Bilmek istediğin her şeye ulaş

Berlin Duvarı'nın işlevi nedir? Yıkıldıktan sonraki etkileri neler olmuştur?

The Gate'de (thegate.com.tr'>thegate.com.tr)'de konu hakkında detaylı bir yazı var ve her noktaya değinilmiş:

Berlin Duvarı:

Bir millet, bir şehir, iki ayrı dünya

Utanç Duvarı 28 yıl boyunca özgürlükle esaret arasındaki engelin sembolü oldu.

1961 yılının 13 Ağustosunda, yani bundan tam elli yıl önce Berlin’i ortadan ikiye ayıran duvarın inşası için ilk tuğla konulmuştu. Berlin Duvarı, yirmi sekiz yıl boyunca sadece Almanya’yı ikiye ayırmakla kalmayıp komünizm ve kapitalizm arasındaki ayrımın Avrupa’daki en belirgin sembolü oldu.

1940’lı yılların sonu… İkinci Dünya Savaşı’nın dumanı henüz tütmekteydi. Dünya, komünist ve kapitalist ülkeler olmak üzere iki kampa dağılmaktaydı. Sovyetler Birliği yanlısı Doğu Avrupa ülkeleriyle, demokrasi ve market ekonomisini benimseyen Batı Avrupa ülkeleri birbirlerinden bir “demir perde” ile ayrılmaktaydı. Bu iki farklı dünyanın ortasındaki Almanya ise Federal (Batı) ve Demokratik (Doğu) Almanya olarak ikiye bölünmüştü.

Ve Berlin… Savaşın hemen ardından Berlin, önce ABD, İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği’nin kontrolünde olan dört sektöre, daha sonra da Batı ve Doğu olmak üzere iki bölüme ayrılmıştı. Ancak, 1950’lere gelindiğinde, daha özgür bir dünyada, refah içinde yaşamak isteyen Doğu Berlinliler kitleler halinde Batı’ya göç etmeye başlamıştı. Sadece 1953’ün ilk altı ayında 226 bin Doğu Alman, ülkelerinde kurulmakta olan korku imparatorluğundan kaçmıştı. Sovyetlerin kontrolündeki Doğu Alman yönetimi bu duruma tepkisiz kalmadı ve 1956’ya gelindiğinde Doğu’dan Batı’ya izinsiz geçişler büsbütün yasaklandı. İki Almanya arasında bir sınır oluşturuldu. Ancak Berlin’i kontrol etmek o kadar kolay değildi. Her gün onlarca Doğu Berlinli, caddelere kurulan eğreti kontrol noktaları arasından ve yer altı tünellerinden geçerek, hiç olmadı Spree Nehri’nden yüzerek Batı Berlin’e ulaşıyordu.

Yıl 1961… Savaşın sonra ermesinden bu yana geçen on beş yıl içerisinde, arasında onlarca bilim adamı, mühendis, sporcu ve sanatçının da bulunduğu 3,5 milyon Doğu Alman, Batı’ya kaçmıştı. Doğu Almanya’nın o zamanki nüfusunun %20’sine tekabül eden bu göçün Doğu’ya maliyeti milyarlarca doları buluyordu. Doğu Almanya ve Sovyetler Birliği yönetimleri bu sorunun çözümü için masaya oturdular. Sovyetler lideri Kruschev’in isteği Doğu Berlin’i Batı’dan ayıracak bir duvarın yapılması yönündeydi. Doğu Almanya yöneticileri, 12 Ağustos 1961 gecesi Doğu Berlin’in hemen dışındaki Döllnsee’de toplanarak Berlin Duvarı’nın yapımı kararını aldılar.

“Ich bin ein Berliner!”

