Bilmek istediğin her şeye ulaş

Bir öğretmensiniz ve derste öğrencilerden biri cevabını bilmediginiz soru sorsa durumu nasıl kurtarırdınız?

Ben de arada sırada eğitmenlik yapıyorum ve her eğitim verdiğimde yeni bir şeyler araştırıyor ve öğreniyorum. Cevabı bilmediğimi söyler hem öğrencime hem de kendime konuyu araştırma ödevi veririm. Bir sonraki derste de konuyu bilerek öğrencime anlattırır ve eksikleri hataları olursa onları düzeltirim.
  • Paylaş
Öğrencinin sorduğu soru benim alanımla ilgiliyse az çok fikrim vardır ancak bilmiyorsam kesinlikle o anı kurtarmak adına doğru olmayan bir şey söylemem o konuyu araştıracağımı söylerim ve mutlaka bir ders sonra araştırıp gelirim. Öğrencimi bilgilendiririm. Ancak bilinmesi gereken bir şeyi bilmiyorum demek olmaz mutlaka derse hazır girmek gerekir.
  • Paylaş
Böyle bir şeyle karşılaşmak hoşuma gider. Bütün insanlar ve bütün durumlardan öğrenilecek şeyler vardır. Öğrencime cevabı bilmediğimi söylemekten çekinmem ve o soru her neyse onu bir an önce öğrenmek isterim. Öğretmenler her şeyi bilen ve öğreten kişiler değildir. Biz bildiklerimizi aktarmanın yanı sıra, öğrencilerimize bilginin değerini ve bilgiye nasıl ulaşacaklarını öğretmeliyiz.
  • Paylaş
Bilmediğimi söyler o öğrenciye araştırması için görev verip, bizi bilgilendirmesini isterim. Bazı hocalar bilmediklerinde kıvırırlar. Bunu öğrenci anlar zaten ve hocanın değeri gözünde düşmüş olur ama bilmediğini dürüstçe söyleyebilen bir hoca herzaman artı puan kazanır. Ali Nesin'den bir anı:

"Fransa’da matematik öğrencisiyken bir ara Sorbonne’un felsefe bölümüne, üçüncü sınıfa yazıldım. Hocalar çok kötüydü. Ders boyunca ayağa kalkmazlar, karatahtayı hiç kullanmazlar, kürsüden tekdüze bir sesle notlarını okurlardı. Alışamadım. Çok sıkıldım. Nerde benim ders boyunca oturmayan, heyecanlarını saklayamayan, matematiğin güzelliğini paylaşmak için canla başla çalışan matematik hocalarım! Üstelik Sorbonne’un hocaları, felsefe değil, felsefe tarihi okutuyorlardı. Hatta felsefe tarihi bile değil, filozoflardan şatafatlı sözlerle sözediyorlar, daha çok edebiyat yapıyorlardı: “Ey karanlıkların düşmanı! Ey hiç evlenmemiş bâkir adam! Doğumu olan 22 Nisan 1724’ten ölümü olan 12 Şubat 1804’e dek hiç terketmediği Königsberg kasabasının o görkemli gotik katedralinin önünden her gün aynı saatte geçen ve kasabalıların bu sayede saatlerini ayarlamalarını sağlayan ey dakik adam! Ey Immanuel Kant! ... ” Dersler, içeriği olmayan boş sözlerle geçiyordu. Bıraktım dersleri. Sartre’ı ve varoluşçuluğu anlatan bir hocanın dersi dışında... O hoca çok ünlüydü. Tıklım tıklım dolan koca bir amfide verirdi derslerini. Yaşlı başlı insanlar da gelirdi derse. Birçok öğrenci hocanın dersini teybe kaydederdi, belli ki hocanın dediklerinden hiçbir şey kaçırmak istemiyorlardı. Hiç oturmazdı hoca, hep karatahtanın önündeydi. Çok da güzel konuşurdu. Bir gün, derse girer girmez,
– Sorusu olan var mı? Diye sordu.
İlk kez böyle bir soru soruyordu. O gün dersini mi hazırlamamıştı ne?
Oldukça uzun bir sessizlikten sonra bir delikanlı çekine çekine parmak kaldırdı.
– Mösyö, dedi, Sartre’ın Imaginaire adlı yapıtının bilmemkaçıncı sayfasında anlamını anlamadığım ve hiçbir sözlükte bulamadığım şöyle bir sözcük var, ne demektir bu sözcük?
Öğrenci sözcüğün geçtiği tümceyi de okudu.
Hoca soruyu sorana baktı, baktı, baktı... Sonra karatahta önünde bir aşağı bir yukarı dolaşmaya başladı. Sınıftan çıt çıkmıyordu. Neden sonra durdu ve,
– Önce, dedi, Imaginaire’in Sartre’ın düşüncesindeki yerini saptayalım...
Başladı Imaginaire’den sözetmeye... Uzun uzun... Daha önce ben bu adamın ne dediğini aşağı yukarı anlardım, ne oldu birdenbire böyle? Dersin bitmesine beş dakika kala,
– Evet, dedi, başka sorusu olan var mı?
Kimsenin sorusu yoktu. Ders bitmişti.
Sorbonne’da tanıdığım hocalardan bir bu hocaya saygım vardı, o hocaya da saygım kalmamıştı artık. Oysa, “o sözcüğü ne yazık ki ben de bilmiyorum, ” deseydi, “eğer bulabilirsem gelecek derse anlatırım, ” deseydi, saygım bin kat artardı.

