Bilmek istediğin her şeye ulaş

Bir felsefesi olduğunu düşündüğünüz müzik adamları/grupları kimlerdir?

Pink Floyd bir bütün olarak da, tek tek Roger Waters, David Gilmour ve ölmeseydi asıl kurucusu Syd Barrett ile de dünya gerçeklikleri üzerine şarkı sözleriyle tam bir felsefik, psikodelik müzik grubudur. Zaten ses mühendisi olan grup üyeleri bir müzik eserinde kullanılabilecek en umulmayan şeyleri kullanırlar. Yüksek dozda esriklik barındırır.

Led Zeppelin'in şiirsel felsefikliği de dillere destandır, adamların Kashmir parçasıyla mistikliğin ve düşlem gücünün doruklarında gezdikleri görülebilir. Stairway to Heaven'dan bahsetmeye bile gerek yok. Bir de Gallows Pole dinleyin bakalım. Dar ağacında cellatla muhabbet nasıl olurmuş diye.

REM grubu da solisti ve söz yazarı Michael Stipe ile çok değerli düşünsel parçalara, güzel metaforik anlatımlara yer verir. "Losing my Religion" ve "Everybody Hurts" gibi felsefe akan müzik eserleri, en sevilenler listesinde başa oynarlar ve melodik olarak da en ünlü rock eserlerindendir değil mi? Bunun yanında "Drive", "Electrolite", "Orange Crush" da dinlemelisiniz.

Son yıllarda Alter Bridge de parçalarındaki derin anlatımla (örn. Broken Wings, Open Your Eyes, In Loving Memory) ön plana çıkmıştır benim nezdimde. Gitar soloları muhteşemdir, hızlı, sert ama derindir.

King Crimson tabii ki. Parçaları son derece ütopik anlatımlarla bezeli, gerçeklerden de dem vuran değerli bir gruptur, "Starless", "Moonchild", "Epitaph" vs. dinlenilesi, felsefik ve insanı kendinden geçiren müzikal altyapısıyla sağlam parçalardır.

Bob Dylan felsefe yapan ve bunu dolaylı yoldan, metaforik anlatımlarla insanlara gizemli gizemli veren bir müsizyen olarak duayendir denebilir. Amerika'nın siyasi çalkantılarını, insanlığın ayıplarını, savaşların gereksizliğini, kadınların güzelliğini her yönüyle ele alan şarkılar yazmış ve beğenilme derdi olmadan yolunda yürüyerek tam bir düşün adamı olduğunu ispatlamıştır. "One more cup of coffee" ve "Knocking on Heaven's Door" en bilinenleri ancak "Tangled up in Blue" , "Mr. Tambourine Man", "Gotta Serve Somebody" gibi parçaları da bilinmelidir.

Johnny Cash, insan hakları (God's gonna cut you down, Redemption Day, Folsom Prison), emekçilerin çektikleri (Sixteen Tons), aşkın esrikliği (Ring of Fire, Solitary Man) gibi konularda dahiyane basitlikte ve müthiş müzikalitede country rock& blues tadındaki eserleriyle de düşünen/düşündüren müzisyenlik dalında ön saflardadır kesinlikle.

Yabancılardan en son ve kendi güncelimde en sevdiğim grup olarak öne çıkan bir grup var ki, o da Other Lives'tır. Belki pek çoğunuz henüz duymamış olabilir ama gerçekten açıp dinlemenizi, sözlerindeki derinliği anlamanızı, melankolik, düşüncelere daldıran, hayallerde gezindiren kaliteli müzikal altyapısını duymanızı dilerim. Özellikle resmi klibi dünyanın çeşitli yerlerinden insanların katıldığı yarışmayla belirlenmiş "Dust Bowl III" parçası, klibindeki muhteşem oyunculukla da modern insanın kendi şeytanlarıyla başbaşa kaldığında ne halde olabileceğini, etrafına nasıl acımasız bir farkındalık geliştirebileceğini vurgular! Eserin sahibi Other Lives da, videoyu yapan yönetmen de, kalabalığın içindeki yalnızı oynayan o tek oyuncu da muhteşem vermektedirler bu duyguyu. Diğer parçalarından sözlerine ulaşamadığım ve sözlerini anlayamadığım "Take us Alive" sadece o vurucu müziğiyle bile baştan çıkarıyor algılarımı. "Desert" keza öyle. "Weather" parçası da 2 nota baz alınarak yapılan devasa bir eser, sözleriyle de dünyanın geçiciliğini, günlerimizin sayılı oluşunu, insanlığın bir değer kavramı çerçevesinde nelerle uğraştığını kulaklarımıza fısıldıyor resmen. Albüme adını veren "Tamer Animals" da ismiyle bile dikkat çekiyor: "Terbiye eden Hayvanlar". Bu biz insanlara sağlam bir çıkıştır. : ) Kısaca Other Lives, bilinesi, dinlenesi.

