Bilmek istediğin her şeye ulaş

Bilim ve din bir arada yürür mü?

Bilimsel bilgiler tamamen dinden ayrılmış olmak zorundadır. Bu şekilde bilimselliği kesinlik kazanabilir. Her durumun bir kesinlik açıklaması vardır. Eğer bilimde açıklanamayan olaylar ya da açıklanmış olaylar dinle açıklanmaya çalışılırsa yanılgılar ve karmaşıklıklar doğar. Doğruluk kavramı önemini yitirebilir. Bir arada yürümeleri söz konusu değildir. Din toplumlar arası değişkenlik gösterir ve toplumlarda farklı doğrular vardır. Bilimsel bilgi ise tek bir doğru taşır.
  • Paylaş
Bilim şüphedir, din iman.

Dünyayı bilimle anlamaya ve açıklamaya çalışan insanla, dünyayı din ile anlayıp açıklayan insan çatışır.

Bunu çözmek ve ortak taban yaratmak adına, prensip icat etmeye çalışmışlar; Herkesin din ve vicdan özgürlüğü vardır, kimse diğerine karışamaz, saygı duymalıdır. Din işleri ve dünya işleri ayrı yürütülür birbirine karıştırılmaz, denmiş.

Lakin, bu prensibin din ve vicdan özgürlüğü boyutundan güç alanlar, din sadece Allah ile Kul arasında kalamaz, din bir yaşam biçimidir dediklerinde, akabinde kendi içlerinde tabi oldukları doktrinle tutarlı kalabilmek adına, devlet de dine göre idare edilmelidir demeye başladıklarında, toplumda din ve dünya işleri karışmaya başlıyor.

Yani prensip kendi içinde paradoks taşıyor, zira dinin devlet idaresine, adaletin icrasına, miras hukukuna kadar birçok idari konuda da düzenlemesi var ve ayrı tutulması noktasında ideolojik sıkıntı var.

Din, toplumla devleti bütünüyle düzenlemek ister. İslam dininde özünde yok ama, Hristiyanlık dininde ya da 4000 yıllık antik Mısır'ın çok tanrılı dininde mesela, ruhban sınıfının muazzam bir güç talebi var ve bu talepten de kaynaklanıyor, dinin devlete müdahalesi.

Din, bilimi, felsefesinden ayırıp, sadece tekniğini kullanmak ister. Bu çerçevede bilimin her yeni keşfine acilen din açısından bir anlam katma kaygısıyla hareket eder ve yorum getirir. Klonlama konusunda Hristiyanlığın bile kaygılarını yakın dönemde izledik.

Öte yandan, Avrupa toplumunun bugünkü medeniyeti, engizisyon dönemi gibi bir karanlık çağdan sonra toplum devrimi ile bugüne şekillenmiş, din ve toplum evrilmiş. Bu konu toplumda ve devlet idaresinde bu dibe vuruş nedeniyle köklü ve katı prensiplerle aşılmış, nihayetlenmiş bir çok anlamda.

Lakin bizde hiçbir zaman Hristiyanlıkta olduğu gibi bir karanlık çağ yaşanmamış, bunda elbette Osmanlı Medeniyetinin muazzam medeniyet algısı baş faktör. Var olan muazzam güç imparator, hükümranlık sahasındaki bütün toplumları alabildiğine serbest bırakırken, din ve bilim çatışmasında hep pragmatik davranmış. Tabi bunu Osmanlının hükmettiği dönemin geneline dair söylemek doğru, ara ara dönemlerde farklılıklar olmuş tabi. 600 yıl ile Cumhuriyetimizin 90 yılını yan yana koyup öyle bakmak lazım.

Dolayısıyla bizde hiçbir zaman dinen karanlık bir çağ yaşanmadığı için toplum devrimi yaşanmamış, son halindeki uygulamaların çoğu, Avrupa medeniyetinden direk alıntı yapılmış durumdadır. Şu anki uygulamada yaşanan sorunlar biraz da bundan. İlla açmak gerekirse, bizde de 1500-1600 lü yıllarda örneğin, ruhban sınıfının da aşırılaşması ve baskısıyla padişah, dinin uygulama sahasını baskı, zorlama, zulüm, işkence şeklinde imparatorluk güdümündeki bütün toplumlara dayatsaydı, ve artık öyle bir noktaya gelinse ve toplum yapısı çökseydi, cehalet ve veba kıyım halinde ortaya çıksaydı, nihayetinde toplum ayaklanıp idareyi ele geçirseydi, sonrasında sağlanan konsensus şu an günümüzdeki uygulamaların tabusu olup, tartışılmaz düzenlemeleri ile din ve devlet idaresini düzenleyecekti.

