Bilmek istediğin her şeye ulaş

Bologna sürecinin Avrupa yüksek öğretimine nasıl etkileri olmuştur?

Bologna Süreciyle birlikte Avrupa yüksek öğretim sistemini dönüştüren en önemli hamle, kuşkusuz yüksek öğretimin iki/üç döngülü sisteme geçişidir. Bologna Sürecine üye ülkelerin birçoğu iki/üç döngülü sisteme geçişi tamamlamıştır. Fakat Almanya, İspanya, Avusturya gibi ülkelerde iki/üç döngülü sisteme tam geçiş sağlanamamıştır ve yeni sisteme dahil olan öğrenci sayısı düşüktür. Daha somut verilerle ifade etmek gerekirse, Bologna sürecinin tarafı olan 47 ülkenin yarıdan fazlasında, Bologna iki/üç döngülü sistemine öğrencilerin %90’dan fazlası dahil olmuştur. Yaklaşık dörtte birinde ise öğrencilerin % 70-89’u bu sisteme dahil olmuştur. Fakat özellikle dört yıldan fazla eğitim gerektiren tıp, dişçilik, eczacılık, mimarlık ve veterinerlik ile kısmen mühendislik, hukuk, ilahiyat, psikoloji ve öğretmenlik gibi alanlarda eski yapı uygulanmaya devam etmektedir. İspanya, Avusturya Almanya ve Slovakya’da iki/üç döngülü sistemin uygulanması ve öğrencilerin katılımı diğer ülkelere göre düşüktür. Öğrencilerin, Avusturya’da %47’si, Almanya’da %36’sı, Slovenya’da %31’i, İspanya’da %4’ü üç döngülü sistemde öğrenim görmektedir. Düşük katılımın nedeni, Bologna yapısına geçişe yönelik yasal düzenlemelerin görece geç başlaması ve yeni sistemin geç uygulanmasıdır. Bologna sürecine 2008’de dahil olan Rusya ve Makedonya ise Bologna kademelendirmesini şimdilik uygulamamaktadır. Türkiye yüksek öğretim sistemi eskiden beri zaten üç döngülü sistemi uygulayan bir yapı olduğu için Avrupa yüksek öğretimindeki bu en tartışmalı uygulama, Türkiye’de tartışılmamıştır. Dahası, Almanya ve İngiltere gibi birçok ülke lisans eğitimini üç yıla indirmesine rağmen Türkiye’de lisans eğitiminin indirilmesine ilişkin bir tartışma söz konusu olmamıştır. Bologna Sürecinin bir diğer önemli bileşeni kolay anlaşılır ve birbirleriyle karşılaştırılabilir bir yüksek öğretim sistemi kurmaktır. Bunun için AKTS ve diploma eki uygulaması Sürecin en önemli bileşenlerinden biri olarak tanımlanmıştır. Bologna Süreci öncesinde uygulanmaya başlanmış olan AKTS sistemi 2012 yılı itibariyle 23 ülkenin tüm yüksek öğretim programlarında, 11 ülkenin yüksek öğretim programlarının %75’inden fazlasında, Türkiye’de ise %50-75 arasında uygulamaktadır. Almanya, Avusturya ve Slovakya AKTS’yi yüksek öğretim programlarının %50’sinden daha az bir kesiminde uygulamaktadır. AKTS’nin uygulanmadığı programlara bakıldığında genelde tıp ve eczacılık gibi alanlar ile güzel sanatlara ilişkin alanların olduğu görülmektedir. Yeterlilikler çerçevesi, Bologna Sürecinin gündemine 2001 yılından itibaren girmiştir. Yüksek öğretimi daha açık/anlaşılabilir hale getirecek, öğrenme çıktılarının görülmesini sağlayacak yeterlilikler çerçevesinin hazırlanması konusunda çalışmalar tüm üye ülkelerce yürütülmektedir. Yüksek öğretimde ulusal yeterlilikler çerçevesini uygulamanın son tarihi 2010 olarak belirlendiğinden dolayı, 2007’den sonra yeterlilikler çerçevesini uygulamak için daha yoğun çalışmalar yürütülmüştür. Fakat birçok ülkede yeterlilikler çerçevesi konusunda çalışmalar, 2009 yılında başlamıştır. 2009 yılında sadece altı ülke kendi kendine sertifikalandırma (self-certification) sürecini tamamlamıştır. 