Vee geleyim ülkemize!

Türkiye'den, yani o kadar geri bırakılmışlığa terk edilmeye çalışılan ama her şekilde DİRENEN güzel ülkemizden çıkan güzel müzik grupları ve müzisyen kişilikler de vardır, örneğin:

Redd grubu tam anlamıyla karşılıyor ülkemiz Rock'ının felsefik aktarımını ve güzel cümlelerle derdini anlatmak yolunda çok sağlam melodik parçalar yazıp söylüyorlar. Örneğin,
"Hâlâ Aşk Var mı? " , "Mutlu Olmak için" , "Ellerini Kaldır" vs.

İntihar etmeyip şu sahnelerin daha çok kalitesiz insanla işgaline izin vermeseydi, müthiş yeteneğiyle güzel insan, sağlam Blues gitaristimiz Yavuz Çetin de insanlarımızı daha çok düşünmeye, hayatın yozluklarına başkaldırmaya davet etmeye devam ederdi! Son albümü "Satılık" 'tan kalan parçaları arasında özellikle "Yaşamak İstemem" adlı eserinde dünyanın ne menem bir hale geldiğini Yavuz Çetin öyle bir anlatmıştır ki! Şu üç mısralık sözleri bile nasıl derin bir insan olduğunu gösterir:
"Benden bir ruhsuz yaratmayı nasıl başardınız?
Benden bir uyumsuz yaratmayı nasıl başardınız?
Benden 'sizden biri' yaratmayı nasıl başardınız? "

Evet bu sözlerin üstüne denecek şey yok... Işık içinde ol Yavuz Çetin, toprağın bol olsun...

Pentagram grubu iyi ki bir efsane olarak devam ediyor, grubun Aşık Veysel düzenlemesi "Gündüz Gece", "Bir" , "Şeytan Bunun Neresinde" gibi parçaları yaşadığımız dünyayı, inançlarımızı, yaşam biçimlerimizi en sağlam sorgulayan sözlere sahiptir.

Pentagram'dan ayrılan Ogün Sanlısoy da çok güzel düşündürücü eserler yaratmıştır:
"Hadi Beni Güldür", "Bilmece", "Büyüdük Aniden" vs...

Erkan Oğur üstadımız da ülkemizden çıkan en nadir sanat ve zanaat ustalarından. Yarattığı müthiş müzik aleti olan perdesiz gitarla çaldıklarını dinlememişseniz eğer, müziğin o alıp götüren, uçurucu, düşüncelere daldıran dünyasının önemli bir kısmından habersizsinizdir. "Divane Aşık gibi", "Ey Zahit Şaraba Eyle İhtiram", "Derdim Çoktur Hangisine Yanayım? " gibi parçaları daha isimleriyle bile insanda etki uyandırır...

Fikret Kızılok'u anmazsak da olmaz, onun hangi eserinin düşünsel özü yoktur ki? "Kalbim" parçasında "Bir dünya istedin kardeşçe, olamadı... " diyen, "İnişlerim Çıkışlarım" da bir insanın kendine bakışını ve kendi kendini yargılayışını en samimi dille yapabilen, toplumunun dertlerini kendine dert etmiş, büyük bir sevgiyle de Aşık Veysel'in çıraklığını yapmış bir adamdan bahsediyoruz. Nazım Hİkmet'in şiirleriyle ülkenin siyasi olarak en çalkantılı yıllarında albüm yapmış (Not Defterimden) bir adamdan bahsediyoruz, "Vurulduk Ey Halkım" diyen, "Mustafa Kemal: Bir Devrimcinin Güncesi" eserleriyle gericiliğin tepesine binen ve bilindik müzikal algıların çok ötesinde korkusuzca davranabilen, isterse bir başbakanı şarkısıyla direk karşısına alabilen bir müzisyenden bahsediyoruz (Süleyman hep başbakan) . Yurdum insanına da "Why High One Why" diyerek yaratıcılığın ve sorguculuğun en uç örneklerinden birisini sergilemiştir bu alçakgönüllü, deniz sevdalısı güzel insan. Ömrünün son zamanlarında da, o kötü kalp krizinden önce, çok sevdiği denizle arasına girmeyecek şekilde "Paslanmayan kadın arıyorum. " demesi ne kadar da ince ve güzel bir zekâsı olduğunu göstermez mi? İsmin daima yaşasın Fikret baba. Işıklar içinde olsun senin de ruhun.