Kararın alındığı gece yarısı Doğu Berlin’i Batı’ya bağlayan tüm sınır geçişleri kapatıldı. Doğu Alman askerleri ve işçileri Batı Berlin’i çevreleyen 156 kilometrelik bölgeye ve Doğu ve Batı Berlin’i ayıran 43 kilometrelik sınıra yığılarak tampon oluşturuldu. Ayrıca sınıra dikenli teller yerleştirildi. 17 Ağustos günü ise Berlin Duvarı’nın yapımı için ilk tuğla konuldu. İlerleyen haftalarda da Doğu ve Batı Berlin’i ayıran ara bölgeye kafes teller, mayınlar, otomatik ateşlenen tüfekler ve benzeri engeller yerleştirildi. Artık Berlin fiilen ikiye ayrılmış, Doğu’dan Batı’ya insanların sızması imkânsız bir hal almıştı. Batı Berlin, içi tehlikelerle dolu bir okyanusun ortasında kalmış küçük bir adayı andırıyordu.

Bir gecede ikiye ayrılan Berlin’de insan trajedileri yaşanmaya başlandı. İşi Batı Berlin’de olan ama Doğu Berlin’de ikamet edenler işlerini kaybetti. Duvarın öte yanında akrabası olanlar uzun süre akrabalarından haber alamadı. Batı kamuoyu, Amerika Birleşik Devletleri’ni olan bitene ses çıkarmamakla suçluyordu. Amerika’nın Batı Berlin’e olan desteği John F. Kennedy döneminde gerçekleşti. 26 Haziran 1963 günü Batı Berlin’i ziyaret eden başkan Kennedy ABD’nin Batı Almanya’ya olan desteğinin, insan haklarının ve özgürlüklerinin altını çizdiği konuşmasını Almanca olarak söylediği “Ich bin ein Berliner” (Ben bir Berlinliyim) sözüyle sonlandırdı.

Utanç Duvarı’nda Biten Yaşamlar

Berlin Duvarı’nın gelişimi dört evrede gerçekleşti. 1961 yılında dikenli teller vardı. 1962–1965 yılları arasında ilk sıraya paralel olarak ikinci bir sıra tel çekildi. 1965 ve 1975 yılları arasındaysa Batı Berlin’i çevreleyen tüm sınırlar duvarla örülmüştü. Son olarak 1975’i izleyen yıllarda mevcut duvar daha da sağlamlaştırıldı, gereken yerlerde ikinci bir sıra duvar inşa edildi ve Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Berlin’e ulaşması neredeyse imkânsız bir hal aldı. Berlin Duvarı tamamlandığında 45 bin beton bloktan oluşan bir setti adeta… Uzunluğu 140 kilometreden fazlaydı. Gözcü kuleleriyle, elektrikli telleriyle, nöbetçileriyle, aşılması mümkün olmayan bir set…

Ama Berlin Duvarı’nı aşmak ve sadece birkaç yüz metre ilerideki özgürlüğe ulaşmak isteyenleri bu engeller dahi durduramadı. Duvarın yirmi sekiz yıllık tarihi boyunca 5000 Doğu Alman türlü kaçak yolları deneyerek Batı Berlin’e ulaşmayı başardı. Bunlardan kimisi bir tünel kazarak, kimisi sahte belgelerle, kimisi de Batı’ya geçen bir arabanın kaputuna saklanarak duvarın öte tarafına ulaşmıştı. İlginç girişimler de olmuştu. Mesela Thomas Krüger adlı bir Doğu Alman üzerine “Come back soon” (Az sonra geleceğim) yazdığı tek motorlu çalıntı bir uçakla 15 Temmuz 1987 günü dalga geçercesine Doğu’dan Batı’ya kaçmıştı.