2012 yılındaki gelişmelere bakıldığında ise yeterliliklerin iş yükü, düzey, öğrenme çıktıları, beceri ve profile göre tanımlanması öngörülmüştür. Almanya, İngiltere ve Portekiz gibi 10 ülke yeterlilikler çerçevesi çalışmalarını tamamlamıştır. Türkiye gibi 13 ülke ise yeterlilikler çerçevesi konusundaki çalışmaların çoğunu tamamlamıştı. Ayrıca, yeterlilikler çerçevesiyle birlikte gündeme gelen bir diğer konu, önceki öğrenmelerin tanınmasıdır. Az sayıda ülke önceki öğrenmelerin tanınması, esnek öğrenme ve ulusal yeterlilikler çerçevesi konusunda iyi bir sistem kurmuş; birçok ülke ise bu konularda çok fazla bir ilerleme kaydetmemiştir. Bologna uzmanları tarafından hazırlanan durum raporlarında da yeterlilikler çerçevesi, öğrenme çıktıları ve AKTS arasında yeterli bir bütünleşme sağlanmadığı ifade edilmiştir. Bologna Sürecinin başlangıcından itibaren kalite güvence sisteminin kurulması Bakanlar Toplantılarının en önemli gündem maddelerinden biri olmuştur. Yüksek öğretimin kalitesini geliştirme ve kalite güvence sistemi kurma birçok ülke için yüksek önceliğe sahip olarak tanımlanmıştır. Kalite güvence sistemleri sayesinde paydaşların güveninin kazanılacağı ve böylece AYA’nın oluşumun hızlanacağı düşünülmüştür. Kalite güvence sistemi, programların ve enstitülerin öğrencilerin katılımı, yayınların sonuçları, akreditasyon sistemi, sertifikalandırma veya karşılaştırılabilir prosedürler ve uluslararası katılım, işbirliği ve ağlar kurma açılarından hem içsel hem de dışsal bir değerlendirmeye tabi tutulmasıyla gerçekleşmektedir. Bu çerçevede yüksek öğretimde Avrupa Kalite Güvencesine Kayıt (YAKGT-The European Quality Assurance Register for Higher Education) 2008 yılında kurulmuş 2012 Ocak itibariyle 13 ülkedeki 28 ajans Kayıtta yer almaktadır. Almanya, Avusturya, Romanya, Hollanda, İspanya, Finlandiya, Danimarka, Fransa, İrlanda gibi ülkeler en az bir ajansla listede yer almaktadır. Bologna Süreci kapsamında Türkiye’de en çok tartışılan konulardan biri de kalite güvence ajansının kurulması konusudur. Bu anlamda 2005 yılında Yüksek Öğretim Kurumlarında Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Yönetmeliği hazırlanmış ve bir Yüksek Öğretim Kurumları Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Komisyonu (YÖDEK) oluşturulmuştur. YÖDEK, kuruluşundan sonra Yüksek Öğretim Kurumlarında Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Rehberi hazırlamıştır. Yönetmelik bağımsız ulusal dış kalite güvence ajanslarının kurulmasını hedeflemiştir. YÖK, ulusal dış kalite güvence ajanslarına lisans verme yetkisini elinde tutmaktadır. YÖDEK’e akademik birimler, programlar ve yüksek öğretim kurumları “kalite sertifikası” almak için başvurabilirler. Türkiye’de şimdiye kadar 2007 yılında Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MÜDEK) kurulmuş ve MÜDEK bugüne kadar 10 farklı üniversitenin 57 mühendislik programını akredite etmiştir. YÖDEK’e ulusal bağımsız dış değerlendirme ajansı olmak için, MÜDEK’e ilaveten iki ajans daha başvuruda bulunmuştur. Buna ilaveten yurt dışındaki kalite güvence ajansları da Türkiye’deki yüksek öğretim programlarını değerlendirebilmektedir. Örneğin, Amerika Birleşik devletlerinde faaliyet gösteren Accreditation Board for Engineering and Technology (ABET) bugüne kadar dört üniversitenin 42 mühendislik programını değerlendirmiştir. Bologna Sürecinin en büyük hedeflerinden biri AYA’yı daha rekabetçi hale getirmek ve öğrenci, araştırmacı ve öğretim üyesi hareketliliğini artırmaktır. Ancak AYA dışından AYA’ya gelme oranı hayli sınırlıdır (%2,25). AYA dışından öğrenim görmek için gelenlerin oranı Kıbrıs, İngiltere, Fransa ve İrlanda’da %5’ten fazladır. Türkiye’de dahil olmak üzere 16 ülkede AYA dışından öğrenim görmeye gelenlerin oranı %1’in altındadır. Asıl önemlisi AYA dışından öğrenim görmeye gelenlerin %75’i Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve Rusya’da öğrenim görmektedir. AYA içindeki hareketliliğe bakıldığında, öğrencilerin yarıdan fazlasının Birleşik Krallık, Almanya, Fransa ve Avusturya’ya gittiği görülmektedir. AYA içinden gelen öğrenci oranına bakıldığında iki ülke haricindekilerin oranı %10’un aşağısındadır. Ülkelerin çoğunda bu oran %5’in altında, ortalama ise %2 civarındadır.
  • Paylaş
Sonraki Soru
HESAP OLUŞTUR

İstatistikler

335 Görüntülenme2 Takipçi1 Yanıt

Konu Başlıkları