Feridun Düzağaç için hayatı acısıyla tatlısıyla anlatan müzisyen/şair dersem yanlış olmaz kendimce. "Yürüdüm" parçasındaki sözlerin gidişatı koca bir hayatı (kendisininkini) özetler. Ölümle ilgili korkmadan konuşabilmesi de çok değerlidir kanımca, örneğin "Bir gün Ölürsem" parçasını dinlemelisiniz. "Yüzün" parçasında kişinin sevdiğine ayna tutmasını ele alır ve kadınına verdiği tavsiyeler değil her erkeğin harcı, istersen düşünür ol, zor edersin öyle bir tavsiyeyi kadınına! O sözleri parçanın içinde dinleyin derim, buraya yazmayacağım.
Bir şarkısında da "O kadar dolmuşum ki şu boşluğun içinde. " diyerek şarkı sözlerindeki düşünsel derinlik arayışımda çıtayı çok yükseltmiş bir düşünür/müzisyendir Feridun ağabey.
Rahmetli üstad Fikret Kızılok'un "Tek Başına" adlı eserini de yeniden yorumlayışı çok dokunaklıdır son albümüyle.
İyi ki var ve iyi ki şarkılarını söylemek için ortaya çıkmış dediğim müzik adamlarındandır kendisi.

Kesmeşeker grubunun "Ne zaman gitti tren? " parçası bana hayat üstüne düşünmeyi öğretmiştir şu sözüyle de: "Uzundur ömür, meraklanma. Mühimdir yalnızlık, telaşlanma. " Ağır gelebilir kimilerine ama öyledir işte.

Dilerim ülkemizde daha nice gruplar ve müzisyenler çıkacaktır. Tek tük de olsalar kıymetlidirler ve sevilmeye devam edileceklerdir. Daha burada ismini anmadığım/anamadığım nice müzik grubu ve müzisyen elbette var. Onları da diğer arkadaşlarıma bırakırsam ayıp etmem sanırım. Soru güzel, konu güzel, daha çok müzisyenden birbirimizi haberdar edelim ki ufkumuz genişlesin. : )
  • Paylaş
Felsefe derken sanırım politik bir çizgiden bahsediyorsunuz. Bu durumda eizlen zenci haklarını savunan ve Martin Luther King'in meşhur I Have a Dream konuşmasını şarkı yapan Bob Marley diyebilirim.
Ayrıca Redemptiıon Song, No Woman No Cry gibi bir çok politik parçası vardır.

Marijuana Haklarını savunan Peter Tosh da bu bağlamda Felsefik olacaktır.


Give Piece a Chance, Imagine gibi politik şarkılarıyla tabii ki John Lennon ve tüm Beatles de felsefe sahibi diyebiliriz.


Blowing in the Wind ile Bob Dylan da felsefe yapmıştı dersek onu da katmalıyız katarımıza


İneğin şarkısıyla hayvan hakları savunucusu olduğunu düşündüğümüz, aslında arkasında derin bir felsefe yatan şarkısıyla Joan Baez :)


Tabii hayatın gerçekleri sadece politika değil, sosyal içerikli muhteşem şarkısıyla James Brown'ı da atlamamlı :)


Batıl inançları eleştiren şarkısıyla Stevie Wonder da felsefik olmaz mı bu bağlamda


Katoliklerin sorunlarını irdelediği muhteşem şarkılarıyla Frank Zappa abimiz de aslında felsefik değil midir.


Woodstock'da amerikan milli marşını Viyetnam savaşı efektleriyle çalan Jimmi de felsefik olmaz mı...

Sanrım pop şarkıcıları hariç felsefik olmayan müzisyen yok. Sanatçı zekidir, sürekli düşünür, özellikle de toplumsal, politik, felsefik sorunsallar sanatçıdan sorulur.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

355 Görüntülenme7 Takipçi2 Yanıt

Konu Başlıkları