Formül, hoşgörü ve saygı kültürü, toplumsal barış. Anahtarı ise eğitim.
  • Paylaş
Bilim ispata, din iddaya dayalıdır.
Gram aklı, mantığı olan bir kişinin bu iki kavramın bir arada bir denge sağlamayacağını bilir!
İnsan yapısı gereği ve öğretilmiş olan değerlerine göre bir şeylere inanmak ister. Bu ondaki güven duygusunu besler. Bir boşluğa doğru ilerlemektense, orada güzel bir şeyler vardır. Öyle diyorlar diyip ilerlemesi ona daha çok huzur verir. Hatta bu huzuru yok etmemek adına hiç sorgulama ihtiyacı bile duymaz.
Bu bağlamda bilim daha realist kaldığından dolayı din ile çelişir. Geçmişe baktığımızda da çoğunlukla insanların ölmesine ve savaşların çıkmasına hep dinler/inanışlar sebeb olmuştur.
Normal şartlarda gelişmiş insan topluluklarında inanışların ön yargıları oluşturmaması gerekir fakat günümüzde bırakın ön yargıyı sırf kendi inandığına inanmadığı için şiddete uğrayan (her din/inanış için söylüyorum.) ve kendi inanmadığı bir inanışın kurallarına göre yargılanıp, öldürülen insanlar var.
Unutmayın; kendi inanışlarınıza ve görüşlerinize saygı duyulmasını istiyorsanız, öncelikle siz saygı göstermeyi denemelisiniz.
Din yazıldığında otomatik olarak kendi dininizi düşünmeyin. Dünya'da sadece tek bir din(müslümanlık) yok. Size göre tek bir inanış olabilir fakat unutmayın belki sizin inandığınız dinden farklı bir dine inanan daha çok insan olabilir... Bu nedenle genel yorumlama yapmaya çalışın.
  • Paylaş
Çok ilginç cevaplar verilmiş ama nedense ya din yada bilime kılıflar giydirilmiş. Bilim kanıtlayamadigini reddetmez bir kere ilk düzelteceğim konu bu. Eğer öyle olsa teoriler olmazdı, bugün yüzlerce teori var bilim adamlarının on gördüğü kanıtlayamiyorlar ama reddetme de yok.

Din de varsayımlar ve iddialar değildir, olduğuna inanılan ve şahitleri olan iman etme vasıtasıdır. iman sorgusuz yapılan ve bireysrl olarak çok güçlü olduğu için 3. Kişiler tarafından da sorgulanamaz.

Gelelim asıl soruyu din ile bilim bir arada olur mu? Olur ama zor olur, örnekleri tarihte var hristiyanlar çatır çatır bilim adamı kesmiş mesela, islamda kesilen yok ama sürgünler var. Bilim adamları islamda daha rahat olmuşlar ama yine de sıkıntı çekmişler. Misal kadavra bulamamış hayvanlar ile yetinmisler. Büyücü denir diye kimyadan cekinmisler yani eski zamanda din ve bilim zor ikili olmuş ama şimdi ki aydınlık çağda bu daha kolay.
  • Paylaş
1

Hakan, Bir ek yapayım bir yerde kolay para çoksa günümüz de ki din orada hemen yerini alır, bilimde para çoktur ama kolay değildir o yüzden dinin bilimle pek işi olmaz.

Yürüyebilir. Fakat yürümek zorunda da değil. Yani bu seçim ikisine bırakılmalı. İnsanlar zorlamamalı ikisini bir arada yürütmek için. İkisi birbirini destekleyebilirler fakat birbirlerine bir şey katmak zorunluluğu da yok. İki tarafta kendi kulvarından gitmeyi seçer zaten. Çatışmak zorunda değiller. İkisi de özgür.
  • Paylaş

Bilim sözde kanıtlayamadığını red eder sebebini görmediğini red eder, fakat Kuran-i Kerim'de yazana göre her varlık her olay sebepler dairesinde gelişir bilimin bu sebepleri görmemiş olması yada henüz keşfetmemiş olması sebebi olmadığını göstermez. Tarihte birçok büyük müslüman bilim adamları olmuştur

  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

988 Görüntülenme8 Takipçi6 Yanıt