Doğu Alman yöneticileri duvarı aşmak isteyenler konusunda son derece acımasızdı. Kadın ve çocuklar dâhil, kaçaklar için öldürme emri verilmişti. Kaçmak isteyenler, duvarı aşsalar dahi Batı ve Doğu arasında yer alan ve “ölüm tarlası” diye tabir edilen arazide Doğu Berlin sınır muhafızlarının kurşunlarına hedef oluyorlardı. Bu şekilde, Doğu Berlin’den Batı Berlin’e kaçmak isteyen 133 kişi hayatını kaybetti. En trajik öykülerden birisi de 17 Ağustos 1962 günü, yani duvarın inşasının birinci yılında öldürülen Peter Fechter adlı gencin öyküsüydü. 18 yaşındaki Fechter, kaçma girişimi sırasında sınır muhafızlarınca fark edilince kurşunlanmış ve yaralanmıştı. Yaralı Fechter, Doğu Alman sınır muhafızlarının müdahale etmemesi üzerine yüzlerce kişi önünde can çekişerek hayatını kaybetmişti. Berlin Duvarı’nın kurbanları arasında iki Türk çocuk da vardı. 1987 yılında, Batı Berlin’de, Türklerin yoğun olarak yaşadığı Kreuzberg semtinde Doğu ve Batı’yı ayıran Spree Nehri’ne düşen sekiz yaşındaki Cengâver Katrancı ile beş yaşındaki Çetin Mert adlı çocuklar, yine Doğu Alman askerlerinin yardım etmemesi yüzünden can vermişlerdi.

“Bay Gorbaçov, bu duvarı yıkın!”

1980’li yılların sonuna yaklaşıldığında artık Sovyetler Birliği dışa açılmaya, Doğu Bloğu ülkeleri de katı sosyalist programlarını gevşetmeye başlamıştı. Berlin’in 750. kuruluş yıldönümü için şehirde bulunan Amerikan başkanı Ronald Reagan 12 Temmuz 1987 günü Rus meslektaşına “Genel Sekreter Gorbaçov, Sovyetler Birliği ve Doğu Bloğu için barış istiyorsanız, refah istiyorsanız, liberalleşme istiyorsanız bu kapıya gelin. Bay Gorbaçov, bu kapıyı açın. Bay Gorbaçov, bu duvarı yıkın!” diye sesleniyordu. Küreselleşen bir dünyada, sınırların kalktığı bir Avrupa’da Berlin Duvarı da miadını doldurmaktaydı. Gorbaçov da geleceği öngörmüş olmalı ki, 40. kuruluş yıldönümü vesilesiyle Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ni ziyaret ettiği 7 Ekim 1989 günü “Yaşam geç kalanları cezalandırır” diyerek adeta Berlin Duvarı’nın tarihsel işlevini tamamladığını ima etmişti.

1989 yılının sonlarına doğru Doğu Berlin sokakları hareketlendi. Kentte başlayan rejim karşıtı protestolar ülke çapına yayıldı. 4 Kasım 1989 günü bir milyondan fazla Doğu Alman, Doğu Berlin’de seyahat yasağını protesto eden bir gösteri yürüyüşü yaptı. Doğu Alman yönetimi, yurtdışına seyahat etmeyi kolaylaştıran yasa değişikliği için çalışmalara başlasa da artık süre dolmuş, tarihin akışının değişeceği an gelmişti. 9 Kasım 1989 akşamı yüz binlerce Doğu Berlinli, Batı’ya geçmek üzere sınır kapılarına hücum etti. Doğu Alman yönetimi, Batı Almanya sınırı da olmak üzere bütün sınır kapılarının açıldığını bildirdi. Batı ve Doğu Berlinlilerin 28 yıllık hasreti sona erdi. Yaklaşık bir yıl sonra, 3 Ekim 1990 günü Berlin Duvarı’nın yıkılarak tarihe gömülmesi, Almanya’nın yeniden tek ülke haline gelişinin de ilk adımı oldu. 

  • Paylaş
Sanırım berlin duvarının yıkılmasına üzülen nadir insalardanım, insanların o duvarı yıkarken yaşadıkları sevinci televizyondan izlerken ben içten içe üzülmüştüm. ideolojik değildi üzüntüm sebebini de aslında oturup adam akıllı hiç düşünmedim . başlığı görünce yazayım dedim işte :)) üzüldüm yaa güzel duvardı :))
  • Paylaş
Dünya Düzdür adlı kitapta Berlin duvarının yıkılmasının küreselleşme ve ekonomi alanlarındaki etkisi oldukça iyi anlatılıyor.Öneririm,genel olarak küreselleşen dünya üzerindeki kanıları oldukça değiştiriyor..
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

1924 Görüntülenme4 Takipçi3 Yanıt