Dediğim gibi öğretmen bilmediğini açık açık söyleyebilmelidir. Öğretmen her şeyi bilemez. Yalnızca bunu öğrenmek bir öğrenci için büyük bir kazançtır. Sözünü ettiğim hoca ünlü bir filozoftur. Ölmüş. Ama gene de adını vermeyi doğru bulmuyorum. "
  • Paylaş
hazıra alışmanın sebebi nedir bunu araştırıp yarın arkadaşlarına da analtıyosun :))) araştırdığınız herşey daha kalıcı olur derim
  • Paylaş
bilmediğimi asla belli etmem. ve onların benim o anda konuyu kaydırdığımı anlayamayacaklaı br şekilde konuyu kaydırırdım.
  • Paylaş
buda sorulacak şeymi, evde kitabı hiçmi açıp bakmıyorsun bak kitabın şurasında yazıyor diyerek kitabı açarak cevabı bulup gösterirdim.
  • Paylaş
bugün baban aradı.' çok akıllı çok zeki olduğunu söyledim! derim.
  • Paylaş
araştır yarın gel anlat derdim ..klasik öğretmenlerimizin kullandığı en kestirme yol
  • Paylaş
bilmiyorum​ derim.
  • Paylaş
Eğer konu ilgi alanımsa mutlaka bildiğim bir şeyler vardır durumu kurtarmaya gerek yok fakat hepimiz insanız herşeyi bilecek halimiz yok birlikte araştıralım bu konuyu arkadaşlar derim
  • Paylaş
çok güzel bir konuya değindin, bu soruyu çoğu öğrencimden duymuşumdur o yüzden cevabı sizin araştırmanızı istiyorum daha kalıcı olması bakımından yarın kompozisyon yazdırıcam kanaatime de yansıyacak... klasik kurtarış:)
  • Paylaş
Arkadaşınız çok güzel bir soru sordu ve bu sorunun cevabını bir sonraki derse öğrenip gel bizede öğret derim :D sana ödev olsun derim kimse soru sormaz ödev almamak için kafa rahat :D
  • Paylaş
Hiç bir fikrim yoksa kesinlikle bilmiyorum derim, ne var bunda öğretmen olunca her şeyi bilmek gibi bir yükümlülüğümüz mü oluyor? O an bakabileceğim bir kaynak varsa bakarım birlikte öğreniriz, saydam ve işbirlik içinde dersimize renk katarız :)
  • Paylaş
Peki öyle olsun ben arada bir bakayım madem
  • Paylaş
Ben bilmiyorum bilen varsa aranızda cevaplasın derim.
  • Paylaş
2

Tuba Aksoy, Güzel soru çoçuklar bunu araştırın yarın sizlere ben soracağım derdim. Bilmemezlikten gelmezdim.

Fatih Taskiran, Dersle ilgili soru soralim der gecerim.