DA ÖZERK BÖLGELER
Avrupa'da resmi açıdan tanınmış, özerklik dereceleri ve biçimleri birbirinden farklı birçok özerk bölge bulunuyor: Finlandiya'nın Aland Adaları, Danimarka'nın Faroe Adaları, İspanya'da Galiçya, Bask ve Katalunya'nın öne çıktığı ayrı özerklik dereceleri bulunan 17 ayrı bölge, 1707 yılından sonra ilk kez 1999 yılında kendi parlamentosunu seçen İskoçya, İtalya'da özerk konumu bulunan ülkenin vergi gelirleri açısından en zengin bölgesi Güney Tirol, Portekiz'de Azor Adaları ve Madeira, Belçika'da üniter devlet statüsünden federal sisteme geçilmesiyle tanınan ancak Valon ve Flamanlarla eşit statüde olmayan Alman Bölgesi, Moldovya'da Gagavuz bölgesi, Ukrayna'da Kırım.
  • Paylaş
1

Ceyhun Çakar, Ademi Merkeziyetçilik, merkezin yokluğu demek. Merkeziyetçiliğin tam zıddı olarak tanımlanmış bir terim. Ademi merkeziyetçiliğin zıddı (en azından gramer olarak tam merkeziyetçilik demektir). Hem ademi merkeziyetçiliğin zıddı, hem merkeziyetçiliğin karşısında (?)

ABD'deki gibi sistem. Her şehir kendi öz yönetimine sahip olacak, yerel olarak yönetimler güçlenecek. Ama tabiki ana merkez yine Ankara olacak. Şöye ki ABD'de her eyalet kendi öz yönetiminden sorumlu ve hepsi Washington DC'ye bağlı ana merkez orası.
  • Paylaş
14 Temmuz 2011 tarihli Hürriyet Gazetesi'nden alıntıdır. Bugün DTK tarafından ilan edilen, BDP tarafından da benimsenen ve programında yer alan "Demokratik Özerklik"in çerçevesi, şu şekilde tanımlanıyor:
  1. Türkiye siyasi ve idari yapısında demokratikleşmeyi sağlamak amacıyla köklü bir reformu öngörür.
  2. Sadece devlet sistemini değiştirerek sorunların çözülemeyeceğinden hareketle, toplumun öz yeterliliğini esas alır.
  3. Sorunların çözümünde geliştirilecek yöntemler için, yereli güçlendirme, halkı söz ve karar sahibi kılma felsefesiyle hareket eder.
  4. Halkın karar süreçlerine dahil olması için demokratik katılımcılığı savunur ve tüm yerel birimlerde meclis sistemini esas alır.
  5. Salt "Etnik" ve "Toprak" temelli özerklik anlayışı yerine kültürel farklılıkların özgürce ifade edildiği bölgesel ve yerel bir yapılanmayı savunur.
  6. "Bayrak" ve "Resmi Dil" tüm "Türkiye Ulusu" için geçerli olmakla birlikte her bölge ve özerk birimin kendi renkleri ve sembolleriyle demokratik öz yönetimini oluşturmasını öngörür.
  7. Demokratik özerk yönetim, "bölge meclisi" olarak örgütlenir ve meclislerde görev alan kişiler de "bölge meclis temsilcisi" olarak tanımlanır. Meclis hem meclis başkanını hem de görevli olduğu alandaki işleri yürütecek yürütme kurulu üyelerini ayrı ayrı seçer. Başkan ve yürütme kurulu üyelerinin, meclisin aldığı kararların icrasından sorumlu olmaları öngörülür.
  8. Bölgelerin her biri o bölgenin özel adı veya bölge meclisinin yetki sınırları içinde bulunan en büyük ilin adıyla anılacaktır.
  9. Demokratik özerklik modelinde il valileri, hem merkezi hükumetin hem de bölge yürütme kurulunun aldığı kararları uygulamakla görevlidir. Bakanlıkların taşra teşkilatları da aynı prosedüre tabi olacaklardır. İl Genel Meclisleri, Belediye ve Muhtarlıklar gibi diğer idari yapılar varlığını korumaya devam edeceklerdir."
Ayrıca; "haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/nedi... " de bu konuda son değerlendirmeleri de bulabilirsiniz.
  • Paylaş
Egemen "PARA"noyaklar için bir bütün ile uğraşmak elbette ki minik minik kimliksiz ve kişiliksiz parçalarla uğraşmaktan daha zordur. Bugün özerk de, yarın fedarasyon de olmadı birdaha böl muhtarlık de insan atom değilki bir yerden sonra bölünmesi imkansız olsun, iki dönüm arazi için babasını kesen bir coğrafyadan bahsediyoruz. Mısır, Yugoslavya, ırak, Suriye, Ruanda, hatta Rusya hep aynı dangalaklığın sonucu kan ve ızdırap dolu son 30 yıldır adı ne olursa olsun egemen böldükçe bölecek en son bireyin kafasını, kolunu ayıracak ama ölüler acı çekmez. Bu özerklik te Kürt halkına karşı bir kimliksizleştirme projesi, 2 gün sonra imanlı Kürt, imansız Kürt diye bölünecek, sonra sorani zaza kırmançi Kürdü diye bölünecek en son kolu bacağı ayrılmış özerk Kürt cesetlerini gömerken bulacaklar kendilerini egemenlerin önünde. Araplara bugün geldikleri rezilliği 1. Dünya savaşında gösterme imkanı olsaydı sizce ingiltere ye köpek olurlarmıydı?

Gerçi her milletin %50 si salaktır. Olurlardı galiba.
  • Paylaş
O işin altında başka işler var zannımca.
Şöyle ki şu anda bile diledikleri gibi giyinip, diledikleri gibi konuşabiliyorlar ve bu hep böyleydi. Gittim ve gördüm. Samimi olmak lazım ortada birçok soru cevapsızken. Halkların kardeşliği, barış vs, vs. gibi söylemlerle yola çıkan bir parti geçmişimize baksa daha kardeşce yaşadığımızı görecektir zaten. Daha düne kadar yediği içtiği ayrı gitmeyen insanlar şimdi birbirine düşman edildi. Barış bence savaştan sonraki uygulamadır. Küçücük (aslında uluslararası hesaplara göre uyuşturucu, kaçakçılık, petrol ve gaz gibi büyük emeller için alet olununca küçük olmuyor ama neyse) çatışmayı büyütüp memleketin önüne bilmem ne meselesi diye getirenlere sormak lazım samimi cevap alabilecek isek bu soruyu... .
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

574 Görüntülenme14 Takipçi6 Yanıt